04 Kasım 2013, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

ÇİPLEME - FİŞLEME!

İcat çıkarıyorlar, sonra da kurtulmaya çalışıyorlar. Garip ikilemler içinde yaşıyoruz. Tıpkı Alfred Nobel’in icadı dinamit gibi. İcatların kullanım amacı farklılaştıkça yasaklar doğuyor. Yasaklara karşı çıkmalar değişik ölçeklerde suça, suçlar cezaya dönüşüyor.

Suçlara, suçlu ve suçluluk olgusuna; zamana, mekâna ve topluma göre farklı anlamlar yükleniyor. Herhangi bir zamanda yasak ya da suç olarak tanımlanmayan bir davranış farklı bir zaman diliminde farklı bir yerde suç olarak nitelendirilebiliyor.

Bu anlamda yasakların/suçların genel bir tanımını yapmak çok kolay değil. İki insan arasında bile birine göre normal olan bir davranış diğerine göre normal olmayan bir davranış görülebilmekte. Değerler, kültür, normlar, insan davranışları ve kabiliyetleri gibi insan faktörleri, tehlike tanımında, risk değerlendirmesinde, kontrol yöntemlerinde, yasak ve suçları tanımlamada belirleyici rol oynamakta.

Suç ve yasak kavramı her eğitim düzeyinde şekil değiştirerek varlığını sürdürebiliyor. İnsanlar neden yasaklara karşı çıkar / suç işler? Kimler böyle davranır? Bireyi bu tür davranışlara iten faktörler nelerdir? Tehdit oluşturan kişilerle, masum kişileri ayırt edecek bir yöntem bulunabilir mi? Bugün 10 yıl öncesinden daha güvenli bir ortamda mıyız? Bu tür sorulara başta felsefe, tarih, hukuk, sosyoloji, psikoloji, kriminoloji, olmak üzere birçok bilim dalı ve mühendislik branşları yanıt aramaktadır. Temelde amaç “suçu” olmadan önlemektir. Hukuk ilkeleri çerçevesinde güvenlik hizmetleri ve sistemleri kurulurken, havacılık sektörünün; havalimanlarının, havayolu yolcu terminallerinin, uçakların güvenliği de bu kapsamda ele alınıyor. Çünkü yolcu ve bagajları; elle arama, metal detektörleri, x-ray cihazları, kameralar, biyometrik sorgulama ve kimlik sorgulamaları ile halâ beklenen sonuçlar alınamadı. Havayolu terminali işletmeciliği gitgide karmaşıklaşıyor ve adeta küçük bir kent gibi 24 saat çalışıyor. Yolcuları, çalışanları, ziyaretçileri, otelleri, çarşıları, eğlence yerleri hatta evsizler yaşıyor. Müthiş bir hareketlilik var. Her tür insan gelip, gidiyor.

Bunca gelişmiş ve geliştirilmekte olan teknolojik araçlara rağmen “insan davranışlarını” inceleme sektörün gündemdeki yerini koruyor. Havalimanlarının içinde ve dışında polis, cankurtaran, itfaiye, özel güvenlik vb farklı fonksiyonları olan birimler arası iletişim ve bilgi akışı güçlendiriliyor. Eğitimsiz, yetersiz ve deneyimsiz personelin kilit noktalarda çalıştırılamayacağı da artık çok iyi biliniyor.

ABD Ulusal Güvenlik Departmanı, 3.000 uzmanın çeşitli havalimanlarında; şüpheli yolcu davranışlarını inceleme/yorumlama, değerlendirme görevi üstlendiğini ve bu konunun eğitimlerine daha fazla eğilmek gerektiğini vurgulamakta. Havalimanlarında fazlasıyla karşılaşılan; basit hırsızlık, organize suçlar, tehlike madde taşımacılığı, gümrüklerden hırsızlık, sahtecilik (para-bilet-vize vb), otomobil hırsızlığı, kaçakçılık, sahtecilik, rahatsız edici ve kaba davranışlar, unutulan bagaj ya da paketler, hastalıklar ve tabii suça teşebbüs... Gerek terminallerde huzuru bozan davranışlar sırasında ve gerekse sonrasında ekranların ve kayıtların incelenerek yorumlanması gerçekten de hüner isteyen bir meslek. “Davranış incelemenin” nasıl başarılabileceği ve hangi teknolojilerden destek alınabileceği tartışılmakta. Görevlilerin sadece güvenlik noktalarındaki manyetik/elektronik kontrollerde bagajlarda veya yolcuların üzerindeki  “uçakta taşınması sakıncalı ve yasak” malzemeleri değil, kuşkulu davranışları da dikkate almaları beklenmekte. Bu beklentinin nedeni, anlaşılma ve yakalanma korkusu fiziki reaksiyonları tetiklemekte. Bunların doğru okunması, suçları engellemede etkili olmakla kalmayıp, aynı zamanda, caydırıcılık rolünü de yüklenmektedir. Malum; tehlikeleri yönetme zayıf sinyalleri dikkate alma ile başlar. Potansiyel suçlarının tespiti, tespit edildiğinde nasıl davranılacağı ayrı bir araştırma konusu. Her bireye şüpheli gözüyle bakmak, çok kısa bir zaman içinde, temel insan hakları açısından bir fiyaskoya dönüşebilir.

Yeni icatlar arasında RFID’lerin (*) pasaportlarda/kimliklerde kullanılmasının yararları anlatılıyor. Doğal olarak, karşıt görüşlerle birlikte tartışmalar da başlamış durumda.  

Belki de çok yakında RFID çipli pasaportlara havalimanını kullanan herkesin parmak izi, sesi, göz bilgisi gibi fiziki özellikleri ile tüm kişisel bilgileri yüklenecek. Bu bilgileri; hobiler, yetkinlikler, davranış özellikleri, sağlık bilgilerinin eklenmesi izleyecek… Hem toplumu hem de bireyi koruyacağı düşünülen çipleme, bir tür fişlemenin de yolunu açacak.

Fişleme hepimizde olumsuz algı uyandıran bilgi biriktirme biçimi. Kuşku duyulan, güvenilmeyen, potansiyel tehlike teşkil eden kişileri devletin takip ederek, edindiği bilgilerin açılan dosyalarına işlenmesi. (Burada dikkat edilmesi gereken devletinin de “suç-yasak” saydığı görüşlerin değişmesidir)

Gelelim çiplere: Çiplerdeki bilgilerin hangi bölümlerini, ne kadarını kimler okuyacak, kimler yorumlayacak? Belki günün birinde bu çiplere uzaktan kumanda edilerek, sesler de kaydedilecek. Kişi nelerin kaydedildiğini, kimler tarafından hangi bilgilerin kullanıldığını bilemeyecek…(**) Bu çiplere bir takım bilgiler gönderilebilecek. Acaba, mahremiyet denen en temel hak ve hürriyet elden gitmiş olacak mı?

Aslında, bugün için pasaportlara konması planlanan çiplerde, pasaport sahibinin sınırlı kişisel bilgileri, fotoğrafı ve parmak izi bulunması planlanmakta. Çip meselesinin anlamadığım tarafı ise çiplere yüklenmesi tartışılan bu bilgilerin zaten pasaportlarda yer alması… Kuşkular bu noktada beliriyor. Öte yandan, diğer ID (kişiyi tanıma) teknolojileri de insanların takibine imkân veriyor. Verilerin kullanılması, kullananların niyetlerine ve aldıkları/alacakları talimatlara bağlıdır.. Tüm bu sistemler makine okumalı olduklarından, eğer verileri yorumlayanlar; kişileri takip etme niyetinde iseler sistemden geçen herkesin bilgilerini toplayıp saklayarak bu niyetlerini gerçekleştirme olasılıkları vardır.

Gizlilik açısından irdelediğimizde; normal posta ile taşınan bir belgedeki bilgilerin de güvenlik ve gizlilik riskleri olduğu açıktır. Internet üzerinden ulaştırılan bilgiler için de durum aynıdır.


Son söz: Teknolojik yöntemler ne kadar gelişirse gelişsin çiplense de fişlense de insanının insandan korunması önemini hep koruyacak, bu nedenle havalimanı güvenlik örgütlerinin ve tüm havalimanı takım yöneticilerinin insan davranışları ve insan faktörleri konusunda donatılmasının gereği ortadadır.

 

(*)RFID: Radio Frequency Identification- Radyo Frekanslı Tanıma teknolojisi anlamına gelmekte, canlı ve cansız her türlü nesneyi, dokunmadan belirli bir mesafeden tanınma ve izlenmede kullanılmaktadır. RFID teknolojileri dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmakta ve birçok sektörde yer almaktadır. Otomotiv, akaryakıt, lojistik, perakendecilik, tarım, sağlık, ilaç, tekstil, finans, bankacılık, enerji, kamu, üretim, güvenlik, turizm sektörlerinde yaygınlaşmaktadır.

(**) George Orwell'in “1984” isimli romanında, “Big Brother” insanları gözleyen ve takip eden bir kamera sistemidir. Romanda, toplumdaki tüm bireylerin merkezi bir otorite tarafından sürekli gözlendiği ve cezalandırıldığı anlatılır. 

ÇİPLEME - FİŞLEME!

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000