04 Temmuz 2013, Perşembe
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com

BELDEN AŞAĞI VURMAK...

İstanbul'a yapılacak yeni havalimanı ihalesi öncesinde, ihale olacak mı olmayacak mı tartışmaları, ihale sonrası yerini, kazanan firma acaba finansman bulabilecek mi bulamayacak mı tartışmasına bıraktı.

Rakamsal açıdan çok büyük bir ihalenin sonrasında bu tarz tartışmaların yaşanması olası bir durum. Ancak işin finansmanının sağlanması noktasındaki negatif görüşlerin tek bir kanattan yani TAV cephesinden gelmesi oldukça manidar!

İhalenin üzerinden 2 ay kadar süre geçti ancak TAV'ın ihalenin kaybedildiğine kendini inandırabildiğini sanmıyorum. Bilinçaltında hep bir geri dönüş beklentisi var gibi görünüyor. Türk filmlerinde bilindik bir sahne vardır. Nikah tam kıyılacakken içeri birisi dalar ve 'durun bu nikah kıyılamaz' diye seslenir. TAV'ın şu anki ruh halini buna benzetiyorum. Her an nikah salonuna dalacak bir havaya sahipler! Ancak burada bir fark var. Çünkü artık imzalar atıldı!

İhale öncesinde, 'Yeni havalimanı ihalesi bizim için olmazsa olmazımız', 'Bu ihaleyi almazsak büyük prestij kaybı yaşarız', 'Bu işi Türkiye'de sadece biz yapabiliriz' türünden iddialı açıklamalarla ihale öncesi rakiplerine gözdağı verme düşüncesindeki TAV'ın, bu kez de projenin zorluğundan yola çıkarak finansman konusunda sıkıntılar yaşanabileceği imaları iş etiğinin sınırlarını zorlar nitelikte, belden aşağı vurmak olarak tanımlayabileceğimiz hareketlerdir. İhale şartnamesinde bütün fiziki koşullar, yolcu kapasitesi, pist sayısı, diğer mütemmimler belliyken, o gün söylenmeyen sözler her nedense bugün bir bir ortaya dökülüyor! (Sanıyorum ihale  öncesinde kendi finansörlerini ürkütme olasılığından ötürü söylenmedi)

TAV CEO'su Sani Şener, geçen hafta Ekonomist dergisindeki şu söyleşisini ele alalım.

"Finansal modelimize 110 milyon yolcuyu koyduk. Dünyanın en büyük havalimanı Atlanta'dır, 92 milyon yolcusu vardır. Günde 2 bin 300 uçak iner. Bunu 2301 yapamıyorlar. Çünkü hava sahası dardır. İstanbul'daki saha daha da dardır. Biz buraya azami 2 bin 300 uçak ineceğini hesapladık. Bu da 110 milyon yolcu maksimum eder. 3. Havalimanına 200 milyon yolcu gelirse, alan arkadaşlarımızın finansal modeli çalışır. 4500 uçak inmesi gerekiyor ama inemez. 2 bin 300 uçak maksimumdur. Onun da getireceği 110 milyon yolcu. Hava sahası, pist, park ve terminal kapasitelerinin birbirine uyumlu olması lazım. 2 milyon metre kare terminal, 7 pist yapabilirsiniz. Ama hava sahası uygun değilse? Söylemek istediğim hava sahasının genişletilemez olduğudur."

Şener, bir başka açıklamasında üstüne basarak projenin imkansızlığından söz ediyor.

"... Ama bizim neden almadığımızı söyleme hakkımız var. Çünkü bu açık bir ihaleydi ve biz bunu almadık. 10 milyar avro yatırım yapıp, her yıl 1 milyar avro kira vererek bir havalimanı işletme matematiğinin çalışacağına biz inanmıyoruz. Bizim gibi bizim yatırımcılarımız da buna inanmıyor."


Yukarıdaki tabloya göre TAV'ın bu ihaleye en başından teşekkür edip girmemesi gerekiyordu. Ancak TAV, ihaleyi kazanan firmadan sadece 120 milyon euro verdiği için ihaleyi kaybetti! Yani TAV, mantıksız bulduğu projeye 22 milyar 32 milyon euro verdi...

TAV ve dolayısıyla Sani Şener, yıllarca sayısız ihaleye girdi. Kazandı, kaybetti... Ortada bir realite var. İhaleyi Limak OGG kazandı. Yapılması gereken tek şey, tebrik edip yeni fırsatlara hazırlanmaktır. Bu dakikadan sonra işi, karamsar bir tablo ortaya koyarak 'finansman bulmak zor' noktasına getirmek ne TAV'a ne de Sani Şener'e yakışan bir durumdur. Hali hazırda finansman arayışında olan bir grubun, bu tarz spekülatif haberlerden olumsuz yönde etkileneceğini en iyi Sani Şener'in bilmesi gerekir. Eğer amaç, ihaleyi kazanan firmanın finansman bulmasını zorlaştırmak veya bulamamasını sağlamaksa orasını bilemem!

Yeni havalimanı projesinin zorluğunu herkes kabul ediyor. Ancak, subliminal mesajlarla finans kuruluşlarını etki altına almaya çalışmak şık bir davranış değildir. Nihayetinde Limak OGG, TAV'dan 120 milyon euro yüksek bedel ödeyerek bu ihaleyi kazanmıştır. Bu rakama yüksek diyebilmek için 9 milyar euro'luk ilk teklife 11 milyar 50 milyon eklememek gerekirdi! Veya 'Bu işin kazanç limiti 15 milyar euro' diyen birinin 22 milyar euro'ya çıkmaması lazımdı. Öyle değil mi? Nasıl ki TAV, 22 milyar euro önerirken bu işin riskini de üstlenmişse  alan firmalar da bu işin riskini kabul etmişler ve yola çıkmışlardır.

Kaybedilen ihalenin peşine düşerek yeni fırsatları kaçırmak TAV için büyük kayıplar doğurabilir.

BELDEN AŞAĞI VURMAK...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (8)

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000