31 Temmuz 2017, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • saçma yorumlar yapılmış. uçağı kaldırmam deseydi başına ne geleceğini biliyor muyuz mobbing yiyip yemediğini biliyor muyuz yaz sezonunda şirketlerin uçuş ekibine yaptığı baskılar hakkında bir fikrimiz var mı bunları hiç sorgulamayalım. en güçlü halka gibi görünen ama aslında en zayıf halka olan kaptanı suçlayalım oh ne güzel memleket.
  • Kesinlikle yolcu konforunu tesis etmekle görevli olan pilotlar yüzde bir olsa bile riske girmemeliydi bu akıl fukarası pilot değil donkişot çekirge misali uzatmaları oynadığının farkında değil ikinci denemesinde kaçkişiyi götürecek kim bilir. Hava radarını ve yetkilerini kullanmasını öğrenmesi gerekir. kim biner tekrar ATLAS ın uçaklarına bu millet delimi bu kadar....
  • Çok abartılı bir olay normal bir durum çok büyütülecek bir şey değildir kendi kedimize san ki bir dünya yi kurtarmış gibi konuşuyoruz bu durum da tehlikeli bir durum yok bir pilot ta sorsanız abart mayın kardesim diyecek karam falan yoktur
  • Yanılıyorsun !

Atlasglobal pilotu kahraman mı?

27 Temmuz günü hem İstanbul'da yaşayanlar hem de o gün İstanbul hava sahasında olanlar felaket sayılabilecek bir gün yaşadı. Şehirden gelen görüntüler, doğal afet sayılabilecek manzaraları ortaya koyarken hava operasyonu açısından da çok zor bir gün oldu. Pilotlar, hava trafik kontrolörleri, operasyon memurları her biri olağanüstü sınav verdi. Benzerini sadece film sahnelerinde gördüğümüz görüntüleri izledikten sonra kazasız belasız atlatılan bir güne, hep birlikte şükrettik.

Ceviz büyüklüğünde doluların mermi gibi yere düştüğü o 27 Temmuz günü, biraz bilgi, biraz beceri, biraz da şans eseri kazasız, belasız geçti. Kıyameti andıran görüntülerden sadece birkaç saat sonra operasyon sanki hiçbir şey olmamış gibi yoluna girdi, uçaklar normal operasyonlarına devam etti.  Ancak herşey normale dönse de, herkesin aklında kalan ve üzerine tartışılan tek bir konu vardı:  Atlasglobal uçağının yürekleri hoplatan inişi...

Saat 18.10'da  Atlasglobal'e ait Airbus 320 tipi uçak yolcularını aldıktan sonra İstanbul'dan Ercan'a gitmek üzere havalandı. Uçak kalktıktan birkaç dakika sonra yaklaşık 4 bin feet yükseklikte şiddetli dolu yağışı başladı. Uçağın burun kısmında radarın bulunduğu bölüm hasar aldı. Uçağın Ukraynalı pilotu Oleksandr Akopov, uçağı geri döndürerek Atatürk Havalimanı'na indirme kararı aldı. Uçak, Atatürk Havalimanı 17/35 pistine teker koymak için yaklaştığı sırada bir kamera kayıttaydı. Görüntüyü kaydederken, " Bizim uçak" demesinden Atlasglobal'de çalıştığını anladığımız kişinin, uçağın sağ tarafa yatarak piste yaklaştığı sırada, " Yapma nolur" diyerek yaşadığı heyecanı ve korkuyu hepimiz sanki o uçaktaymış gibi yaşadık.

Neyse ki korkulan olmadı ve uçak salimen inişini gerçekleştirdi, bütün yolcularla birlikte o inişi izleyenler de rahat bir nefes aldı.

O gün birçok uçak zor şartlar altında uçuşlarını tamamlamak için çaba sarfetse de bu iniş, 27 Temmuz felaket gününün belki de sembolü haline geldi.

Olayın sıcaklığının geçmesiyle de nur topu gibi bir tartışma konumuz oldu. Acaba o pilotun inişi doğru muydu?

Uçak autoland ile mi inmeliydi? Zorlu hava şartlarında ve her iki kokpit camı kırılan uçağın manuel iniş yapması riskli miydi? Uçağı yana yatırarak buzlanan camla görüşü sıfıra inen pilotun kendisine görüş açısı yaratmaya çalışması havacılıkta kabul edilebilir bir davranış mıydı?

Bu tartışmalar devam ettiği sırada Atlasglobal bir açıklama yayınlayarak pilotuna sahip çıktı,  pilotun deneyimi ve soğukkanlılığı sayesinde başarılı bir iniş gerçekleştirildiğini açıkladı. Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ise Ukraynalı pilota üstün cesaret nişanı verileceğini duyurdu.

Bir tarafta, o hava şartlarında kalkışı kabul etmesi ve uçağı oto pilot yerine manuel olarak indirdiği için eleştirilen, diğer tarafta hem şirketi hem de ülkesinin devlet başkanı tarafından  takdir edilen bir pilot!

Bu olay bana unutulmaz Hudson nehrine inişi hatırlattı. O inişte de uçağın kaptan pilotu Chesley Sullenberger, olaydan sonra halk kahramanı ilan edilmişti ancak Amerikan Kaza Araştırma Kurumu NTSB tarafından, her iki motorunu kaybeden uçağı yakındaki havaalanı yerine Hudson Nehri'ne indirmeyi denediği için suçlu ilan edilmişti.

Askeri havacılıkta değil ancak sivil havacılıkta cesarete yer olmadığı söylenir. Ukraynalı pilota cesaret nişanı verilmesi onun açısından gurur verici olsa da sivil havacılığın her zaman korkak ve kurallara uyan pilotlara ihtiyacı var. Belki bu hava koşullarında kalkmak yerine " Bu uçağı bu hava koşullarında kaldırmak doğru olmaz" demiş olsaydı, Ukraynalı pilot asıl o zaman cesaret nişanını hakedebilirdi.

Yanılıyor muyum?

Atlasglobal pilotu kahraman mı?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (68)

genç pilot ~ 3 ay önce
saçma yorumlar yapılmış. uçağı kaldırmam deseydi başına ne geleceğini biliyor muyuz mobbing yiyip yemediğini biliyor muyuz yaz sezonunda şirketlerin uçuş ekibine yaptığı baskılar hakkında bir fikrimiz var mı bunları hiç sorgulamayalım. en güçlü halka gibi görünen ama aslında en zayıf halka olan kaptanı suçlayalım oh ne güzel memleket.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
FI NK ~ 4 ay önce
Kesinlikle yolcu konforunu tesis etmekle görevli olan pilotlar yüzde bir olsa bile riske girmemeliydi bu akıl fukarası pilot değil donkişot çekirge misali uzatmaları oynadığının farkında değil ikinci denemesinde kaçkişiyi götürecek kim bilir. Hava radarını ve yetkilerini kullanmasını öğrenmesi gerekir. kim biner tekrar ATLAS ın uçaklarına bu millet delimi bu kadar....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Can ~ 4 ay önce
Çok abartılı bir olay normal bir durum çok büyütülecek bir şey değildir kendi kedimize san ki bir dünya yi kurtarmış gibi konuşuyoruz bu durum da tehlikeli bir durum yok bir pilot ta sorsanız abart mayın kardesim diyecek karam falan yoktur

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Çok net ~ 4 ay önce
Yanılıyorsun !

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000