26 Eylül 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • http://bimerapplication.basbakanlik.gov.tr/Forms/pgApplication.aspx
  • madem para ile kopya ile EASA lisansı alınıyor diyorsunuz, şikayet ediyorsunuz.bu yorum yazmakla olmaz.bize hiçbir yazılı şikayet gelmedi. Bimer in Dilekçe Hakkı-İhbar kısmına şikayetinizi, ister kimliğinizi gizliyerek ister açık bi şekilde yazın.ortalıkta laf kalabalığı yapmayın. Yoksa o yaşlı kurtlar sizi yicek.özellikle de shyo ları.
  • Kulakları çınlasın farkı siz yaratacaksınız derdi hep müdür bey. Herkes bölüm arkadaşlarıyle rekabet ederken biz bütün Türkiyeyle rekabet ediyoruz. Ulan ben zaten zamanında geçmedim mi sınavda bu herifleri her 5 senede bir periyodik olarak geçmem mi gerekiyor
  • Allah CC , M.Bucan Çolak ve Yavuz Güver gibi kişilerin üzerinden lanetini esirgemesin...

BİRİ YER, BİRİ BAKAR... KIYAMET ONDAN KOPAR…

Havacılığımız gün geçtikçe ilerliyormuş. Sektör dışından arkadaşlarla yaptığım sohbetlerimde; havacılığımızın geldiği boyutun çok iyi olduğunu vurgulanıyor. Arkadaşlar tabii ki haklı onlara medya ve siyasiler tarafından ne sunuluyorsa onu hafızalarına kaydediyorlar. Hani bir söz vardır. “İçi seni yakar, dışı beni...” İşte aynen böyle bir şey.

Sektörümüzde dalgalanmalar bitmiyor. Özellikle, sektörün lokomotifi olma özelliğini sürdüren THY’de sular dinecek gibi değil. Hatta daha yeni başlıyor bile diyebiliriz. Bir tarafta sendika olmaktan çok hukuk bürosu kimliğine bürünüp, işverenin işten attığı üyelerinin davalarını alarak, nemalanma yoluna giden mevcut sendika yönetimi, diğer tarafta ise, yaptığı alt yapısız atılımlarının her geçen gün sorunlar yarattığı ve stratejik hataların gün geçtikçe daha net görüldüğü doluluk oranlarının düştüğü ve faaliyet zararının arttığı THY…
 
Atılanlar-satılanlar-kazanılmış haklarda geriye gitmeler- Paralı eğitimler- Teknisyenlere şirket kaynakları kullandırılmadan aldırılan lisanslar-Yabancı pilotlara rağbet edip yeni yetişen Türk pilotlarını sistem dışına iten bencilce uygulamalar-

Çalışanların aleyhine yapılan sözleşmeler- Taşeronluk hizmetinin artık uçak bakım işlerine de girmesi dolayısıyla. ileride yaşanması muhtemel çok büyük sorunlar...
 
Şirketlerin; mesleki eğitimi gerekli olduğu için değil de zorunlu  kaldıkları için vermek durumunda kaldıkları ve bu zorunluluklarının bedelini de çalışanından çıkartma girişimleri-borçlandırma senetleri vb… Kısaca, neler var neler!
 
Bana E-posta yollayarak, en azından “sesimizi duyurun” diyen tüm okurlarıma, ben nerden başlayayım demek için şimdilik hatırlayabildiğim bu şıkları tek, tek yazdım. 
 
Gördüğünüz gibi; bu sorunların her biri için, sizi temin ederim ki, sayfalarca yazı yazabilirim. 
 
Sektörün genelinin sendikasız olmasının yanı sıra THY’nin en azından özde ve gerçekçi bir sendikacılık yerine, yaptığı danışıklı dövüş örneği, sözde sendikacılığı- işverenin yasalarla veya vicdanla bağdaşmayacak tek taraflı uygulamaları ve yine işverenin karşısında özde sendikacılık yapamayan yönetime karşı; “Köpeksiz köyde değneksiz gezmek” örneği, rahatlıkla gündeme getirdiği uygulamalar.
 
Evet, havacılığımız altta kalanın canı çıksın örneği büyüyor. Herkes günü kurtarma peşinde... Patrona iyi görünmek için etik olmayan uygulamaları gündeme getiren yalaka yöneticiler mi desem, yoksa iki kuruş menfaat için birbirini gammazlayan çalışanlar mı desem.  Ne istersen var. Aslında hepsi bu bozuk düzenin getirdiği yozlaşmalar. 
 
THY Holding’e bağlı işletmelerde çalışan meslek grupları arasındaki taban/tavan arasında 1/29’a çıkan oran varken, sendika ne iş yapar merak ediyorum. Aslında, kimsenin aldığı ücretin fazlalığı falan yok. Ücret dağılımındaki dengesizlik meslekler arası sürtüşmenin nedeni. Örneğin; En alt kademede alınan 1 liraya karşın en üst kademe çalışanında 29 lira alınırsa burada sorun büyüktür. THY’nin 7.dönem toplu iş sözleşmesinde bu oran 1/7 iken şimdi ne olmuştur da 1/29 a çıkmıştır. Pilot aynı pilot, bagaj yükleyicisi aynı bagaj yükleyicisi… Değişen nedir? 
 
Atasözlerini gerçekten çok severim ve tüm yazılarımda yer vermeye çalışırım. İşte bu olayı gözlemleyen bir atasözümüz; “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” Ne kadar doğru değil mi? Sanki bugünleri görerek söylenmiş bu atasözümüz, haftalardır Airporthaber’de THY’deki uçucu personelin aldığı ücretlere yönelik sürtüşmelerin adeta bir özeti…
 
Evet, sektörün ana lokomotifi THY’de kıyamet kopuyor. Tüm çalışanlar huzursuz. Çok para aldığı iddia edilen de, az para alan da huzursuz. Kaptanı, pilotu, kabin memuru, teknisyeni, hatta yöneticilerde bile huzursuzluk görülüyor. Bu huzursuzluğu önlemesi gereken THY yönetimi, ne yazık ki işin asıl aktörü pozisyonunda. THY yönetimi, âdeta ayağına balta vuruyor. Bir şirkette huzur yoksa o şirketteki personelden verim alınamaz. 
 
Peki, bunu ben biliyorum da, THY’nin başındakiler bilemiyor mu? Evet, maalesef bilemiyor. THY’nin tüm yönetim kuruluna veya üst düzeyine bir bakın bakalım, içlerinden hangisi işçi olarak bir yerlerde ter akıtmış? Hiçbiri… 
 
Hepsi onun bunun veya mevcut sistemin adamı olarak, bilinen makamlara gelmiş ve günü kurtarıcı eylemlerle patronlarına sempatik görünüp, biraz daha oralarda kalmaya çalışan kişiler. Bu nedenle, çalışanı, yani sendika ağzıyla işçiyi, anlamaya çalışsalar da anlayamazlar. Çünkü o kültürde yetişmemişler. Aslında, suç onlarda da değil. Suç, onları oralara getiren, parti”daş”-din”daş”-arka”daş”-yol”daş”-yan”daş” sisteminde… Buna birde hemşericilik eklenmişse yandı gülüm keten helva…
 
Aslına bakacak olursanız; Çalışan kesimin unvanı veya kadrosu ne olursa olsun işçidir. Ancak, bazı işçiler kendilerini her nedense ayrıcalıklıymış gibi görseler de bence hepsi resmen işçidir. İşçinin altı üstü olmaz işçi işçidir o kadar. 
 
Benim gözümde, maaşlı olarak çalışan herkes işçi olduğuna göre, patron kimdir? Şirketlerin patronu yönetim kuruludur. THY yönetim kurulu ise patron vekili olarak%49’luk hisseyi temsil ediyorlar. Şüphesiz onların da patronları var. Parti”daş”-Yan”daş” sistemi işletilmeden oralara gelmek mümkün değil. Kısaca; herkes birbirinin emrinde çalışıyor. Baş patron silsile yoluyla ne derse o oluyor.  İnisiyatif yok. Mantık yok. Yanlış olmuş deme lüksü yok. Sadece emir var. “Konuşma işine bak”-“Ben ne dersem o” sıklıkla duyulan söylemlerdir. 
 
Rahmetli Barış Manço’nun “İşte hendek işte deve, ya atlarsın ya düşersin. Baktın olmaz vazgeçersin, zordur almak bizden kızı” şarkı sözünü günümüz yöneticilerine uyguladığınızda, sadece kız kelimesini makam olarak değiştirmeniz sistemi anlamak için yeterlidir. Sistem aynı bu şekilde tabandan tavana kadar sürdürülüyor. Hendeğin içine düşmemek için şüphesiz deve çok önemlidir. Bu nedenle iş hayatında deven kadar konuş yerine kibarca torpilin kadar konuş deniyor.
 
Bu nedenle; genelde, yöneticilerinize sorun aktaramaz ve çözdüremezsiniz. .. Kim takar işçiyi, mişçiyi…Herkes kendi dümeninde. 
 
THY dışında şirket mi yok derseniz, var tabii ki. Özel havayollarımız da, handling kuruluşlarımız da var. Onlarda sektörü ana lokomotif THY’den izliyor. Ücret ve sosyal haklarda THY bir numara olmayı sürdürürken, birçoğu çalışanına sefilleri oynatıyor. 
 
Şirketlerimizin, ucuz iş gücü sağlayabilmek için yapamayacakları atraksiyon yok. Havacılık sektöründe en azından şirketleri ve otoriteyi (uygulanamasa bile) bağlayan kurallar var. Çalışanlara yönelik kural, mural yok. Ver eline bir kâğıt imzala bunu de. Bugün“A” dersin yarın “B”, fark etmez. A’dan Z’ye şunlar şirket sırrıdır, açıklarsan “kırk katır mı, kırk satır mı” diye sözleşmeyi önüne atar imzalatırsın. İmzalamayanı atarım, sürerim dedin mi çalışan zaten zar zor iş bulmuş içinden küfrede küfrede basar imzayı…
 
Bunların yanı sıra; Şirketin Ticari durumu mu bozuldu?  İlk tasarruf işçiden başlatılır. Mesailer, yatılar, harcırahlar hemen gündeme getirilir. Şirketi ticaret en zora sokan çalışanlarmış gibi faturayı onlar öderler. Halamı sorun çözülemiyor ve zarar devam ediyor? Kolay…Vermezsin maaşlarını, yatarsın alacaklarının üstüne. Düzeldi, düzelecek diye, diye birkaç ayda öyle çalıştırırsın. Yine mi olmadı. Ya iflasını istersin ya da Tasfiyeni. Sonuçta olan yine çalışana olur.
 
Tarafıma gelen sorunlardan bu hafta bir tanesine biraz değineyim sonraki haftalarda devamı yine gelecek.   
 
Türkiye MRO merkezi olacakmış:) Olur olmasına da sadece ülkemiz topraklarında dev hangarlar yapar ve satarız. My Tech, MNG Tech. satıldı. Teknik A.Ş ve Habom da satılabilir. Mani yok. Türkiye MRO merkezi olacak dendi. Türk şirketleri ile olacak denmedi ki? Değil mi ama…
 
Çin; MRO merkezini Türkiye de kurdu diyerek yine de bir övünme konusu bulabiliriz. Sonuçta; Çinliler de kardeşimiz. Ha biz ha onlar… Değil mi ama?.
 
Hatta uçağı da onlara yaptırtır üstüne Made in Turkey yazılmasını şart koşarız. Bu işten kazanılacak para onların, şan ve şöhret bizim olsun yeter. Önemli olan iç politikamız. Değil mi ama…  
 
Çin’de ucuz iş gücü var bizimkiler şimdilik onlara pahalı geliyormuş. Bu nedenle İşkura ve ondan nemalanan aracı MRO lara söyleyin bol bol hormonlu teknisyen yetiştirsinler. Piyasa bollaşsın ki ücretler düşebilsin. 6 ay uzun süren hızlandırılmış kurslar 3 aya inebilir. Bu süre uçak teknisyenliği için yeter de artar bile. Hatta Dolapdere’deki tamirciler zordaymış, alın oradan hazır adam. Ha uçak-Ha araba-Ha tren. Değil mi ama…Bunun yanı sıra,bol,bol darphane gibi çalışan lisans verme merkezleri kurulsunki bu lisanslı ve tip kursluyum diyerek fazla para isteyenlerin burnu sürtülsün. Hep birlikte bu mesleği ve lisansı ayağa düşürelim. Değil mi ama?.
 
THY 2006’da yüzlerce deneyimli 45’li yaşlarda teknisyeni emekli etti de ne oldu? Sonra 65 yaşının üstünde teknisyen almak zorunda kaldı. Şimdi de 50 yaşında teknisyen arıyor. Bunları yurt için değil yurt dışı için istiyor. Çünkü oralarda lisanssız iş yaptırmıyorlar. Defteri release etmezsen sorun yaratırlar. 
 
Türkiye için eli anahtar tutsun iş biter. Başlarına birkaç tane lisanslı tip kurslu boardman koyun, yetkili teknisyen bassın mühürü jobcardlara, taskcardlara, iş biter. Kim kimi nasıl denetleyecek? Denetleyecek olan, denetlenecek halde.
 
SHGM, MRO’nun adam saat-saat hesabını soruyor da eline alıp gerçek verilerle işyükü, işgücü hesabını denetliyor mu? Hayır. Sen kadrondaki lisanslı personelle bu işyükünü nasıl karşılıyorsun, sen sihirbazmısın mı diyor? Yooooooooooo.
 
Sendika ve derneklerde sisteme uymuş gidiyor. Neredeyse Mahmutpaşa misali  “Gel, gel bana gel. Orada 2 ayda bende 1 ayda lisans alabileceğin kurs var”. Batan Yunanistan’ın malları bunlar. Ne istersen veririz sen yeter ki paradan haber ver. Neeee Lisansın limitlimi? Yarın gel abi onu kaldıralım. Paramı? O kolay abi hele senin işini görelim atarsın bir şeyler altı üstü limit kaldıracağız yaaaaaa
Alan memnun veren memnun. Geleceği kim düşünüyor. Herkes bugüne odaklanmış. Kimse ilerde bu sorunun kendi ayağına balta vurmaktan farklı olmayacağını düşünmüyor bile. 
 
Eskiden, teknisyen işe alınır ve asgari deneyim süresi olan 3 seneden sonra sınavlara girip lisans alabilmeye hak kazanırdı. Şimdi önce sınav sonra deneyim süreci başlıyor. Nasrettin hoca misali eşeğe tersten biniyorlar. Bu sistemde kalite olur mu yahu… Bir gün eşek tepecek ama düşünen bile yok. 
 
İşveren neden özel kurslar eşliğinde lisans sınavlarını tercih ediyor? Düne kadar lisans vermemek için direnen işveren şimdi neden al gel lisansını kardeşim diyor? Yakında tip kursları da paralımı olacak? Yabancı pilotlar gibi yabancı teknisyenler hangarlarda cirit atıyor. Şimdi bir Türk firması da(şimdilik ufak çapta olsa da) bu modaya ayak uydurdu.  Yabancı para kazanacağına bari ben kazanayım diyor. İlanlarla lisanslı teknisyen arıyor, yatırım yapıyor. Bizim SHGM mizin yetersizliği ne meslekler doğurdu baksanıza. Şirketler eğitim vermez sınav yapmaz oldu. Paran varsa lisans ta var Tip kursuda.
 
ÇOK YAKINDA; MRO ların veya hat bakım organizasyonlarının kadrolu teknisyen çalıştırması minimuma inebilir. Ne gerek var ki? Bu iş için kurulmuş yabancı ve yerli firmaların elinde istediğin lisansta ve tip kursları olan teknisyenler var. Bakım işin mi var?  “B” mi “C” mi… Sen bakım çeşidini söyle bir rakam çıkartalım işine gelirse bize yaptırtırsın. Boşuna, sigorta-sendika-sosyal haklar-ulaşım-kılık kıyafet-yemek vereceğine anlaş daha ucuza.Teknisyenlerinin sayısını minimumda tut veya at hepsini dışarı. Firmalarla anlaş işini yürüt. Değil mi ama?.
 
Bu uygulamaların Avrupa’da uygulandığını söyleyeniz olursa, bende bu uygulamaların şu anda Amerika’da sorgulandığını söylerim.  Örneğin; Florida da Meksika ve Porto Riko’dan (Güneyden) taşeron uygulamalarla ucuz iş gücü sağlayabilmek adına teknisyen akımı başlamış ve bu sistemde yaşanan birçok hata ve kalitesizlik nedeniyle FAA olaya el koymuş. Benim şahsi düşüncemin de bu paralelde olduğu gerçeği ile Türkiye’de bu sistemin “yani kap çantanı gel” tarzı yürüyen taşeron sisteminin kalitesizliği beraberinde getirmekten başka uçak teknisyenlerinin ilerideki özlük haklarına büyük zararlar vereceğini düşünüyorum.    
 
Buna işverende ses çıkartmaz... Hatta, ucuz iş gücü sağlamak adına destekler bile... Peki, sendika ve dernekler ne yapıyor?  Benim kursum senin kursunu döver. Senin Yunan kursuna benim Alman kursum on basar beee... Yakında internet ortamından kursa falan gitmeden ders verip sınavda yaparlar. Kim mi yapar?  Kim yapacak yahu tabii meslektaşlarımız... Böyle başa böyle tarak...
Heeeee doğru ya bu işte SHGM nerede? Ne iş yapar bunlar?...   Cevap:):):)
 
MRO veya bakım kuruluşları için sorun yok. Bu taşeron sistem, “bugün iş var yarın Allah kerim” doğrultusunda günlük, aylık periyodlarla çalışmakta. Devamlı sigorta primin tam maaş üzerinden yatacak mı?  Emekli olduğunda neye göre intibakın yapılacak? Hasta olduğunda sana devamlı maaş verilecek mi? Sosyal hakların sağlanacak mı? Yolun, yemeğin vb. 
Bu sistem işverenin işine gelir. Onlar için patronlarının gözüne girmek önemli .Sen önemli falan değilsin. Seneyi karlı kapatıp “Aferin X Bey dendi mi ona yeterde artar bile. Önemli olan Koltuğu korumak. 

Peki; Ya teknisyenin geleceği? Amannnn boş ver sana mı kalmış… Benimde yazdığım konuya bak yahu(!)… Değil mi ama?   

 İşine bak işine Sefa bey... Dönen tekerlere çomak sokma...
BİRİ YER, BİRİ BAKAR... KIYAMET ONDAN KOPAR…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (48)

Misafir ~ 5 yıl önce
http://bimerapplication.basbakanlik.gov.tr/Forms/pgApplication.aspx

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
madem para ile kopya ile EASA lisansı alınıyor diyorsunuz, şikayet ediyorsunuz.bu yorum yazmakla olmaz.bize hiçbir yazılı şikayet gelmedi. Bimer in Dilekçe Hakkı-İhbar kısmına şikayetinizi, ister kimliğinizi gizliyerek ister açık bi şekilde yazın.ortalıkta laf kalabalığı yapmayın. Yoksa o yaşlı kurtlar sizi yicek.özellikle de shyo ları.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Kulakları çınlasın farkı siz yaratacaksınız derdi hep müdür bey. Herkes bölüm arkadaşlarıyle rekabet ederken biz bütün Türkiyeyle rekabet ediyoruz. Ulan ben zaten zamanında geçmedim mi sınavda bu herifleri her 5 senede bir periyodik olarak geçmem mi gerekiyor

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Allah CC , M.Bucan Çolak ve Yavuz Güver gibi kişilerin üzerinden lanetini esirgemesin...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000