20 Ekim 2008, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu

Basın, Havacılık, Okurlar ve Eleştiri Düzeni

Bizim buralar sonunda biraz soğududa eskisi gibi balkonda oturup Türk çayını hüpletip, sigaradanda bir fırt çekerek zevkle Airporthaber sayfalarını okuyabiliyor, AirportTV’deki  canlı yayın akışını seyredebiliyor vede bu haftaki yazımı hazırlıyabiliyorum. Bizler gönüllü çalışan köşe yazarları olduğumuz için işin zevk-ü sefa bölümü önemli. Ben sevdiğim için birde tabiki Türkiye’yle birazda olsa kucaklaştığım için bu köşeleri yazmayı seviyorum. Ancak haberlerin altındaki eleştririleri okurken bizi küresel süper devletten, bölgesel süper güce ve son 60-70 yılda da sadece Avrasya’da konuşlu bir ülkeye dönüştüren mantığın ve kısır tartışmaların hala sürmesine üzülüyorum.

Pazartesi gecesi Sefa İnan programına iki havacılık uzmanını çağırmış. Daha program yayınlanmadan polemiği gündeme düşmüş.  Efendim Serdar Kaptan uzmanmıymış değilmiymiş. Uçuş okulları kaptan çocuklarının tekelindeymiş. 200 saatlen havayolu sağ koltuk uçucusu olunurmuymuş. Reha Muhtar ve Doğan Grubu gazetecileri THY’ye ideolojik savaş açmışlar ve haksızlık yapıyorlarmış ... Uzayıp gidiyor eleştiri listesi.

Öncelikle dereyi görmeden paçaları sıvamaya gerek yok. Bekleyelim ve izleyelim programı. Bakalım ne söyleyecekler neleri tartışacaklar canlı yayın platformunda.  Ben şu eleştirilerde biraz daha detaya girmek istiyorum.

Nasılki dış politika konuşulduğunda bir büyükelçi, ekonomi konuşulduğunda iktisatçı bir öğretim üyesi, din konuşulduğunda bir müftü, kanser konuşulduğunda bir onkolojist, yada devlet işleri konuşulduğunda bir politikacı uzman olabiliyorsa uçuculukla veya eğitimiyle ilgili bir platformdada bence Serdar Cebeci Turkiye’de uzman olarak her programa çıkartılabilir. Eğer Cebeci’yi bugüne kadarki kariyeri pilotluk, havacılık konusunda uzman yapmazsa bence bizi yöneten uzman politikacılara bir daha göz atıp doğru karar verdikmi diye bir düşünelim isterseniz. Önce sabırla bekleyelim ve izleyelim sonrasında eleştirilerimizi hayata geçirelim.

Gelelim uçuş okullarına. Doğrudur bizim ulkedeki uçuş okullarının eğitimci, ekipman, sistem ve tesis kalitesi gelişmiş ülkelerin seviyesine pek erişmiş durumda değil bir kaç tanesi hariç. Ancak bunun asıl denetçisi bizler olmalıyız. SHGM evrak bazında denetlemesini yapar, bulgularını değerlendirir ve onayını verir. Dünyanın her yerinde iyi okullar olduğu gibi kötü okullarda vardır. Zamanında düzgün bankalar mevduata %3-5 faiz verirken Hisarbank’lara, Banker Yalçın’lara %20 ile para yatırıp bir yıl kadar yüksek faizin dayanılmaz hafifliğinde zevk-ü sefa içinde yaşayan sonrada paraları bu üçkağıtçılara kaptırıp devlete küfreden akıl özürlüler gibi araştırma yapmadan 40-50 bin dolarları küt diye bir havacılık taciri uçuş okuluna kaptırmak yada kaptırmamak yine bizim elimizde. Herşeyden önce okulun eğitim kadrosu, ekipmanı, tesisleri, eğitim doktrini, mezunlarını araştıracaksınız. Sonrasındada kararınızı vereceksiniz. Siz kendi istikbaliniz ve kendi paranızı düşünmek uğruna üzerinize düşeni yapmazsanız sonuçta mağdur olduğunuzda kimseyi suçlayamazsınız.

Bir sürekli eleştiride pilot olan kaptan çocuklarına. Babasının mesleğini sürdürmenin suç olduğu bir dünya yaratmaya çalışıyoruz bazılarımız. Doğduğu andan itibaren bir meslekle iç içe olmuş bir gencin o mesleği sevmesi ve de bu yolda eğitim görmesinden daha doğal ne olabilirki? Benim babamda pilottu ve bende havacılığa aşık bir insan olarak büyüdüm. Ancak profesyonel pilot olmadım. Ama birçok arkadaşım babalarının izinden gittiler. Florida’da bizim okulda 250 pilotaj öğrencisi var ve en az %60’ının babaları profesyonel pilot. Bunu sürekli bir suçmuş  gibi lanse etmenin bizim ülkedeki kısır döngünün en güzel örneği olduğunu düşünüyorum. Tabiki pilot çocuklarının eğer hak etmiyorlarsa o mevkilerde bulunmalarını aynen sizler gibi eleştiriyorum. Doğru düzgün eğitim almamış bir genci sağ koltuğa oturtan herkesi pilot babalarda dahil burada kınıyorum ve bunda sonuna kadar sizlerle birlikteyim. Ancak babasının mesleğini seçen doktorlar, hakimler, polisler, subayların ne kadar söz konusu meslekleri seçme hakları varsa pilot çocuklarınında o kadar hakkı olduğunu unutmamak gerektiğinide bir kere daha ifade etmek istiyorum. Unutmayınki bir gün sizin çocuğunuzda karşınıza pilot olmak istiyorum diye gelebilir.  

Gelelim 200 saatlik pilotttan F/O olurmu konusuna. Olmazı savunanların ektiği rüzgar dolayısıyla bugün ülkede fırtına biçiyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin kapılarını yabancı pilotlara açıyoruz. Bir zamanlar salt kendi gelecekleri uğruna asgari standartları kendilerine uygun belirleyenler bugün ülkenin sivil havacılığını yabancı kaynaklara hediye etmekten başka birşey yapmadılar. Lufthansa, Singapore, Emirates, Northwest Airlink, Copa, China, Comair, gibi dünyanın dört bir yanındaki bir çok büyük havayolu 200-250 saatlik “ab initio” eğitimi almış pilotları büyük bir güvenle sağ sandalyeye oturtuyorda niye Türkiye’de olunca garip kaçıyor. Bugun THY’de, Emirates’de, ve daha bir çok ülkede uçan benim yüzlerce öğrencim var kaptanlik koltuguna 200 saatlik eğitimli okullardan gelerek oturmuş olan. Eğer egitim kurumu işini ciddi yapıyorsa güvenlik zafiyeti hiç bir zaman olmaz. Dünyanın en iyi havayollarından Lufthansa 1950 lerin sonundan beri kendi okulundan pilot yetiştirip uçuruyor. Bakın bakalım kaç tane safety violation veya kazası var. Bu propogandayı yapanlara buradan iki üç tane yurt dışı incident report yazabilirim o çok tecrübeli saydıkları pilotlarla ilgili şaşırıp kalırlar. Pilotluk mesleği sürekli okuyan, öğrenen, lisanı kuvvetli, eğitimi alabilen, disiplinli her gencin başarabileceği bir meslek. İşi öcü haline getirip halkı korkutmayalım. Kötü eğitim verenleri afişe edelim, iyileri alkışlayalım.

Birde tabiki basının taraf tutmasını sürekli eleştirenler var. Beyler biraz gözlerinizi açın. Barak Obama, bir siyah, Amerika gibi bir ülkede başkan olmasına üç hafta kaldı. Zannediyormusunuzki Barak Obama müthiş bir adam. Hayır. Sadece genç dinamik birazda farklı bir politikacı. Amerika’da neler geldi onun gibi bir şey olamadılar. Peki Barak niye başkan olmak üzere? Çünkü basın kendisini ilk günden beri 100% destekliyor. Tabiki basının, köşe yazarlarının, program yapımcılarının ideolojisi olur. O yüzden bağırıyor Reha Muhtar, Ruhat Mengi ve diğerleri. Yani THY’nin bir devlet kurumu olarak siyasi bir kimliği olurda basının ideolojisi olmazmı? Yıllarca Özal’ı yerden yere vuran Emin Çölaşan Demirel’i desteklemezmiydi? Bugün bir dönemin Atatürkçüsü bir çok köşe yazarı AKP’nin kalemi olmuş durumda değilmi? Kalemler ve kalemşörler her zaman vuruşur ideolojiler uğruna. Zaman zamanda ticari kaygılar yönlendirir kalemleri ama tarafsız kalem diye bir şey olmaz. Dürüst kalem olur.İdeolojisiz yazılırmı köşe yazısı. Bu kadar zamandır beni okuyorsunuz. Hala anlamadınızmı Korhan Oyman Atatürkçü, batılı, yenilikçi, modern Türkiye’ye ideolojik olarak taraftır. Onun için alınmayı, küsmeyi bırakında demokrasinin çarkları dönsün. Siz okurlar tepkilerinizi düzgün, çağdaş,  yapıcı bir şekilde ifade edeceksinizki bizde kendimize çeki düzen verelim. Tabiki şunuda unutmayın, ak olmadan kara olmaz. İdeolojisiz suya sabuna dokunmayım derse gazeteci o her dönemin satılık gri kalemşörlerine benzer.

Neyse çok konuştum yine. Yeter artık hoca dediğinizi duyar gibiyim. Florida’dan tüm Türkiye’me iyi haftalar diliyorum.

 

Dr. Korhan Oyman

College of Aeronautics

Florida Institute of Technology

koyman@fit.edu

Basın, Havacılık, Okurlar ve Eleştiri Düzeni

Facebook Yorum

Yorumlar

ARIGAirlines ~ 8 yıl önce
Sayin Oyman'in yazdiklarina harfine kadar katiliyorum. Bu siteyi okumaya ve de kimi yazilara yorum yazmaya yeni basladim. Ama pekcok yorumlarda en cok dikkatimi ceken (sevgili Turk insanini bildigim icin sasirtici degil aslinda) elestiri kulturu. Bende ABD'de yasiyorum. Bu ulkenin en hosuma giden yanlarindan birisi, insanlarin dusunceleri ne olursa olsun, terbiyeli, sahsiyete saldirmadan, kisiyi yargilayici degil konuyu elestirici, kendi bakis acisini bildiren bir elestiri kulturu var. Biz Turklerin bu konuda ogrenmemiz gereken cok sey var. Havacilik gibi daha ust kultur ve anlayis duzeyi bekledigim bir konuda, bu konuya gonul verenlerin tum dusuncelerini ancak yapici ve saygili bir sekilde paylasmasini diliyorum. Korhan Oyman'a da yazisi icin tesekkur ediyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000