06 Nisan 2015, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Bu değerli yorumcu diye başlayan yorumun senin olmadığı aşikar. Sen bağırarak, büyük harflerle cevap verdiğin için kolayca anlaşılabiliyor. Hatırlatman için tşk, ancak bunu anlayamayak okur olur mu bilmem. Zaten bu yorumları okuyanların var mı şüpheli. İki yoruma birden cevap verdim. Ayrıca büyük olasılıkla Mungus ben zannedip ona göre o kişiye cevap vermişsin. Türkçeye hakim birisi olarak yorum çok kısa bile olsa benimle Mungus un yazım dili farkını görebilirdin. Diğer meziyetlerinin dışında hemen her türlü yorumu yayımlamak gibi bir prensipi her şeye rağmen koruyorsun. Etik davranıyorsun. O zaman Mungus ten vaya başka okurlardan gelen yorumlara beni, başkalarını karıştırma. Sen nasıl etik olabiliyorsan başkaları da bu konuda hassas olduğunu bil. Yalnızca sana değil diğer sitedeki yazarlara yorum yapmıyorum artık. Çunki yaptığım değerli bilimsel(!) yorumlar ya yanlış anlaşılıyor ya da karambole gidiyor. Emeğim heba oluyor. O zaman ne yapıyormuşuz gelen rumuza cevap veriyormuşuz. Oke?
  • Sokrates in kitabı yok. Cahilliğe bak. Sokrates hakkında bildiklerimizi Plato gibi öğrencilerinden öğreniyoruz. Eskiden bazı aydınlar bilim üretirken Retorika yani yazın değil konuşarak işlerini hallederlermiş. Halbuki bizim millet yazarken bile batıyor. Bunu beceremiyor. Diğer taraftan sayın cetin sen laf sokuşturmasaydın ağzının payını almazdın. Seni hiç önemli bulmadığım için zaten dikkat ettiysen yorum yazmıyorum yazılarına. Ama sen her başarısızlığını benim ismim üzerinde açıklamayı uygun buluyorsun. Yani bir tutukluk yaşıyorsun. Mungun sana yorum yapmış. Beni niye işin içine çekiyorsun? Zira kaşınıyorsun. Hayatından memnun değilsin. Oraya buraya saldırıyorsun. Otistik bir ruh ve yorumcu grubun var. Yorumcularını tek tek biliyorsun. Sıradan birisi senin yazını okuyunca zaten şok oluyor. Bu hangi gezegende yaşıyor diye. Seni kendi mezhepdaşlarınla baş başa bırakıyorum. Sen Türkiye de yaşamıyorsun. Bu ülkeninin sorunlarına tamamen yabancılaşmışsın. Anladın mı sayın cetın?
  • Buradaki yorumlardan kendine ikaz, ders çıkarttığını zannetmiyorum. Milletle dalganı geçiyorsun. Yerin çok sağlam ve rahat olduğu belli. Zira sen ders alacak cinsten değilsin. Ders vermeye alışıksın. Bildiklerin seni aydınlatacağına cahilleştirmiş. Senden zaten ekeçilerin sorunlarını irdemeni beklemek yanliş olur. Sen yanliş adressin. Zaten emekçiler seni takip etmesi yanlış. Kendini burjavaziye adamışsın. İyi dalgalar. Mezarına işçi ve emekçiyle yıllar boyu dalga geçti yazarız. (Dalga geçmek bir makale, yorum içeriği olabilir. Örneğin Socrates bunu başarılı bir biçimde yapmıştır.) Ama senin yaptığın İ.Ortaylı usuli, İ.Ortaylı cahilliği. Sokaktaki simitçi bile senden politik olarak daha aydın. Tek dayanağın eskimiş kokuşmuş lafları sokuşturmak. Ölmüş, tükenmiş kapitalist sistemin silahşörlüğüne soyunmuşsun. Ancak bunda bile başarılı değilsin. O kadar bilgiye rağmen sonuç buysa ne demeli? Cahillik.
  • Sen zannediyorsun ki ben belli bir edebiyat ve gramatik türkçeye sahibim. Belli bir düzey tutturdum. Gerçekten de diğer site yazarlarıyla kıyaslarsak gerçekten de yazıların derli toplu. Makale, yorum ve analiz nasıl yapılır biliyorsun. Fakat türkçeye en hakim yazar en demode, gerçek gündemle alakası olmaya yazıları inatla üretiyor. Bir çok yorumcu sizi uyardığı halde! Neden acaba? Sen enerjini yönetenlerin yani kapitalisterin sorunlarını irdeleyerek harcıyor. Yazılarınla kapitalist sistemin dalkavukluğundan başka bir işe yaramıyorsun. Yamanmak fıtratında var. Kristalize olmuş bir yapın olduğu için de gerçek gündemi görmeni beklemek hayal olurdu. Gerçekten kendini çok değerli birisi olarak görüyorsun. Emekçinin senin hakkında ne düşündüğü umurunda değil tabi. Emekçiden koparacağın para yok. Her şeyi para için yapıyorsun. Bugün yarın öldükten sonra geriye ne bırakacağını hiç düşündün mü?

ÇAYELİ BAKIR “ASIL CEVHERİMİZ ÇALIŞANLARIMIZ” DİYOR:

İNSAN KAYIRMA VE KAYDIRMA ÜNİTESİNİN GÖREVLERİ başlıklı yazıma gelen yorumların hiç biri yaklaşımınız doğru değil demiyordu. Yazdıklarımın eksiği vardı mutlak ama yanlışı ve fazlası yoktu. Soma kazasını takiben bir yazı kaleme almıştım. Toprağın üzerindeki Soma’lar konuluydu. O dönemde yerden yere vurmuştuk Somalı yöneticileri. Kötüleri yazmıştık.  Düşündüm de kötüleri yazdığımız gibi iyi olanı da duyurmamız gerekir. Şimdi sizlere başka bir şirketin bu konudaki yaklaşımından bahsetmek isterim. Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş.  Bu şirkette İnsan kaynakları ve yönetim anlayışı asıl maden değeri olarak görülüyor. Ve de yöneticiler en değerli cevherimiz madencilerimiz diyorlar. Siz hiç bizim sektörde böyle bir şey duydunuz mu? 

Geçen gün bir televizyonda Çayeli Bakır Madeni ile ilgili bir program seyrettim. Gurur duydum. Soma ve Ermenek aklıma gelince “ bu nasıl bir ikilem? “ diye düşünmedim dersem yalan olur. Sahi Sn. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız gözlemcileriniz bu firmayı denetleyip “ hizmetin devamı için mevcut şartlar uygundur “ görüşünü verdikten sonra, diğerlerine nasıl “uygundur” görüşü verebilirler ki? Zorlandımsa da anlayamadım. Her ne ise konumuz bu değil.

Madenin işletmecisi dört kıtada faaliyetleri olan Kanada kökenli uluslararası saygın bir madencilik şirketi olan INMET. Kanada’da kurumsal yönetişim konusunda örnek gösterilen şirketler arasında yer aldığı ifade ediliyor. Bizim Balık baştan kokar sözümüzü doğrulayan bir örnek. Başta koku yok ki devamında da olsun. 

30 YILDA CAN KAYIPLI KAZA YOK: Bir şirket düşünün ki bu yıl Türkiye de 30 ncu kuruluş yıldönümünü kutlasın ve bu madende kurulduğu günden bu yana can kaybı ile sonuçlanan iş kazası olmasın. Ve de dünyadaki en güvenli madenler arasında geçsin Çayeli Bakır İşletmelerinin adı. Bir maden işletmesi düşünün ki, ülkemizin binlerce madenin de mevcut olan 17 yaşam odasının 10’ u bu madende olsun. ( bizde yaşam odaları yanılmıyorsam 02 veya 3 Nisan 2015’ de Meclisten geçti ) Bir şirket düşünün ki, madende boru taşıması yapılırken meydana gelen kaza sonucu hastaneye kaldırılan madenci arkadaşları ile ilgili gelişmeleri takip ederken, işi durdursun. Ve de bir maden düşünün. Yer altında göreve giden tüm işçilerine takılan çipler sayesinde, maden içerisinde kimin nerede bulunduğunu bilinsin ve olası bir kaza halinde yaşanabilecek mahsur kalma olaylarında işçilerinin yerini kolayca belirlesin.

Evet şimdi kimse bana Metal  madeni işletmeciliğinin işletme maliyetinin düşük, kar marjının fazla olduğunu  vb.. şeyler anlatmasın. Bu firmada Türkiye de ve ülkemizin şartları içinde çalışıyor. Ve eminim ki bu firmanın saygıdeğer yöneticileri de maden işletmesinden nasıl daha fazla kar edebileceklerini en azından Soma veya Ermenek’teki yöneticiler kadar biliyorlardır.

Önce İnsan diyen IMNET kuruluşunu ve aşağıda isimleri zikredilen ÇAYELİ BAKIR İŞLETMELERİ’ nin bu müstesna yöneticilerini saygı ile selamlıyorum.  ( Iain ANDERSON Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi,  Dr. Sabri ALTINOLUK Genel Müdür Yardımcısı, Ali CAN Ticaret ve Finans Müdürü.  Fatih KOÇ İnsan Kaynakları Müdürü, Erkan ERKAYA Cevher İşleme Tesis Müdürü, Bülent PARALI Maden Operasyon Müdürü.  Dr. Ercan BALCI Dış İlişkiler Müdürü, Gönül ULUĞTAN Bakım Müdürü, Mehmet EĞRİBOYUNOĞLU Emniyet Sağlık ve Çevre Müdürü.)

MADENİMİZDEN ÇIKAN EN DEĞERLİ CEVHER MADENCİLERİMİZDİR" Çayeli Bakır İşletmelerinin Genel Müdürü Iain Anderson işletmelerindeki güvenliği nasıl sağladıklarını bir vesile ile şöyle anlatmışlar.

OKSİJEN TÜPLERİ HAYAT KURTARIYOR; Anderson, bellerinde oksijen tüpü olmadan hiçbir personelin yer altına inmesine izin vermediklerini belirterek, “Çayeli Bakır İşletmelerinde madenci güvenliğinde kullandığımız cihazlardan bir tanesi bellerine takılan oksijen tüpleridir. Personelimizin bundan bir tane bulundurmadan yer altına inmelerine kesinlikle izin verilmez. Bunlar gayet kolay ve hızlı bir şekilde açılır. Açar açmaz aktif hale gelir ve oksijeni tüpten poşetine iletir. Kişinin nefes alma hızına bağlı olarak 20-30 dakika arasında nefes alma imkânı sağlar. Bu cihaz madenciye kaza durumunda dışarıya çıkması için veya madenin içerisinde bulunan en yakın sığınma noktasına kadar ulaşması için zaman kazandırır” dedi.

100 MADENCİYE 10 SIĞINMA İSTASYONU; Evet ülkemizdeki bine yakın madende bulunan toplam 17 Yaşam odasının 10 adedinin Çayeli Bakır İşletmelerinde bulunması bize ne anlatmalı. Anderson bir vardiyada yaklaşık 100 madencinin yer altında çalıştığını, yer altında ise 10 adet sığınma istasyonu bulunduğunu ifade edip, “Bizim yer altında bulunan sığınma odalarımız yeryüzünden temiz hava ulaşabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle kaza halinde madenciler sığınma odalarında uzun süre kalabilirler. Kaza durumunda madencilerimiz sığınma odalarına ulaşmayı başarırsa kesinlikle hayatlarını garanti altına almış olurlar.  Büyük bir patlama veya yangın durumunda yeryüzünden temiz hava ulaştıramamamız halinde sığınma odalarında 16 madenci 36 saat boyunca rahatlıkla yaşayabilirler. Sığınma odalarında bunun için yeterli temiz hava tüpleri, su ve gıda maddesi bulunduğu gibi İstasyon içerisinde yeryüzüyle iletişim kurulabilecek özel sistemler bulunuyor.

20 TONLUK İŞ MAKİNESİNİ PARMAK UCUYLA YÖNETİYORLAR; İş güvenliğine büyük önem verilen işletmede madenciler riskli bölgelere yaklaştırılmıyor ve sadece güvenlik önlemleri alınmış olan ve çökme riski ortadan kaldırılan bölgelerde çalıştırılıyor. Bakır ve çinko cevherinin çıkartılmasında görev yapan iş makineleri uzaktan kumandalı joystick’lerle yönlendiriliyor. Operatörler ağırlıkları 20 ton’u bulan dev iş makinelerini bir anlamda parmaklarının ucu ile kontrol ediyor. 6.5 kilometre yol uzunluğu bulunan ve yerden 600 metre derinliğe uzanan madenin içerisi adeta bir şehri andırıyor. 300 metre derinlikte madencilerin dinlenme saatlerinde zamanlarını geçirebilecekleri çay ve televizyon odaları, iş makinelerinin tamiratının yapıldığı tamirhaneler ve interneti bulunan çalışma ofisleri de bulunuyor.

GÜVENLİK YOKSA ÜRETİM DE YOK; Anderson tam güvenliğin sağlandığından emin olmadan üretime geçmediklerinin altını çizerek, “Bu bizim aldığımız tedbirlerden sadece birisi. Bunun yanı sıra; uzun zaman ve emek harcayarak çalışanlarımıza kesintisiz güvenlik eğitimleri veriyoruz. İş güvenliği kültürünü çalışmamızın tüm alanlarına entegre ediyoruz. Tam güvenliğinden emin olmadığımız yerlerde ve durumlarda üretim yapmıyoruz. Ya emniyetli üretim yapıyoruz. Ya da üretim yapmıyoruz.”  Diyor..

GENEL MÜDÜR YİNE DE MÜKEMMEL DEĞİLİZ DİYOR. Anderson, güvenlik disiplininin dışına çıkılması durumunda benzer kazaların kendi işletmelerinde de yaşanabileceğine vurgu yaparak, “Kesinlikle mükemmel olduğumuzu söylemiyoruz. Bizimde ilerde iş güvenliği sistemimizde eksikler olursa bu trajediler bizimde başımıza gelebilir. Tüm çabamız böyle bir kaya yaşanmamasıdır. Bunun için büyük çaba harcıyoruz. Soma’da yaşanan kazada hayatlarını kaybedenlerin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bir daha böyle trajedilerin yaşanmamasını diliyoruz” şeklinde konuştu.

HER MÜKEMMELLİĞİN AKSAK BİR TARAFI OLUYORMUŞ.  Çayeli Bakır’da bir noktada yine de Türklüğü muhafaza etmiş. İşletmeye bir gün içerisinde 7-8 kez telefon ettim. Unvanında iletişim olan bir hanımefendiye ulaşmak için. Santral kendileri şu anda ofislerinde değiller. Bulundukları yere bağlıyorum diyor.. Bağlıyor ve çıt yok. Sonunda mail gönderdim. İlkinde cevap yok tabii. Ama ikincisin de mailin ulaştığına ve okunduğuna dair mesaj bana geldi. Tabii ki bu saygıdeğer yöneticiden yine bir ses çıkmadı.  İstediğim ise uzaktan kumandalı dehliz araçları ve yaşam odaları ile ilgili bilgi almaktan öte değildi. . Şirketleri ile ilgili haberler beni o kadar mutlu etmişti ki. Onu da düşünememiştir saygıdeğer NT hanımefendi.  Belki bilgi verirler diye GU ve ME isimli 2 üst yöneticiye de mail gönderdimse de maalesef onlardan da cevap alamadım. Belli ki buda bizim anlayamayacağımız değişik bir iletişim kurma sistemi herhalde. Konumuz firmanın salt personeline yaklaşımı olduğu için yapılan bu nezaketsizliğin üzerinde fazla durmak istemiyorum. Yardımcı olsalar idi sizlere en azından oksijen tüplerinin kalite kontrollerinin ne şekilde ve hangi sıklıkla yapıldığı vb. bilgileri de sunabilirdim. Olmadı. 

Türkiye’mizdeki tüm madenlerimizin Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş düzeyine getirilmesini diliyoruz.

Allah tüm madencilerimizi korusun.

ÇAYELİ BAKIR “ASIL CEVHERİMİZ ÇALIŞANLARIMIZ” DİYOR:

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (31)

Rambo ~ 2 yıl önce
Bu değerli yorumcu diye başlayan yorumun senin olmadığı aşikar. Sen bağırarak, büyük harflerle cevap verdiğin için kolayca anlaşılabiliyor. Hatırlatman için tşk, ancak bunu anlayamayak okur olur mu bilmem. Zaten bu yorumları okuyanların var mı şüpheli. İki yoruma birden cevap verdim. Ayrıca büyük olasılıkla Mungus ben zannedip ona göre o kişiye cevap vermişsin. Türkçeye hakim birisi olarak yorum çok kısa bile olsa benimle Mungus un yazım dili farkını görebilirdin. Diğer meziyetlerinin dışında hemen her türlü yorumu yayımlamak gibi bir prensipi her şeye rağmen koruyorsun. Etik davranıyorsun. O zaman Mungus ten vaya başka okurlardan gelen yorumlara beni, başkalarını karıştırma. Sen nasıl etik olabiliyorsan başkaları da bu konuda hassas olduğunu bil. Yalnızca sana değil diğer sitedeki yazarlara yorum yapmıyorum artık. Çunki yaptığım değerli bilimsel(!) yorumlar ya yanlış anlaşılıyor ya da karambole gidiyor. Emeğim heba oluyor. O zaman ne yapıyormuşuz gelen rumuza cevap veriyormuşuz. Oke?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rambo ~ 2 yıl önce
Sokrates in kitabı yok. Cahilliğe bak. Sokrates hakkında bildiklerimizi Plato gibi öğrencilerinden öğreniyoruz. Eskiden bazı aydınlar bilim üretirken Retorika yani yazın değil konuşarak işlerini hallederlermiş. Halbuki bizim millet yazarken bile batıyor. Bunu beceremiyor. Diğer taraftan sayın cetin sen laf sokuşturmasaydın ağzının payını almazdın. Seni hiç önemli bulmadığım için zaten dikkat ettiysen yorum yazmıyorum yazılarına. Ama sen her başarısızlığını benim ismim üzerinde açıklamayı uygun buluyorsun. Yani bir tutukluk yaşıyorsun. Mungun sana yorum yapmış. Beni niye işin içine çekiyorsun? Zira kaşınıyorsun. Hayatından memnun değilsin. Oraya buraya saldırıyorsun. Otistik bir ruh ve yorumcu grubun var. Yorumcularını tek tek biliyorsun. Sıradan birisi senin yazını okuyunca zaten şok oluyor. Bu hangi gezegende yaşıyor diye. Seni kendi mezhepdaşlarınla baş başa bırakıyorum. Sen Türkiye de yaşamıyorsun. Bu ülkeninin sorunlarına tamamen yabancılaşmışsın. Anladın mı sayın cetın?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP RAMBO ~ 2 yıl önce
1. BU DEĞERLİ YORUMCU...DİYE BAŞLAYAN ( VE CEVAPLADIĞIN )YORUMU YAZAN BEN DEĞİLİM. 2. BU DURUM SENDE BAZI SAPLANTILAR OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR. SANA EN SON YAZDIĞIM CEVAPTA BULUŞUP GÖRÜŞELİM DEMİŞTİM. FAYDASI OLMAZ. CİDDİYE ALINMASI GEREKEN BİRİ DEĞİLSİN. 3. BUNDAN SONRA YORUM CİDDİYETİNE SAHİP OLMAYAN YAZIŞMALARINI YAYINLAMAYIP ANINDA SİLECEĞİM. SEN YAZMAYA DEVAM ET. İÇİNİ BOŞALTMIŞ OLURSUN. TEKRAR SAĞLIKLAR DİLİYORUM.
Rambo - Dalga ~ 2 yıl önce
Buradaki yorumlardan kendine ikaz, ders çıkarttığını zannetmiyorum. Milletle dalganı geçiyorsun. Yerin çok sağlam ve rahat olduğu belli. Zira sen ders alacak cinsten değilsin. Ders vermeye alışıksın. Bildiklerin seni aydınlatacağına cahilleştirmiş. Senden zaten ekeçilerin sorunlarını irdemeni beklemek yanliş olur. Sen yanliş adressin. Zaten emekçiler seni takip etmesi yanlış. Kendini burjavaziye adamışsın. İyi dalgalar. Mezarına işçi ve emekçiyle yıllar boyu dalga geçti yazarız. (Dalga geçmek bir makale, yorum içeriği olabilir. Örneğin Socrates bunu başarılı bir biçimde yapmıştır.) Ama senin yaptığın İ.Ortaylı usuli, İ.Ortaylı cahilliği. Sokaktaki simitçi bile senden politik olarak daha aydın. Tek dayanağın eskimiş kokuşmuş lafları sokuşturmak. Ölmüş, tükenmiş kapitalist sistemin silahşörlüğüne soyunmuşsun. Ancak bunda bile başarılı değilsin. O kadar bilgiye rağmen sonuç buysa ne demeli? Cahillik.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP RAMBO DALGA ~ 2 yıl önce
BANA FAZLA ZAMAN AYIRIYORSUNUZ. EVET BEN ALEYHİMDE GELEN YORUMLARINDA YAYINLANMASINI İSTERİM. ANCAK YORUMSA. GEL BİZ SENİNLE BİR TANIŞALIM.ÖNCE BİRBİRİMİZİ BİR TANIYALIM.SONRASINA BAKARIZ. KAPİTALİST SİSTEMİN SİLAHŞÖRLÜĞÜ BENZETMENE BENİ TANIYAN ARKADAŞLARIN GÜLMÜŞTÜR EMİNİM. mail adresi cetin@ozbey.org. BİR SESLEN DE KLAVYE SİLAHŞÖRLÜĞÜNÜ BIRAKIP BULUŞALIM. BELKİ DAHA İYİ ANLARIZ BİRBİRİMİZİ. ALLAH SELAMET VERSİN.
Sokrates ~ 2 yıl önce
bu değerli yorumcu acaba Sokrates in hangi kitabını okumuş, sorabilir miyim...
Rambo-Sahte G.2 ~ 2 yıl önce
Sen zannediyorsun ki ben belli bir edebiyat ve gramatik türkçeye sahibim. Belli bir düzey tutturdum. Gerçekten de diğer site yazarlarıyla kıyaslarsak gerçekten de yazıların derli toplu. Makale, yorum ve analiz nasıl yapılır biliyorsun. Fakat türkçeye en hakim yazar en demode, gerçek gündemle alakası olmaya yazıları inatla üretiyor. Bir çok yorumcu sizi uyardığı halde! Neden acaba? Sen enerjini yönetenlerin yani kapitalisterin sorunlarını irdeleyerek harcıyor. Yazılarınla kapitalist sistemin dalkavukluğundan başka bir işe yaramıyorsun. Yamanmak fıtratında var. Kristalize olmuş bir yapın olduğu için de gerçek gündemi görmeni beklemek hayal olurdu. Gerçekten kendini çok değerli birisi olarak görüyorsun. Emekçinin senin hakkında ne düşündüğü umurunda değil tabi. Emekçiden koparacağın para yok. Her şeyi para için yapıyorsun. Bugün yarın öldükten sonra geriye ne bırakacağını hiç düşündün mü?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP RAMBO ~ 2 yıl önce
İKAZLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYOR SİZE SAĞLIKLAR DİLİYORUM.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000