17 Şubat 2014, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Sefa Bey imlanız hala berbar:)
  • Sevgili i phone arkadas cok guzel filozof gibi yazmissin anladik ve mesaji aldik sagolasin. Ancak bu sikintilari cok dinledik ve biliyoruz sen nerde calisiyorsun bilmiyorum ama ben problemin gobegindeyim ve hergun nasil bir degisiklikl karsilasacagim beklentisi ile ise gidiyorum. Bizler dinlemesine dinledik te anladik ta tuzu kuru olanlar anlamadan sikildilar sanirim. Sektordeki sikintilari hakkiyla dillendiren bir kisi var ve biz ondan bu coskusuna ve bilgesine devamini isteriz. Devam etsin ve can siksin ki sikintilarimiz gundemde sicak kalsin isteriz. Sicak kalsin ki elinde olan birileri de belki yapici olur.
  • Sevgili Yazar, 'Katılım neye göre yüksek?' demek oy adedi değil katılımın yüzdesi önemli vurgusuna işaret etmek için yöneltilmiş bir sorudur. Evet oy oranı artmıştır. Taş Devrinden Cilalı Taş Devrine geçtiğimizin göstergesi olabilir. Bana bir uygar dernek gösterin ki her 100 potansiyel seçmeninden sadece 3,5'u ve her resmi üyesinden % 11,7'si ile başkanını seçsin. Sizin yorumunuza 'o kadar işte' diye yorum yapan arkadaş, aklını ve tahminlerini kendine sakla istersen, dünyadan haberin olmadığı gibi bu platformdaki düşünsel çeşitliliğe de katkın yok bilesin. Diğer yorumculara ve hakedenlere Saygılar.
  • sefa bey 74 pilotun istifasiyla ilgili bilgilendirici bir yazi yazarmisiniz acaba..kanun nezaman yururluge girer pilotlar gercekten istifa edebilecek mi bunun sektore artilari eksileri nelerdir simdiden tesekkurler
  • Sefa bey, ""ne var bu bölgede" sorusunun cevabını ben göremedim. Neden kuzeyde, ormanlık alanlar talan edilerek havalimanı yapılıyor? Esenboğa yıllarca önce yapılırken köylüler uyarmış, kimse kaale almamış. Her siste alan kapanır, perperişan olurdu insanlar,çok yaşadım. Şimdi, kuzey Karadeniz sahilinde hava şartları da kaale alınarak mı yer tesbiti yapılmış? Bu kışa bakmayalım, kurak geçiyor ama 8 ay kış yaşayan ülkede bu bölge kar yağdığında araç trafiğine kapanırken, uçaklar nasıl inecek? Arabalarında donarak ölen Hürriyet gazetesi yazarlarını, İst.belediye başkanı iken, Trakya'da dizlerine kadar karda poz veren B.Dalan'ı unutmayalım. Neden bu bölge seçilmiş, ben anlayamadım!
  • Sektorden bahset diyen atkadaslarimiz icin, ''Bilge kisi olmeden hemen once halkini genis bir meydanda toplar. Gercekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasinda nefis bir diyalog kurulur. Halktan biri one cikarak bize der sevgiden soz et. Bilge anlatir, anlatir, anlatir. Bir digeri bize asktan, evlilikten soz et der, anlatir . Bunu alisveris hakkinda ne dersin? diyen biri izler, anlatir. Cocuklardan bahset derler, anlatir. Egitimden bahset derler, anlatir. Ciftcilikten bahset derler, anlatir. Alin terinden, emekten ve adaletten bahset derler, anlatir. Ve daha gunluk hayatin turlu sorunlarindan soz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkinda hikmetli sozler soyler, anlatir, anlatir, anlatir. Konusmasinin sonuna dogru birisi Bana dinden bahset" deyince Bilge soyle cevap verir; Bahsettim ya, dinlemedin mi?'
  • Kimsenin aldirmadigi bilanco hesap sorgusu para takibi gibi konulara yer verirseniz yaziniz okunur gecer. Reel ve halihazirda zulum derecesine gelen sektorel sikintilari kaleme alir ve cozum yollarini arastirirsaniz hem okunma hem yorum rekoru gelir. Bu yorumlarin cogu klasik aglama ve veryansin seklinde olsada herkes yasadigi ve bilinen problemlerin gundemde kalmasini istiyor. Bu problemleri de adamakilli dillendiren sorumlularin gozune sokan bir siz varsiniz. Lutfen boyle havadan bildik ve sanki dergiye degerlendirme yapar gibi yazmayiniz. Cunku verilenin takibi her ne kadar onemli olsa da icinde oldugumuz sikintilar buna egilmemize engel. Kokpit kabin teknik kule yer her yer cadi kazani olmus kimse yarini goremiyor. Neyleyim secimi neyleyim ibrayi zaten tum dernek ve vakiflarin uye kaybetmeye devam edecegine inaniyorum. Ben de dernekten istifa etmeyi cok dusundum ancak meslegimin adi sadece bu dernekte tam geciyor. Baska hicbir yerde tanimda metinde Ucak Teknisyeni tabirine rastlamazsiniz. Haa Oya Torum hanim bu hafta sagolsun kendi tabirleriyle yorumlamis. Sadece bu nedenle aidat veriyorum ve g kurulda da hesaplara bakiyorum. Denetleme kurulu ok deyince zaten ibra oluyor. Girdi cikti hepsi kagitta denk... Zaten tek sebeble ve beklentisiz odedigim aidati da incik cincik irdelemek gibi bir niyetim olmuyor. Derdim yarin ne ve nerde olacagimi gorememek...
  • Kaliteli bir yazı olmuş. Talpa hakkında yazılanlar dışında ana konu kurum, belediye, vergi, holding gözetmeksizin her zaman şeffaflığın var olması gerektiğidir. Özellikle dikkatimi çeken şu ana kadar yapılan yorumların az olması. Zannedersem yazı spekülasyona açık olmadığı ve konuyu işleme biçimi herkes tarafından beğenildiği için insanlar diyecek bişey bulamamışlar:) Ben bir dernek örneği vermek istiyorum. Bireyler üye olmak için yıllık aidat versinler. Diyelim yıllık 80 tl'lık bir meblağ birçok kişiyi etkilemez. 5000 kişiden bu parayı alsan rakam 400000 TL eder. Bir de ufak tefek yılbaşı hediyeleri verilse işte biz de üye olalım aktif olalım isterler. Ama burada anlatılmak istenen paranın miktarı değil, bu paranın nasıl kullanıldığıdır. Bu parayı kullanan insanlar da bu derneğin yönetim kuruludur. Yönetim kurulundaki insanları denetlemek ve herşeyin uygun olduğunu bilmek de biz halka düşmektedir. Bu örneği yüksek makamlar için de düşündüğümüz zaman halk olarak temayı anlamış olacağız
  • Artik dernekmis klupmus vs sosyal yapilanmalar kimsenin umrunda degil. Tabii ki isin icinde olanlar haric. Mevcut yapida paralel iseniz ne ala zit veya biraz kesiyorsaniz emin olun bir dahaki genel kurulda tepenizdeki en kucuk etkili birim yonetim sirket vs neyse yonetiminiz ele alinir ve kurumunuz dize getirilir. Eskidenmis oyle afra tafralar. Belediye hukumet bilancolarinin takibini ise ruyada goruruz. Oyle herkes gozden gecirecek olsaydi denetleme kurumlarina mufettislere ne gerek var. Zamani gelince ac arsivi ver ozeti bahiran bagirsin. Ama sonuc iste sendika g kurulu. Ibra edilmemis bir gecmis ama yeni yonetim enkaz devraldik gibi bir klasik icinde. Yahu neymis bu enlaz acikla uye ogrensin resmi rakamlari ve hesap sor al soyanlarin donuna kadar ne bekliyprsun. Siz yonetim kurulusunuz iki uc kisi degilya tek bir isle ugrassin. Neyse bos laf hepsi yillardir herkesin kestigi raconlar ama sonuc 000000.
  • Toplam 6000 pilotun 1800u üye ve bunların 426sı seçime katılıyor. Yani var olan toplam potansiyel seçmenin %7si katılıyor ve yaklaşık %3,5 kadarı derneği yönetecek başkanı belirliyor. Katılım neye göre yüksek? Dikkatinizi çekmek istedim.

“BİZLER NAMUSLUYU BİLE NAMUSSUZ YAPARIZ” VE “TALPA GENEL KURULU”

 Kısaca, siz bıraksanız bile, geçmişiniz sizi bırakmıyor. Sektörümüze henüz yeni girmiş, kimsenin tam olarak tanımadığı bir yazarsanız, işiniz daha kolay. Onların yaptığı bir takım hatalar veya yanlış değerlendirmeler, sizinki kadar önemsenmiyor.

 Hiç bir şeyin gizli kal(a)madığı ve eninde sonunda açığa çıkartıldığı bir ortamda yaşıyoruz. Bu nedenle; herkesin okuyabildiği ve isimsiz yorum yapabileceği internet ortamında, köşe yazısı yazmanın zorluğunu sanırım değerlendirebilirsiniz. Gazetelerde yazar yazıyı geçiyor ve okurların sizinle aynı fikirde olup olmadığını bilemiyorsunuz. Kısaca, siz çalıp, siz oynayabiliyorsunuz. Ancak bu internet platformda durum farklı seyrediyor.  Bu platformda havacılık temalı yazı/yorum yazdıktan sonra, yazdığınız konuya hâkim bir çok insanın, sizin yazınızı okuyup yanlışlarınızı bulması ve yanlışınızı yorumlarla yüzünüze vurması olasıdır. Bu nedenle; yazılarımı ince eleyip sık dokuyorum.

Köşe yazılarıma yorum atarak katkı sağlayan okurlarımdan ricam; yorumlarınızı, yazıda adı geçen kişilerin özel hayatlarına yönelik yapmamanızdır. Bu tür yorumları onaylayamıyorum. Yeni, internet düzenlemesi Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanırsa; internet yayıncılığı daha da zorlaşacak sanırım. Olası bir şikâyette; yazı askıya alınabilir. Bu nedenlerle yorumlara da dikkat etmek gerekiyor. Bu nedenle bana yolladığınız maillerdeki konuların çoğu belgesiz ve çeşitli iddialar içeren konular olunca ve maili atan kişi isminin yayınlanmamasını isteyince, işim daha çok zorlaşıyor. Tabii ki, belgeli bir haber adı geçen kişi her kim olursa olsun, hiç fark etmez, anında yazarım.

İlk konumuza girelim; 

Bizim toplumumuz, vergi ve üye olduğu sendika, dernek, vakıf, kulüp gibi kurumlara verdiği aidatların, nerede ve nasıl kullanıldığını takip etmiyor. Verdikleri vergi veya aidatın gittiği yerleri araştırmadığınızda, bu kurumların yöneticileri bu vurdumduymaz yapınızdan etkilenerek bazı yanlışlara düşebiliyor.

Bu yapı Türkiye’deki genel seçim ve belediye seçimlerinde de egemen. Sonuçta karşımıza, “Toplumlar, hak ettikleri şekilde yönetilir” sözcüğünün doğruluğu çıkıyor. Bu yapıya her zaman itiraz etmiş ve geçmişte yaptığımız genel kurullarda, aklama aşamasında üyelere dönüp; “Beyler, hesap inceleme komisyonu kurun. Tüm genel kurul müddetince sizin seçtiğiniz kişiler faturaları, banka kayıtlarını ve yönetim kurulu karar defterlerini incelesinler ve divan başkanlığına rapor sunsunlar” diyerek öneri sunmuşumdur.   

Ancak, son zamanlarda divan başkanlığı yaptığım veya konuk olarak katıldığım genel kurullarda gözlemlediğim kadarıyla; üyeler hesap araştırma komisyonu bile istemeden, sadece denetleme kurulu raporu ile yetiniyorlar. (Denetleme Kurulu, aynı yönetimce seçilmiş kişiler oluyor)

Sorgulama ve denetleme eksikliğini gören bir takım kişiler, bu gibi durumlardan, yararlanmak isteyebilirler

Bu nedenle, aynı; Barolar Birliği, spor kulüpleri gibi kuruluşlarda olduğu gibi; mali genel kurul yapılmalı veya genel kurulu bir gün uzatarak bu denetleme işini ciddi olarak yapabilmeliyiz. Mali genel kurul, normal genel kurul öncesi yapıldığında, ibra edilemeyen bir yönetim, normal seçime bile giremeyecektir.

 Düşünsenize; trilyonların döndüğü işçi konfederasyonlarında (Türk-İş, DİSK, Hak İş)  bile mali genel kurul yapılmıyor. Hukuken sakıncası var mı? Tabii ki yok.       Neden yapılmaz? Siz yanıt verin.

  Suçlu kim derseniz? Ben, birinci derecede suçluyu genel kurula katılan üye veya delegelerde bulurum. Özellikle delegeler, üyelerin seçip genel kurula yollayarak kendilerini orada temsil etmesini istediği kişilerdir. Bu delegeler sadece kendi duygu ve düşüncelerinin yanı sıra, kendisini seçerek oraya yollayanların da duygu ve düşüncelerini, sendikanın gelir ve giderlerini irdelemek için oraya gidip görevlerini yapmaları gerekiyor. Sizce yapıyorlar mı?     

Bu yapıyı genişlet, al sana Türkiye!

 Topluluğun fertleri olarak;  “Aman, nasıl olsa ben bu vergiyi veya aidatı ödüyorum. Bana geri dönüşü nasıl olsa olmayacak. Ne diye uğraşayım? “ dediğimizde, iş bitmiş, toplum çürümeye yüz tutmuştur.

Sorun sadece maaş ödenek denetlenmesi değil, amaç; bizim tarafımızdan seçilmiş olanların tüm faaliyetlerini incelemek ve irdelemek olmalı. Kim nereye ve niçin harcama yapıyor, bu harcama gerekli mi, değil mi? hepsini irdelemeli ve yanlışlar varsa sandık aracılığı ile bu yönetimi alaşağı etmeliyiz. Sanırım işte bunu yaptığımız, ya da yapabildiğimiz zaman, gerçek demokrasinin kapıları aralanmış olacaktır. İktidarda kim olursa olsun, bizler tarafından gerçek denetime tutulmalıdır. Denetleyemiyorsak, vicdanlarınızın denetiminden geçirip bir daha oy verip vermemeye karar veririz.

Örneğin; Hava-İş in son genel kurulunda delegeler hep birlikte sendika yönetimini aklamadılar. Sendikalarda, derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde, spor kulüplerinde genellikle aklanmış olunmaması, pek yaşanmaz. Çünkü bu gün sen eski yönetimi aklamazsan, bu yol olur, seni de ilerde aklamaz ve mahkemelerde süründürürler korkusu oluşur. (Bakalım bizim sendika yönetiminde bu korku oluşacak mı? )

Bizler; yönetimlere; “nasılsa ibra olunuyor” rahatlığını verdiğimizde, namusluyu bile namussuz yaparız. Bu nedenle aynı Barolar Birliğinde olduğu gibi; 4 senelik her yönetimin 2’ci senesinde mali genel kurul yapılmalı. Mali genel kurul, trilyonlarca bütçeleri olan işçi konfederasyonlarında bile yok. Dürüst bir yönetim isterse, bu mali genel kurulu tüzüğüne yazmadan bile yapabilir. Genel kurulu üç güne çıkartıp, ilk günü mali konulara ayırdığınızda oradan çıkacak sonuç genel kurulun seçim aşamasında son derece etkili olur. Hukuken hiç sakıncası olmayan ve toplum nezdinde son derece beğenilecek bu uygulama neden yapılmaz, anlayan beri gele… 

THY genel kurullarında ben, yönetimin mali tablolarını inceleyip sorguluyorum. Bu tür milyarlık bilançoları tam olarak anladığım söylenemez. Genel kurulun en fazla 2 veya 3 saat süren kısacık süresinde bunu yapabilmek de olanaklı değildir. Bu nedenle aklama sırasında elimi kaldırıp olası bir suça katılmaktansa, aklamıyorum. Tabii ki benim aklamamam bir şeyi değiştirmiyor, ama, en azından oybirliği ile değil, oy çokluğu ile “aklanmış” oluyorlar.  

Bu düzenin yapısal bozuklukları tüm kurum ve kuruluşlara yayılmış durumda. Eskilerin deyimi ile “balık baştan kokuyor!”   

Böylesine duyarsız ve çıkarları farklı olan ve bir araya gelemeyen ortamlarda at koşturmak gerçekten kolay oluyor. Bu devirde zengin olmak gerçekten kolay. Vicdanı, ahlakı boş ver, biz işimize bakalım, dediğinizde yolun yarısını geçmişiniz demektir. Önemli olan o koltuğu elde etmek. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geliverir.

Tabii ki bunlar Türkiye’de geçerlidir.  Yoksa yanılıyor muyum? 

                                                                      ***

Birazda 3.Havalimanına ve 3.Köprüye bir göz atalım;

3. Havalimanı yapımı adeta yılan hikâyesine döndü. Sonunda kimsenin aklından geçmeyen, havalimanı olabilmek için koşulların uygun olduğu söylenemeyecek bir bölge seçildi. Bu bölge,Karadeniz'in Avrupa yakasındaki Yeniköy ile Akpınar köyleri arasındaki alandı. 

Bu bölgenin seçilmesinin neden ve niçin lerini birlikte irdeleyelim. Ne var bu bölgede? 

Yıllık 150 milyon yolcu kapasiteli birbirinden bağımsız altı pistli olacak şekilde yapılacak havalimanı ile birlikte üçüncü köprüde son sürat yapılmaya başlandı. Bu nedenle mahkemelerin aldığı yürütmeyi durdurma kararlarına karşın bir dolu çözümler bulunmaya çalışılacaktır. Mahkemelerle, çevrecilerle ve STK lar ile inatlaşma ile nereye kadar gidilecek göreceğiz.

Neden mi?

Tabii ki yap-işlet-devret modeli içerisinde yapılacak olan köprü ile birlikte üçüncü havalimanı projesine de birlikte bakmak lazım. Bu bağlantı ile devletin yükleniciye yıllık ne kadar araç geçiş taahhüdünde bulunduğu da önemli. Çünkü bu araç geçişi sağlanamazsa devlet bu kadar geçişin bedelini yükleniciye ödeyecek.

Üçüncü havaalanı ve kuzey sahillerinde inşa edilmesi öngörülen yeni uydu kentler olmadan üçüncü köprünün istenilen geçiş sayısına ulaşması mümkün olamaz.

Bu konuya, sadece üçüncü havalimanı ve üçüncü köprü olarak da bakmak yerine daha büyük boyutta değerlendirmek gerekiyor. Farklı bir bakış açısıyla kısaca değerlendirmek gerekirse; Devlet veya Hükümet ne derseniz deyin inşaat endüstrisinden besleniyor.

Yeni sermaye grubunun, eski sermayenin alanında kendine yer açamadığı için inşaat ve enerji alanlarını seçtiğini ve buralardan palazlanmaya çalıştığını söylemek mümkün.

 Türkiye’de inşaat işlerindeki rantın en kolay para ettiği yer İstanbul. Bunun için de köprünün bir an önce yapılması lazım. Ama sorun şu ki, köprü ve havalimanı maliyetli işler. Ayrıca, küresel krizde hala sürüyor. O halde, yatırımcılar için cazip olmayan bu yatırım alanının devlet teşviki ile cazip hale getirilmesi şart. Çünkü çeşitli devlet garantileri verilmeden (Köprü geçiş araç sayısı-Yolcu sayısı) bu işe kimse girmezdi.  

İstanbul’un kuzeyinde, ormanların içinden geçen bir yoldan garanti edilen sayıda araç neden geçsin? Şu haliyle geçmez. Geçmesi için cazip fonksiyonlar lazım. Havaalanı, yeni uydu kentler gibi.

Ayrıca yapılacak yeni havalimanı milyonlarca yolcunun transit geçiş yolu olacak. Bu nedenden dolayı havaalanı içinde onlarca tesis, alışveriş merkezi vs. var. Kısaca bu iki projede de inşaat var. İnşaatın olduğu yerde farklı düşüncelerde(!) gruplarda olacaktır.

Tabii ki devletten beş kuruş çıkmayacak. Ancak bu ihalelerin kaç seneliğine verildiği ve garanti edilen yolcu ve araç geçişi karşılanamazsa ne olacağı da önemli. Şüphesiz İhaleye giren gruplara bir şey olmayacaktır. Onlar bu ihalelere girerken ince eleyip sık dokumuş ve risklerinden arınmış olarak yatırıma başlamışlardır.

Olası bir aksilik de devletin zararını kim öder? Tabii ki biz vergi verenler.   

                                                             ***

12.02.2014 Çarşamba günü TALPA’nın 9. Olağan Genel Kurulu vardı.

Genel kurul havalarını çok severim. Kulisler, pazarlıklar, sataşmalar, kulak gazetelerinden yayınlanan yeni haberleri alabilmek bu tür ortamlarda mümkün olabiliyor.1986 yılında UTED Başkanı seçildiğim günden bugüne, TALPA genel kurullarına konuk olarak katılırım. TALPA’nın son genel kurulunda ilk defa üç adaylı bir seçime rastladım. Katılım; oy bazında yüksek ve konuşmalar seviyeliydi.

Üye pilotların birçoğunun, aynı gün uçuş görevi olanlarının, genel kurulu izledikleri söylenemez. Bu üyeler, uçuş dönüşü veya uçuşa gitmeden, sadece oy kullanmaya gelebildiler. Bu nedenledir ki, Adayların tümünün konuşmasını üyelerin bir çoğu dinleyemeden oy vermek zorunda kaldı. Bu aşamada bazı pilotların; “sandıkları pilot odasına koyalım, internetten oylama yapalım” diye yaptıkları serzenişlerini duyduğumda; şaşırmadım desem yeri var. Yürürlükteki yasalar gereği, oyların, sadece divan heyetinin önünde kullanılması olanaklı oluyor. 

Kaçırılma girişiminde bulunulan uçağımızın kaptan pilotu İlyas Karagülle’nin, aynı zamanda TALPA yönetiminde bulunduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle İlyas kaptanın medya ile buluşması, genel kurul gününe özellikle denk getirilmiş ve bir taşla iki kuş vurulma hesabı yapılmış diye düşünüyorum. Ulusal TV kanallarının bizzat genel kurulun yapıldığı salonun kapısına gelerek, Kaptan İlyas Karagülle ile röportaj yapması, hem TALPA’nın bilinirliğinin artması açısından, hem de şimdiki yönetimin içindeki bir kaptanın medya tarafından beğenilmesi, yönetime artı yazdı diyebilirim. Bence akıllıca düşünülmüş bir stratejiydi.   

Sendika seçimlerinde de bir çok kere yazdığım üzere; üç adaylı yapılan seçimlerde, mevcut yönetim şanslı oluyor. Bu nedenle “Sefa Bey siz bu tür seçimlerde deneyimli birisiniz sizce sonuç ne olur?” diye soran adaylara yanıtım; mevcut yönetimin ipi göğüsleyeceği şeklindeydi. Öyle de oldu ve Gürcan Mantı sonuçta ipi göğüsleyen taraf oldu.

Sonuç olarak; TALPA’nın 9. Olağan Genel Kurulunun tüm pilot camiasına hayırlı olmasını dilerken, yarıda kaldı denilerek tamamlanacağı sözü verilen ve genel kurula sunulan yeni projelerin hayata geçirebilmesi çok önemli. Bilirsiniz,2 yıl çok çabuk geçer.

NOT/ Airbus A321 in rakibi B757 mi olacak?  

“BİZLER NAMUSLUYU BİLE NAMUSSUZ YAPARIZ” VE “TALPA GENEL KURULU”

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (14)

mubin ~ 5 yıl önce
Sefa Bey imlanız hala berbar:)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Android Uygulaması ~ 5 yıl önce
Sevgili i phone arkadas cok guzel filozof gibi yazmissin anladik ve mesaji aldik sagolasin. Ancak bu sikintilari cok dinledik ve biliyoruz sen nerde calisiyorsun bilmiyorum ama ben problemin gobegindeyim ve hergun nasil bir degisiklikl karsilasacagim beklentisi ile ise gidiyorum. Bizler dinlemesine dinledik te anladik ta tuzu kuru olanlar anlamadan sikildilar sanirim. Sektordeki sikintilari hakkiyla dillendiren bir kisi var ve biz ondan bu coskusuna ve bilgesine devamini isteriz. Devam etsin ve can siksin ki sikintilarimiz gundemde sicak kalsin isteriz. Sicak kalsin ki elinde olan birileri de belki yapici olur.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
İsim / Rumuz ~ 5 yıl önce
Sevgili Yazar, 'Katılım neye göre yüksek?' demek oy adedi değil katılımın yüzdesi önemli vurgusuna işaret etmek için yöneltilmiş bir sorudur. Evet oy oranı artmıştır. Taş Devrinden Cilalı Taş Devrine geçtiğimizin göstergesi olabilir. Bana bir uygar dernek gösterin ki her 100 potansiyel seçmeninden sadece 3,5'u ve her resmi üyesinden % 11,7'si ile başkanını seçsin. Sizin yorumunuza 'o kadar işte' diye yorum yapan arkadaş, aklını ve tahminlerini kendine sakla istersen, dünyadan haberin olmadığı gibi bu platformdaki düşünsel çeşitliliğe de katkın yok bilesin. Diğer yorumculara ve hakedenlere Saygılar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 5 yıl önce
sefa bey 74 pilotun istifasiyla ilgili bilgilendirici bir yazi yazarmisiniz acaba..kanun nezaman yururluge girer pilotlar gercekten istifa edebilecek mi bunun sektore artilari eksileri nelerdir simdiden tesekkurler

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Meral Döşemeciler ~ 5 yıl önce
Sefa bey, ""ne var bu bölgede" sorusunun cevabını ben göremedim. Neden kuzeyde, ormanlık alanlar talan edilerek havalimanı yapılıyor? Esenboğa yıllarca önce yapılırken köylüler uyarmış, kimse kaale almamış. Her siste alan kapanır, perperişan olurdu insanlar,çok yaşadım. Şimdi, kuzey Karadeniz sahilinde hava şartları da kaale alınarak mı yer tesbiti yapılmış? Bu kışa bakmayalım, kurak geçiyor ama 8 ay kış yaşayan ülkede bu bölge kar yağdığında araç trafiğine kapanırken, uçaklar nasıl inecek? Arabalarında donarak ölen Hürriyet gazetesi yazarlarını, İst.belediye başkanı iken, Trakya'da dizlerine kadar karda poz veren B.Dalan'ı unutmayalım. Neden bu bölge seçilmiş, ben anlayamadım!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 5 yıl önce
Sektorden bahset diyen atkadaslarimiz icin, ''Bilge kisi olmeden hemen once halkini genis bir meydanda toplar. Gercekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasinda nefis bir diyalog kurulur. Halktan biri one cikarak bize der sevgiden soz et. Bilge anlatir, anlatir, anlatir. Bir digeri bize asktan, evlilikten soz et der, anlatir . Bunu alisveris hakkinda ne dersin? diyen biri izler, anlatir. Cocuklardan bahset derler, anlatir. Egitimden bahset derler, anlatir. Ciftcilikten bahset derler, anlatir. Alin terinden, emekten ve adaletten bahset derler, anlatir. Ve daha gunluk hayatin turlu sorunlarindan soz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkinda hikmetli sozler soyler, anlatir, anlatir, anlatir. Konusmasinin sonuna dogru birisi Bana dinden bahset" deyince Bilge soyle cevap verir; Bahsettim ya, dinlemedin mi?'

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Android Uygulaması ~ 5 yıl önce
Kimsenin aldirmadigi bilanco hesap sorgusu para takibi gibi konulara yer verirseniz yaziniz okunur gecer. Reel ve halihazirda zulum derecesine gelen sektorel sikintilari kaleme alir ve cozum yollarini arastirirsaniz hem okunma hem yorum rekoru gelir. Bu yorumlarin cogu klasik aglama ve veryansin seklinde olsada herkes yasadigi ve bilinen problemlerin gundemde kalmasini istiyor. Bu problemleri de adamakilli dillendiren sorumlularin gozune sokan bir siz varsiniz. Lutfen boyle havadan bildik ve sanki dergiye degerlendirme yapar gibi yazmayiniz. Cunku verilenin takibi her ne kadar onemli olsa da icinde oldugumuz sikintilar buna egilmemize engel. Kokpit kabin teknik kule yer her yer cadi kazani olmus kimse yarini goremiyor. Neyleyim secimi neyleyim ibrayi zaten tum dernek ve vakiflarin uye kaybetmeye devam edecegine inaniyorum. Ben de dernekten istifa etmeyi cok dusundum ancak meslegimin adi sadece bu dernekte tam geciyor. Baska hicbir yerde tanimda metinde Ucak Teknisyeni tabirine rastlamazsiniz. Haa Oya Torum hanim bu hafta sagolsun kendi tabirleriyle yorumlamis. Sadece bu nedenle aidat veriyorum ve g kurulda da hesaplara bakiyorum. Denetleme kurulu ok deyince zaten ibra oluyor. Girdi cikti hepsi kagitta denk... Zaten tek sebeble ve beklentisiz odedigim aidati da incik cincik irdelemek gibi bir niyetim olmuyor. Derdim yarin ne ve nerde olacagimi gorememek...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ana Tema ~ 5 yıl önce
Kaliteli bir yazı olmuş. Talpa hakkında yazılanlar dışında ana konu kurum, belediye, vergi, holding gözetmeksizin her zaman şeffaflığın var olması gerektiğidir. Özellikle dikkatimi çeken şu ana kadar yapılan yorumların az olması. Zannedersem yazı spekülasyona açık olmadığı ve konuyu işleme biçimi herkes tarafından beğenildiği için insanlar diyecek bişey bulamamışlar:) Ben bir dernek örneği vermek istiyorum. Bireyler üye olmak için yıllık aidat versinler. Diyelim yıllık 80 tl'lık bir meblağ birçok kişiyi etkilemez. 5000 kişiden bu parayı alsan rakam 400000 TL eder. Bir de ufak tefek yılbaşı hediyeleri verilse işte biz de üye olalım aktif olalım isterler. Ama burada anlatılmak istenen paranın miktarı değil, bu paranın nasıl kullanıldığıdır. Bu parayı kullanan insanlar da bu derneğin yönetim kuruludur. Yönetim kurulundaki insanları denetlemek ve herşeyin uygun olduğunu bilmek de biz halka düşmektedir. Bu örneği yüksek makamlar için de düşündüğümüz zaman halk olarak temayı anlamış olacağız

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Android Uygulaması ~ 5 yıl önce
Artik dernekmis klupmus vs sosyal yapilanmalar kimsenin umrunda degil. Tabii ki isin icinde olanlar haric. Mevcut yapida paralel iseniz ne ala zit veya biraz kesiyorsaniz emin olun bir dahaki genel kurulda tepenizdeki en kucuk etkili birim yonetim sirket vs neyse yonetiminiz ele alinir ve kurumunuz dize getirilir. Eskidenmis oyle afra tafralar. Belediye hukumet bilancolarinin takibini ise ruyada goruruz. Oyle herkes gozden gecirecek olsaydi denetleme kurumlarina mufettislere ne gerek var. Zamani gelince ac arsivi ver ozeti bahiran bagirsin. Ama sonuc iste sendika g kurulu. Ibra edilmemis bir gecmis ama yeni yonetim enkaz devraldik gibi bir klasik icinde. Yahu neymis bu enlaz acikla uye ogrensin resmi rakamlari ve hesap sor al soyanlarin donuna kadar ne bekliyprsun. Siz yonetim kurulusunuz iki uc kisi degilya tek bir isle ugrassin. Neyse bos laf hepsi yillardir herkesin kestigi raconlar ama sonuc 000000.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
İsim / Rumuz ~ 5 yıl önce
Toplam 6000 pilotun 1800u üye ve bunların 426sı seçime katılıyor. Yani var olan toplam potansiyel seçmenin %7si katılıyor ve yaklaşık %3,5 kadarı derneği yönetecek başkanı belirliyor. Katılım neye göre yüksek? Dikkatinizi çekmek istedim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Cevap ~ 5 yıl önce
Sevgili arkadaşım; Yazımdaki ifade " Katılım; oy bazında yüksek ve konuşmalar seviyeliydi." Şeklinde. Oy bazında yüksek demek katılımın düşüklüğünü zaten gösteriyor. Ancak şimdiye kadar bu kadar değil katılım bu kadar oya bile rastlanmamıştı. Sefa İnan
O kadar işte ~ 5 yıl önce
Sefa bey, cümlende ne kadar çok "kadar" geçirmişsin öyle !Şaka bir yana, yüzde hesabı yapan arkadaş eminim TALPA'ya üye bile değildir !

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000