25 Nisan 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Evet nasilsa Ataturk'u andiran ve anlatan hersey yasaklaniyor ve kaldiriliyor sira buna geldi... Kendi elimizle yapalim bu sefer... Satalim ve basindaki kelimeyi de kaldiralim... Esegin aklina karpuz kabugu getiriyorsunuz!
  • hedging konusunda arif olmadan tarif veriyorsunuz. hedging risk işidir, her zaman kazanacağınızı bilemezsiniz. çıkar diye hedge'lediğiniz yakıt fiyatı düşebilir zarar edebilirsiniz. zaten yakıt fiyatı her zaman yükselen bir olgu değildir, olamaz. kimse hiçbir zaman yakıt fiyatı yükselecek diyemez, ancak tahmin edebilir. zaten yakıt fiyatının yükseleceği kesin olarak bilinseydi, dediğiniz gibi herkes (hatta yoldan geçen vatandaş) bile hedging yapardı. ayrıca x şirketi hedging yaptı ve yakıt fiyatı arttı diyelim. bu durumda dahi x şirketi normal şartlar altında kârlılık için bilet fiyatını artıracaktır.
  • dniproavia, z6 lütfen araştırın.
  • peki THY kimin?..yada kime pazarlanıyor?..esas sorumuz bu olmalı...aslında her ikisinin de sahibini biliyoruz...

Atatürk Havalimanı THY’nin olabilir mi?

Son günlerde 2023 tarihi dillere dolandı. 2023’de Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümün 100. yılında; ülkemizin geleceği nokta konusunda, uçuk ve hayali söylemler, politika malzemesi yapılıyor, balonlar ortalıkta  uçuşup duruyor.

Ancak, ülkemizdeki sıcak ve tehlikeli gelişmelere baktığınızda; ülkemizin 2023’deki durumunun ne olacağını şimdiden bilebilmek, müneccimleri bile aşar.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk ulusuna önemli bir hedef göstermişti. Bu hedef; Türkiyemizin: çağdaş (muasır) uygarlığın üstüne çıkması idi.

Mustafa Kemal’in bu sözü,  bugünlerde yine siyasi arenada en çok kullanılan sözlerden biri oldu... Bu anlamlı güzel dilek; herşeyimizde olduğu gibi, siyasilerin dilinde anlamsızlaştırılarak, içi boş, alt yapısız sadece sözcükler haline geldi.

Mustafa Kemal’in deyimiyle muasır medeniyet; hedef olarak; hem kültürel hem de ekonomik olarak, dünyada başı çekecek bir uygarlığa ulaşmak amacını taşıyordu. Kısaca bu dilek; gelişmiş ülkeler sınıfına girmek olarak da anlaşılabilir. Ve özü; tam bağımsız ve ekonomik özgürlüğünü elde etmiş demokratik bir Türkiye’dir.  Ancak, Mustafa Kemal’in çizdiği yoldan sap(tır)ılmış olduğundan, ülkemiz hala (!) gelişmekte olan ülkeler sınıfındadır ve bence gelişmiş bir ülke olabilmek için yapmamız gereken öncelikli şey; dışa bağımlı olmaktan kurtulup, montajcı değil, üreten bir toplum olmaktır. Şüphesiz, üretimi sadece ekonomik bir olgu olarak algılamak  çok sığ bir bakış açısı olacaktır.

Üretim, bilimsel ve sanatsal anlamda tamamlayıcı olmazsa, “altı kaval üstü şeşhane” tarzı oluşur. Yani, ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracak, çağdaş bilimsel düşünce ile eğitilmiş aydın  insanlara gereksinimimiz var.

Bizim ülkemiz genç ve ergenlik çağında bir delikanlı gibi, kendi içinde çatışmalar yaşayan bir yapı sergiliyor. Geri kalmamızdan yararlanmak isteyen, çağdaş uygarlığa ulaşmamızı istemeyen bazı çevrelerce (bu çevreleri herkes bilir!),  kimlik bunalımına sokulmak isteniyor. Atatürk zamanında çağdaş uygarlık denilen nokta olan batıya doğru radikal bir yöneliş yapan Türkiye, bugün yönünü ılımlı islama, ortadoğuya yöneltmiş durumda. Her fırsatta; AB yolunda olduğumuzu söyleseler de; buna ne halk, ne de hükümeti oluşturan kadroların inandığı söylenemez. Bir o tarafa, bir bu tarafa yalpalanıp, mehteran takımı gibi ilerliyoruz.

Batı kültürü ile bütünleşmiş bir Türkiye mi?, Türk-İslam kültürü mü? Yoksa, ikisinin karışımı melez bir kültür mü isteniyor?

Zaten ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ülkemize ılımlı islam formülü dayatılıyor.

Bunun sonucu kendi içimizde çatışma ve bölünmeler olmuştur. Kimlik bunalımı içine düşen veya düşürülen Türkiye Cumhuriyeti, bu durumdan kurtulmak,  ulusal kimliğini ve karakterini korumak için, ekonomik ve politik bağımsızlığını elde ederek sağlam bir zemine oturttuktan, tavrını ortaya koyduktan sonra, ancak o zaman,  gerçek anlamda muasır medeniyet seviyesine ulaşabilir.

Bunun yanı sıra; Türkiye gibi siyasi konjonktürün sürekli değişiklikler gösterdiği ve sıklıkla yeni, yeni rejimlerin ve bölünme risklerinin dayatıldığı ülkemizde; 2023 yılına yönelik beklentiler “doğmamış çocuğa don biçmek” ten öteye gidemez. Çünkü, bizde devlet politikası ile hükümet politikaları biri birine girmiş durumdadır.

Bu nedenle 2023 yılı hedeflerini, mevcut hükümetin siyasi bir atraksiyonu olarak gördüğümden, devlet politikasına dönüşmediği sürece hayali bulmaktayım.

Şimdi de gelelim sektörümüzdeki

DHMI-TAV-THY arasında imzalanan ve  İstanbul Ataürk Havalimanı’nda kapasite arttırılmasını sağlayacağı düşünülen “Birlikte Karar Alma” projesi (Collaborative Decision Making – CDM) projesine ölçülü yaklaşıyorum. Özellikle, DHMI-TAV-THY üçlüsünün imza töreninde bir arada olması ve özel havayollarımızın temsilcilerini ve yer hizmetleri şirketlerini bu imza töreninde oralarda görememek, AHL’de sadece THY-TAV mı var? izlenimini verdi. Tekelleşmeyemi gidiliyor acaba diye düşünmeden edemedim.

Çünkü, AHL’nin 24 saatlik slotu %90’ı aşmış durumdadır. Bu saatlerin, özellikle tarifeli sefer yapan şirketler tarafından istenilen ve altın saatler olarak bilinen diliminde hiç yer yok. Buna karşın, THY sürekli olarak uçak alıyor ve dolayısiyle slot ihtiyaçları artıyor.

Düşünüyorum da; AHL’nin 24 saatlik diliminin %70’ini elinde tutan THY ve üyesi oldukları Star Alliance üyelerinin, AHL’ye yaptıkları seferlerle AHL’nin altın saatleri zaten bitmiştir. THY’nin bu kadar yüksek sayıda uçağı ve hergün artan frekansına karşın bir başka yerde hub kurma ihtiyacını hissetmemesini de düşündüğümde; sanki Atatürk Havalimanına ve tüm slotlarına talip olunabilecek bir hava sezinliyorum.

Şüphesiz, dünyanın bir çok meydanında büyük şirketlerin kendine ait terminalleri var. Ancak, dünyada kendine ait havalimanı olan bir şirketi ben hatırlıyamıyorum. (Varsa,yorumlarınızla beni  bilgilendirin lütfen.)

Ülkemizde, herşey “ben yaptım oldu” mantığında şekillendiğini düşündüğümde AHL’nin komple THY ve Star Alliance üyelerine tahsis edilmesi,bakım uçakları veya emergency inişler hariç diğerlerinin SAW ve Çorlu’ya kaydırılması ileriye yönelik düşünülmüş olabilir mi?

Bu konuda AHL’nin slotlarının son zamanlardaki durumunu sorgulamak ve sizlere daha net bilgi aktarabilmek için,  AHL Slot Müdürü Recep Tosun’u arayıp kendisine sadece AHL’nin yoğun saatlerini sorduğumda; alınan yanıta dikkatinizi çekerim. Recep Tosun, devlet memuru olduğunu ve bu yoğunluk bilgisini veremiyeceğini söyledi. Sorarım sizlere; AHL’nin yoğun trafik saatlerinin açıklanması, devlet sırrı mıdır? Bir vatandaş ya da bir gazeteci, AHL’nin yoğun saatlerini öğrenemez mi? İçimden bir anda; “Korkma Recep, din kardeşiyiz” demek geldi, ama, demedim. Umarım ilgili kişinin bu korkusu genetik değil idaridir.

Böyle bir durum oluşturulmaya çalışılırsa; Rekabet Kurulu ve bunun yanı sıra Star Alliance üyesi olmayan başka yabancı ülkelerin havayolları şirketleri nasıl bir tavır sergilerler, bu uygulamayı ne şekilde protesto ederler veya bu konuyu mahkeme aşamasına taşırlar mı ? Bunları bilemem, ama, gidişin o yöne doğru meyillendiğini görmezden de gelemem.

Ayrıca; Silivri’ye yapılması planlanan ve  Kadir Topbaş tarafından açıklanan havalimanı yapılmasına yönelik” 27 Eylül 2010 tarihinde “Sektörde istim arkadan geliyor”  başlıklı köşe yazımdaki paragrafım aynen şöyleydi;  “AHL-SAW- Silivri (olursa) her üçü de aynı yaklaşma sahalarını ve TMA (Terminal Control Area) kullanan meydanlar olacak. Örneğin; uçaklar,Yalova-Biga-Tekirdağ-Ünsal ve Beykoz’dan gelecek ve yine oradan çıkacak. Kısaca, trafik daha  da sıkışacak. Bu nedenle, Silivri’ye havaalanı yapılması; 3.Boğaziçi Köprüsü gibi trafiği rahatlatacakmış gibi düşünülmemelidir. Bu nedenle, ben yaptım oldu örneği, TMA çalışmaları sonuçlanmadan, hemen Silivriye havalimanı yapalım demenin içi boş kalıyor. (Umarım, bu konuda da biz önce yapalım, istim arkadan gelsin denmez” diye eleştirmiş ve Çorlu’nun güçlendirilmesi gerektiğini yine aynı yazımda belirtmiştim.. 7 Ay sonra da olsa, sonunda yanlışın farkına birilerin varması yine de sevindirici. Bu arada bu spekülasyonlardan kimbilir kimler kazandı, kimler kaybettirildi o da işin bir başka tarafı... 

Yakıt fiyatları dondurulabilir.

Sektörümüzdeki bir başka konuda yakıt fiyatlarının gittikçe artması. Sektördeki şirketler her yakıt fiyatı artışında zam kaçınılmaz diyerek bilet fiyatlarında zamlı tarifelerin kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar. Bizim gibi petrol ihtiyacını yurt dışından almak durumunda olan ülkeler yakıt fiyatları veya yabancı para birimlerine karşı kendilerini savunamıyorlar. Çünkü, sektörümüzdeki şirketler; “Hedging” yaparak olası yakıt veya dövizden kaynaklanan kayıplara karşı kendilerini sigorta ettirmeyi ve bu finans enstürümanını kullanma alışkanlığı elde etmemişler.

Bu nedenle, kazandıkları zaman hiç konuşmazken petrol ve döviz endeksli kayıplar yaşadıklarında hemen hükümet kapılarında çözüm arıyorlar.

Halbuki, küçük bir maliyet karşılığında olası yakıt zamlarına ve Euro/Dolar parite kayıplarına karşı korunabilmeleri mümkün. Yakıtın olası yükselişinden mağdur olmama adına da Shell-Opet-Türk petrol-BP gibi şirketlerle ileriye dönük hedge yapmaları gerekebilir. Sanırım, sadece Corendon bu uygulamayı senelerce sürdürüyor. Bu nedenle, yakıt fiyatlarının yükselmesinden hiçde rahatsız değiller. 

NOT/ www.sefainan.com da “Lufthansa da uçak teknisyeni eğitimi” konulu yazımda Türkiye-Almanya arasındaki teknisyen yetiştirmekteki farklılıklar açıkca görülmekte.

Atatürk Havalimanı THY’nin olabilir mi?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (23)

Misafir ~ 6 yıl önce
Evet nasilsa Ataturk'u andiran ve anlatan hersey yasaklaniyor ve kaldiriliyor sira buna geldi... Kendi elimizle yapalim bu sefer... Satalim ve basindaki kelimeyi de kaldiralim... Esegin aklina karpuz kabugu getiriyorsunuz!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
hedging konusunda arif olmadan tarif veriyorsunuz. hedging risk işidir, her zaman kazanacağınızı bilemezsiniz. çıkar diye hedge'lediğiniz yakıt fiyatı düşebilir zarar edebilirsiniz. zaten yakıt fiyatı her zaman yükselen bir olgu değildir, olamaz. kimse hiçbir zaman yakıt fiyatı yükselecek diyemez, ancak tahmin edebilir. zaten yakıt fiyatının yükseleceği kesin olarak bilinseydi, dediğiniz gibi herkes (hatta yoldan geçen vatandaş) bile hedging yapardı. ayrıca x şirketi hedging yaptı ve yakıt fiyatı arttı diyelim. bu durumda dahi x şirketi normal şartlar altında kârlılık için bilet fiyatını artıracaktır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
dniproavia, z6 lütfen araştırın.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
peki THY kimin?..yada kime pazarlanıyor?..esas sorumuz bu olmalı...aslında her ikisinin de sahibini biliyoruz...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000