01 Temmuz 2008, Salı
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • Hocam gene ağzınıza sağlık, havacılık olmasa da yazdığınız herşey tadı damakta olacak şekilde okunuyor. Sizi aynı zamanda bir Eskişehir ziyareti de tatmin edecektir sayın hocam. Sevgiler - Saygılar Cem
  • son iki paragrafa kadar hoş bir yazı son iki paragrafta insanın gözleri doluyor herşeyiyle mükemmeldir ülkemiz dediğiniz gibi magandasına kadar...
  • Sadece hoşgeldiniz ve iyi tatiller...
  • ben bu yazıyı çok beğendim inanın..

Bir Başkadır Benim Memleketim

Geçen Salı günü başladı yine bizim 2008 yazı haçlı seferi. Okullar tatil oldu, bizim koko junior altıncı sınıfı bitirdi, hanım görev yaptığı ilkokulda son gününü tamamladı ve bende yaz okulunda verdiğim dersi sade bir final sınavı ile finish hattına getirdim.

Bazıları memnun, bazıları üzgün ancak Korhan Hoca almış Türkiye biletlerini, D ve C alanlara geçmiş olsun diyerek kapadı bavulları ve 11 Ağustos’a kadar “arrivederci  Florida” diyerek bindi Melbourne’den Atlanta uçağına, ardından Paris ve sonunda İstanbul.

 Yaş geldi kırkbeşe, artık bu bizim 5000 millik haçlı seferleri hiç çekilmiyor ama İstanbul’da altı hafta işin içine girince durum hep son anda hadi bir gayrete dönüşüyor. Esasında yoldan ziyade öncesindeki koşuşturma, eşe dosta alışveriş, bavulları kapayıp tartma, suları kapadınmı, ocağa baktınmı falan gibi son dakika keşmekeşi yoruyor adamı. Tabiki hanım her zaman olduğu gibi havaalanında körükten uçağa yürürken öldürücü sorusunu lütfediyor: Sen ocakları kontrol etmişmiydin?

Körük yüksek değilki atayım kendimi aşağıya. Derken başlıyor bizim kabin içi türbülans. Yahu bir kerede şu soruyu sormada rahat bir seyahat edelim nidaları arasında bir saatlik Atlanta uçuşunu tamamlayıp o terminal senin bu terminal benim başlıyoruz aktarma belasına. Birde tabiki Amerika’da yıllardır yaşamamıza rağmen bir türlü bırakamadığımız sigara illeti dolayısıyla son bir fırt uğruna beş dakikalık oturulan gaz odalarını arama derdi var.  Herneyse iki üç fırttan sonra bir ara sıcak telaşı başlıyor uçuş öncesi. Malum artık uçaklarda Amerika’dan Avrupaya’da uçsan verilen ikram belli. Neyse bu sefer bizimkiler bana acıdıda hemen körüğün karşısındaki Wendy’s de birer hamburgerle işi kapadık.

Saat 5-6 gibi akşamın son yakıcı güneşinde biniyoruz Delta’nın B-767/300 tipi uçağına. Niyemi Delta? Yaklaşık dört senedir milli şirketimiz kişi başına en az 200-300 dolar daha pahalıda ondan. Herneyse ben onları suçlamıyorum, sonuçta işin adı ticaret satabiliyorlarsa niye pahalı olmasın. Kalkışta altı numarayız ve 15-20 dakikalık bir ground travel sonucu yarım saat rötarla yerden kesiliyoruz. Rötarda kabin içi bagajlarından kaynaklanıyor. Havayolu şirketleri bagaj hakkını adam başı 20 kiloluk bir parçaya düşürdüğünden beri hiçbir uçak pist sonu geliyor kırmızı ışıklarını bulmadan yerden kesilemez durumda. Malum kargodaki bagaj 20 kilo eldeki 40. Herkes olmuş cep herkülü yukarıya bagaj koyacağım diye.

Her türbülansta acaba yandaki yolcunun el bagaji ilemi hayata veda edeceğim diye gözlerimi tavandan ayıramıyorum uçuş boyunca.  Neyse saat yedi gibi başlıyor yemek servisi. Ufak porsiyon nedeniyle yemeside kısa oluyor mübareği. Ardından 31-32 inch’e düşmüş koltuk aralıklarına aldırmadan önümdeki brüt 1.50 boyundaki hintli kardeşim yol boyunca benimle yaşayacağı aşkın hesabını yaparak yatırıyor koltuğunu sonuna kadar ve kucağıma yaslıyor koltuğunu.

140 okka çeken 191 santimlik ben boş bulunup ayakları dayamayı unutuyorum on koltuğa ve yatış tamamlanıyor. Zaten çekicekle girip çıktığım koltuktan tuvalet için bile ayrılamıyorum ve iş her zamanki gibi benim böbrek tip tank’larına düşüyor. Görüş tamamen sararana kadar tuvaleti bile kullanmıyorum. Öfleye pöfleye bir sekiz saat daha uçtuktan sonra Paris CDG havaalanına iniyoruz. Transit dışında hiçbir şekilde kimseyle temasımız olmamasına rağmen birde Fransiz görevlinin arama adı altında elle tacizine uğruyoruz.

Paris’te bir saatlik rötar ve ardından son uçuş için adı A-320 olmasına rağmen yaşı neredeyse bana yakın buzul çağından kalan Airbus’ımıza biniyoruz. Neyseki bu sefer kemer beni ekstraya luzum kalmadan sarıyor. Bizim gibi yıllarca yurtdışında yaşamaktan ailece hybrid bir dil geliştirmiş olan göçmen vatandaslarımızla selamlaştıktan sonra kalkıyoruz Paris’ten.

Saat neredeyse üç olmuş durumda ben yataktan kalkalı 32 saat Melbourne’de havaalanına girelide 23 saat olmuş ve o muhteşem anonsu duyuyoruz: İstanbul için alçalmaya başlamış bulunuyoruz… Hanım pencerenin gölgeliğini kaldırınca aşağıda Marmaranın güzel mavi suları kucaklıyor gözlerimizi. Bir kaç dakika sonra sevgili Atamın köşkünü geçiyor ve 06 pistine tekerlekleri koyuyoruz. İnerken Ataköy’deki evime el sallıyorum ve şimdiden Uludağ Kebapçısında yiyeceğim iskenderle Pelit’den alacağım profiterollü pastanın tadını damaklarımda hissetmeye başlıyorum. İşte geldim memleketime. Kısa bir pasaport, bagaj ve duty free operasyonundan sonra sevgili validemi “oğlum bak yine kilo vermemişsin” sözlerini duymamazlıktan gelerek olabildiğince sıkı sıkıya kucaklıyorum.

Artık aklımda ne hanımın ocağı kapadıkmı sorusu var, nede bütün yolu kucağımda gelen curi kokulu hintli biraderim. İsterse yansın gitsin ev Florida’da, ben gelmişim ya İstanbul’uma benim için her şey Tomas vaziyetleri artık. En son bir 15 dakikalık araba seyahatiyle giriyorum evime, atıyorum üstümdekileri, giyiyorum şortumu, yerleşiyorum balkona ve höpürdetiyorum kahvemi. Özlemişim memleketimi, annemi, kardeşimi, balkonumu…Çok mu çok özlemişim Vallahi.

Ezan sesinden, sucunun kornasına, sokak köpeklerinden, geceyarısı bas bas bağıran muzigiyle patinajlar çeken magandalarına bir başkadır benim memleketim, çünkü o benim memleketim.

Kusura kalmayın havacılık yazamadık ama her sene tatil başlangıcı böyle bir hoş olurum. İdare edin bu haftalık önümüzdeki hafta tekrar Türkiye’den havacılık dolu beraber olmak üzere hoşcakalın.

Dr. Korhan Oyman
Division Director and Chair, Graduate programs
College of Aeronautics
Florida Institute of Technology
koyman@fit.edu 

Bir Başkadır Benim Memleketim

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (6)

DGRTRAINER63 ~ 8 yıl önce
Hocam gene ağzınıza sağlık, havacılık olmasa da yazdığınız herşey tadı damakta olacak şekilde okunuyor. Sizi aynı zamanda bir Eskişehir ziyareti de tatmin edecektir sayın hocam. Sevgiler - Saygılar Cem

Yanıtla

Kalan karakter 1000
orıewj ~ 8 yıl önce
son iki paragrafa kadar hoş bir yazı son iki paragrafta insanın gözleri doluyor herşeyiyle mükemmeldir ülkemiz dediğiniz gibi magandasına kadar...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Airman ~ 8 yıl önce
Sadece hoşgeldiniz ve iyi tatiller...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
malatya44 ~ 8 yıl önce
ben bu yazıyı çok beğendim inanın..

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000