12 Haziran 2017, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • her sektörde olduğu gibi havacılık sektöründe de bu var ve normal çalışan insan sırf ileride bu bana rakip olmasın mantığı ile bu ve bunun gibi insanlar yüzünden meslekten sektörden soğuyorlar.
  • Türkçe'de "ispiyonluk" diye bir kelime yoktur, olsa olsa "ispiyonculuk" olabilir. Eğer böyle bir kelime olsa, tuzluk, ayakkabılık gibi bir kelime olurdu, yani "ispiyon istiflenen yer" anlamına filan gelirdi herhalde.
  • Mevcut iktidar başa gelip de sektörden gelmeyen,havacılıkla uzak yakın alakası olmayanlar yönetici olarak thy'nin üstüne kabus gibi çökünce ilk işleri bu ispiyon mekanizmasını kullanmak olmuştu. Malum ülkemizde yalakalık,zenginin,güçlünün,iktidarın her daim yanında olmayı marifet sayanlar çoğunlukta ve thy'de bundan nasibini fazlasıyla almıştı bunun sonucunda da bu yöneticiler! onlara yalakalık ve ispiyon yapabilecekleri belirlemiş ve onlardan gelen bilgilerle ! birçok çalışanı işten atmış,sürmüş,terfi,tayin ettirmemiş,ekip,bölüm değiştirme gibi en basit taleplerini bile kabul etmemişlerdi, bunların örnekleri çok. İspiyoncular da tabii bu çalışmalarının ödülünü işten atılmama ve şanslı ve sağlam torpilli olanlar da şef,müdür vs olarak almışlardı. Bu düzen hala devam etmektedir ve bu insan kalitemizle daha da devam edecektir. Ayrıca çok üzücü ki kadın cinayetlerinde dünya 1., kadın,çocuk,aile içi şiddet ve tecavüzde de dünya 2. siyiz, bir de müslüman bir ülkeyiz sözde. Saygılarımla.
  • Çetinim yaşa. Aydın Yıldırım

Bir dönem ispiyonluk sektörde tavan yaptı. Tüm Hata Yönetimlerde

İspiyon kelimesinin bu günkü Türkçe karşılığı “ Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlama, ispiyonlama, gammazlama” olarak geçiyor sözlüklerde”. Kelime zaten Fransızcadan türemiş, Almanca, İtalyanca, İngilizce vb. karşılığı da mevcut. Osmanlıcası da var kelimenin. Demek ki ispiyonculuk yalnız kelime olarak değil ülkelerin yaşamında yeri olan bir fiiliyat. Ve de, insanlık var oldukça “ dalkavukluk ve ispiyonculuk “ yaşam sahnelerdeki yerini muhafaza edecek. Şimdi bu dalkavuklar da nereden çıktı diyeceksiniz?  İki olgu birbirinden hiç ayrılmaz ki. Dalkavuklar ( Yalakalar )   bu tarihi ve kutsal görevlerini yaparken, daha fazla prim kazanmak amacı ile ispiyonculuğu da geliştirerek uygulamayı sürdüreceklerdir.

Evet, eskiden dalkavukluk varmış. Ahlak iyice çökmüş. İspiyonculuk doğmuş. Ve de ikisi kardeş olup bizim başımıza bela olmuşlar..

“Konunun tarihi gelişmelerini Osmanlılar dışında kayda alan olmamış. Geçmişimizden kötü bir örnek verelim. Padişah II Murat, Lalanın etkisiyle isyana hazırlandığı düşünülen 13 yaşındaki şehzade Mustafa 1423 yılında neden idam ettirdi dersiniz? Durduğu yerde mi?  Birisi isyan hazırlığı yapıldığını ispiyonladı da ondan. İsyanı kim yapacaktı? 13 yaşında bir çocuk. Onu kullanacaklardı belli ki. Sonradan bu ispiyoncu mutlak sarayda devletliye yakın bir makama getirilmiştir. Yakın geçmişte ispiyonun yarattığı kötü örnek çok. Bunun için gazetelere bakmak yeterli. Mahalle dedikodusu ile sonucunda gelişen ispiyonculuk mekanizması yüzünden eşini öldüren kocalar. Sıklıkla gündemdeler. Bu günün iş yaşamına gelince önce belirtmek isterim ki bu yazı yalnız bizim sektörle değil, çalışma sisteminde bu iğrençliği barındıran ve buna göz yuman tüm diğer sektör kuruluşları ile de ilgili.  Evet; gelelim konumuza.“Tepedekiler, işten kimin çıkartılması gerektiğini çok kısa bir sürede nasıl öğreniyorlar dersiniz? Kim bizden, kim değil. Hangi çalışan kimin için ne söylemiş. Büyük grupların iş akitlerinin feshi durumunda belirleme ve karar mekanizması nasıl oluyor da bu denli süratle çalışıyor? Bunu düşünmeye gerek var mı? Sektörümüzün önde gelen bir şirketinde bu durum yakın geçmişte yaşandı.

Bir şirkette çalışıyordum. Bir üst yönetici vardı. Benden habersiz bu şirkette kuş uçmaz diye övünürken kendini farkında olmadan sürekli aşağılardı. Pek akıllı biri değildi Türkçesi. Kendisine bilgi taşıyanlardan daha rezil bir durumda olduğunu düşünemezdi. Çift taraflı çalışırdı. Bu büyük ve gelişmiş (?) zekâ astlarından öğrendiklerini hafiften rötuşlayarak üstlerine naklederdi. Her ne ise bunu meziyet olarak görecek kadar zavallı olanların sıralamasının ilk sıralarında yer aldığı mutlak.  Nedense bu konu açılınca aklıma hep aynı kişi geliyor. Hem İspiyoncu hem de emsali görülmemiş bir yalakaydı.

Evet; dedikodusu fazla olan, şirketle ilgili en basit konuya bile anlaşılmaz bir şekilde  “Gizli “ damgası vurulan iş yerlerinde dedikodu ve ispiyon hali ile tepe yapacaktır. Yaptı mı? Yapmadı mı? Bunu en iyi çalışanlar bilir. Bu ayrı ve büyük bir sorundur. Bir yerde okumuştum. Çalışanların dedikodu yapmalarının cezası işten çıkartılmak demişler.. Çok yerinde ve de çok uygun. Ancak bu ceza dedikoduyu yapana mı, yoksa onu dinleyene mi verilecek. Orası belli değildi? Her ikisine de dense alkış tutardım. Hele yönetici dinliyor ise ki buna sıklıkla rastlanıyor.

Siz hiç yeni atanan bir orta veya üst kademe yöneticisine adaptasyon süresi hakkı tanındığını gördünüz mü? Kimseyi tanımadan, neyin ne olduğunu bilmeden göreve başlayan bir yönetici, eğer biraz da zayıfsa sizce ne yapar, neye ve kime rağbet eder? Birini dinleyecektir. Doğru kimseyi de bilmez, tanımaz.  Naçar birilerini dinlemeyi seçecektir.  O da mutlak karakter zafiyeti olan biridir ve de yöneticisine ispiyon taşıyacak olan bir yalakadır.. Evet; genelde bu iş böyle başlıyor.

Allahtan sektörün bu konudaki en büyük müteahhidi birkaç sene önce sektöre veda etti. Bir düşünün bakalım. Bu iş sizin şirketinizde yaygınken Tepe Yönetim aşağıdaki hataları yaptı mı?

Aslında ispiyonluk fidanının yeşermesi ve dal budak salması konu ile ilgili geçmiş çalışması ve bilgisi bulunmayan, şirkete ve sisteme yabancı insanların her ne düşünce ile olursa olsun yönetici olarak seçilip atanmalarından öte değil. Bunu yapan kötü zihniyetin ispiyonluk mekanizmasının gelişmesinin bir anlamda alt yapısını da hazırlamış olduğu mutlak.

Bu iş oldukça masumane bir şekilde başlıyor. İlk adım acemi belki de hafiften aciz yöneticinin “ Acaba çalışanlar benim için ne düşünüyor “ sualinin cevabını öğrenmek ve adımlarını ona göre atmak isteği ile atılıyor. ilk başta. Üstelik ispiyon hizmeti veren bu aşağılıklara hizmetleri için bir şey ödemekte gerekmiyor. Evet; sistem böyle çalışmaya başlıyor. Orta vade de yönetici kendisi ile ilgili olanların dışında her türlü bilgiyi, haberi alma ayrıcalığına alışacak ve de ispiyoncularına işyeri imkânları paralelinde bir anlamda ödemeler yapmaya çalışacaktır. Bu kaçınılmaz.       ( Terfi, maaş kademesinde ilerleme, izin vb. ) İspiyon hizmetini gören bu çalışan hırslı değilse en azından kavuştuğu rahat çalışma imkânına rıza gösterecektir. Ancak zaman için de diğer konularda da ( tayin ve terfilerde, işten çıkartmalarda vb.) özellikle her türlü IK hareketlerinde ispiyonların görüşüne müracaat edilmesinin kaçınılmaz olduğu bir noktaya gelinecektir. Neticeten ister istemez saygıdeğer yöneticimizin tüm yönetim sisteminin bu ispiyon mekanizmasının üzerine bina edilmiş hale gelmesi kaçınılmazdır. Zaman içerisinde yönetici işi anlar ve çalışanları da kısmen tanır. Daha sonraları bu uygulamadan nasıl kurtulacağını düşünür düşünmesine de, bu zordur.  Artık İspiyoncu dosta sırt dönmenin belirli riskleri vardır. İspiyoncunun / ispiyoncuların onu da şahsen yaralaması, onunla ilgili de daha yukarılara bir şeyler taşıması olası hale gelmiştir. Kısaca ispiyoncu yöneticinin bizzat kendisi için de bir tehdit haline gelmiştir.  Hiçbir milletin  “Babana bile güvenme” şeklinde bir atasözü yok. Bu söz yalnız bizde var. O noktaya gelmeden önce bu sözü hatırlamak gerek. Hem de birçok konuda.

Bu noktada “ benim ispiyonlanacak bir şeyim yok “  demek boştur. Zira ispiyonculuğun getirilerine alışmış kişilerin ispiyon edecek bir şey bulamamaları halinde uyduracakları şeyleri yukarılara servis edecekleri mutlaktır. Ve de bunların masumane anlatımlar olduğu görülmemiştir. Alışmış kudurmuştan beterdir derler ya. Haydi, gel de işin içinde çık. İşte bir zavallı yönetici bu şekilde espiyoncu çalışanına bir anlamda esir olur.

Yöneticinin bilgisizliği,  acizliği ve gelişmemiş kişiliği bu görevi üstlenenleri güçlü kılar. Uzun iş yaşamında bunu görmedim diyecek olanlar varsa böyle bir yerde çalıştığı için çok şanslıdır. İnşallah sonuna kadar böyle gider. Ancak yönetimler zayıfladıkça, bu olgunun daha fazla serpileceği ve rağbet göreceği de kabulü zorunlu olan bir gerçek.

İspiyonculuk dedikodunun, yalakalığın ( yağcılık ) yoğun olduğu işyerlerinde daha fazla prim bulur. Bu üç karaktersizlik birbirinden ayrılmaz.  İşte Rahmetli Sakıp Ağanın ( Sakıp Sabancı ) bu konu ile ilgili olarak kitabında anlattıkları.

Rahmetli Sakıp Sabancı “Şeyh Uçmaz Onu Müritleri Uçurur ” Demiş.

…Başarıyı yakalayanların çevresinde onları uçuracak şartlar oluşur. Gerçeği fark etmeyip şartların rüzgârına kapılıp uçtuklarını sananlar bir süre sonra fena halde yere çakılır. Anadolu’da bir hikâye anlatılır. Şeyh’ e gitmişler.” Şeyh’im sen akşamları uçuyormuşsun, seni havada uçarken görenler olmuş Ne güçlüsün, ne şanslısın Nasıl uçuyorsun? Şeyh gülümsemiş. Ben uçmuyorum.. Hiçbir şeyh uçmaz. Ama şeyhleri Müritleri uçurur. Bazı şeyh’ler müritlerinin sözlerinden giderek hoşlanır. O da uçtuğunu iddia etmeye başlar. En kötüsü sonunda uçtuğuna o da inanır.

( Ç.Ö ) Şimdi bir düşünün hele. Yakın geçmişte sektörde kimleri uçurduk hep birlikte. Sivil Havacılıkla ilgisi olmayanları, işi internetten öğrenenleri havacılığın aksakallısı ilan ettik. Alkışladık. Onları uçtuklarına inandırdık.

Evet; gelelim Sakıp Ağanın bir nasihatine. Yağcılardan Kaçının. ( Koskoca Sakıp Sabancı argo kelime kullanıp Yalaka demez tabii ki ) Başarıya ulaşan insanların çevresinde yağcılar belirir. Bunları uzaklaştırmada başarılı olmayanların etrafını yağcılar çevirir. Yağcılık aynen uyuşturucu bağımlılığı gibidir. Önce herkes bunun ne kadar kötü ve zararlı olduğunu bilir. Fakat alışanlar bağımlılık kazanır. Bağımlılık giderek artar ve kurtuluş ümidi ortadan kalkar. Etrafı yağcılarla çevrilenler gerçeklerden uzaklaşır. Kendi hayal dünyalarında yaşamaya başlar. Yağcılar insana gerçeği değil, duymak istediğini ve beklediğini söyler. Yağcılık bağımlılığına tutulanlar gerçekleri anlatanları düşman gibi görürler. Değer yargıları yok olur. Yağcılık bağımlısı olmak istemeyenlerin daha başlangıçta onların yanına yaklaşmasına izin vermemeleri gerekir.”

Evet;  ispiyonun en adisini yaradılışında yağcılık ( Yalakalık ) ve dedikoduculuk bulunan çirkin insan bozuntuları yapıyor.

Eminim ki şimdi değişik şirketlerde çalışan birkaç kişi bu bizim Bay / Bayan  ( x)’i nereden tanıyor diye düşünüyordur. Tıpkı geçmiş bir tarihte yönetimsel bozuklukları anlatan bir yazı kaleme aldığımda üç, dört değişik şirket mensubunun peş peşe  ” bizim şirketi aynen anlatmışsınız ” diye yorum yazması gibi.

Eğer tanıdığınız yağcılardan ve dedikoduculardan biri çıkıp ben “ İSPİYON “ yapmıyorum,  uzmanlığım YALAKALIK üzerine derse, lütfen bana haber verin. Haber verin ki ben de bu konuda tüm yazdıklarımı yalayayım.

Bir dönem ispiyonluk sektörde tavan yaptı. Tüm Hata Yönetimlerde

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (9)

gariban havacı ~ 5 ay önce
her sektörde olduğu gibi havacılık sektöründe de bu var ve normal çalışan insan sırf ileride bu bana rakip olmasın mantığı ile bu ve bunun gibi insanlar yüzünden meslekten sektörden soğuyorlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Türkçe ~ 5 ay önce
Türkçe'de "ispiyonluk" diye bir kelime yoktur, olsa olsa "ispiyonculuk" olabilir. Eğer böyle bir kelime olsa, tuzluk, ayakkabılık gibi bir kelime olurdu, yani "ispiyon istiflenen yer" anlamına filan gelirdi herhalde.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP TÜRKÇE ~ 5 ay önce
SİZİ TEBRİK EDİYORUM. BULMUŞSUNUZ. BU KELİMENİN TÜRKÇE KULLANIMINDAKİ KARIŞIKLIK FRANSIZCA KÖKENLİ OLMASINDAN KAYNAKLANIYOR. ANCAK SÖYLEDİĞİNİZ DOĞRUDUR.
ispiyon ~ 5 ay önce
Mevcut iktidar başa gelip de sektörden gelmeyen,havacılıkla uzak yakın alakası olmayanlar yönetici olarak thy'nin üstüne kabus gibi çökünce ilk işleri bu ispiyon mekanizmasını kullanmak olmuştu. Malum ülkemizde yalakalık,zenginin,güçlünün,iktidarın her daim yanında olmayı marifet sayanlar çoğunlukta ve thy'de bundan nasibini fazlasıyla almıştı bunun sonucunda da bu yöneticiler! onlara yalakalık ve ispiyon yapabilecekleri belirlemiş ve onlardan gelen bilgilerle ! birçok çalışanı işten atmış,sürmüş,terfi,tayin ettirmemiş,ekip,bölüm değiştirme gibi en basit taleplerini bile kabul etmemişlerdi, bunların örnekleri çok. İspiyoncular da tabii bu çalışmalarının ödülünü işten atılmama ve şanslı ve sağlam torpilli olanlar da şef,müdür vs olarak almışlardı. Bu düzen hala devam etmektedir ve bu insan kalitemizle daha da devam edecektir. Ayrıca çok üzücü ki kadın cinayetlerinde dünya 1., kadın,çocuk,aile içi şiddet ve tecavüzde de dünya 2. siyiz, bir de müslüman bir ülkeyiz sözde. Saygılarımla.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tek rakibim THY ~ 5 ay önce
Çetinim yaşa. Aydın Yıldırım

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000