05 Mart 2012, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Hocam, ucuslarin eğlenceli hale gelmesi üzerinde hemen hemen bütün hava şirketleri çalışıyor. Siz derste bile bunun önemini yıllarca önce anlatmıştınız.
  • Ne kadar mantıklı. Neden o istasyonlarda görev yapanlar bu yenilikleri bildirmiyorlar. Belediyelerede lazım bu arabalardan.
  • Bizde ise buz çözmede tuzlama o da varsa yapılıyor, AHL da uçak motorlarında yabancı madde hasarları çok yüksek, Apron kardan güneş çıkana kadar temizlenemedi, taxiwayler delik deşik, büyük oranlarda uçaklarda kayma yaşadı ancak uçuş ekiplerinin dualarıyla kazalardan korunuldu,yani sözün özü utanç verici
  • El bagaji meselesi check-inde cozulmeli. Uçağa kadar bavul geldikten sonra kabın ne yapsın.

Ankara’nın Zorlu Kışında Uçabilmek

Küresel ısınma derken kuzey yarım küre kışla kavruluyor. Beklenenden daha ağır geçen kış, tüm ulaşım sistemlerinde olduğu gibi, havayolculuğunun ve işletmeciliğinin hava koşullarına ne kadar bağlı olduğunu hissettirdi. Hele de İstanbul - Ankara uçuşlarının iptal edilmesi uzun süredir yaşanmamıştı. Bu kış şartlarında mevcut tekniklerle alınan önlemler yetersiz kaldı. Bir de LCC modelinin, cini lâmbadan çıkardığını düşünürsek havalimanlarının durumuna acımamak elde değil…

Meteorolojinin uyarısı bile bazı insanları durduramıyor ve bu keşmekeşi hep beraber yaşamak zorunda kalıyoruz! Böyle bir hakediş durumunda umutlu bir şekilde uçmayı beklerken insanın aklından bir dolu çözüm geçiyor. Akla gelenlerin bazıları “terecilere tere satmak” gibi kuşkusuz hemen “yüce google”daki güvenilir kaynakları araştırmaya başlıyoruz.

Malum aşırı yağış, tipi ve sis görüş mesafesini engelliyor, iniş - kalkışları zorluyor, karın birikmesine ve buzlanmaya neden oluyor, pistler ve uçak park yerlerinde kaymalara neden oluyor. Apronda ve pistlerdeki çizgiler görünmüyor. Uçaklar bu sırada donmaya karşı de-icing kuyruğunda bekliyor… Tüm bu işlemler sırasında hava trafiğindeki gecikmeler daha da uzuyor.

Bizim gözümüzden kaçan diğer konular ise; push-back araçları, bagaj arabaları, ikram, hat bakım, yakıt araçları vb. gibi uçuşa destek veren yer hizmetleri araçlarının kayma olasılığı. Yolcu yükleme köprülerinin hareket ettiği apron alanları donma ve kayma ile karşılaşacak kritik yerler. Uçağa yakıt verilirken oluşan yakıt serpintileri de kaymayı kolaylaştıran gizli tehlikelerden. Yakıt serpintileri görülemediği için, ısı sıfır derecenin altına düştüğünde yerde donabiliyor ve bulunduğu yeri buz pisti haline çevirebiliyor. Eriyen karların yarattığı tehlike de ayrı bir sorun teşkil ediyor donmayı önlemek için tuz, ince kum, alkol ve çeşitli kimyasallar kullanılıyor.

Tüm bu işlemler uçuş trafiğinde ciddi aksamalara neden olduğundan acaba başka yöntemler kullanmak mümkün mü diye düşünmeye başlıyorsunuz.

İlk akla gelen, futbol sahalarından esinlenerek binlerce m2 apron, taksiyol ve pist sahalarının alttan ısıtılması… Nasıl bir altyapı ve ne miktarda enerji gerektirir hesaplaması bile zor! Belki sınırlı bir alan için, yani terminallerin bitişiğindeki (apron pavement) bölümler için bu tür altyapılar inşa edilebilir.

Yurtdışından birkaç örnek vermek gerekirse.

Yoğun kar yağışlı bir Heatrow havaalanında;  de-icing için 100 personel, 70 araçlık filo ile 57.000 lt kimyasal kullanılıyor. Alüminyum yüzeylerde korozyona neden olmaması için üre formaldehit türevleri tercih ediliyor, tuz ve kumlama hiç yapılmıyor.

Pistlerde için potasyum esaslı buz çözücüler uygulanıyor ancak bunlar sonuçta tuz olduklarından orta vadede uçaklarda korozyon tehlikesi yaratıyor.

Diğer bir örnekte ise neredeyse 50 yıldır hava koşullarıyla mücadelede en iyi örnek Stockholm-Arlanda gösteriliyor. Yetkililer kardan çok rüzgârın daha ciddi bir problem olduğunu ifade ediyorlar. Yoğun karda 40 kişi ile 3 pisti temizleyebiliyorlar.

Schipol (AMS) ve Zaventerm (BRU) havalimanlarında kullanılmakta olan kar araçları; zemine 400-500 C derecede hava üfleyerek ısıtıp kurutuyor ve kar bıçağı ile açıyor. Bu aracın yakın zamanda yayılması bekleniyor.

 

Neyse sonunda uçağa alındık…

2 saati aşan bir beklemeden sonra uçağa çağırıldık. Yine başlıyor. Ne mi? Uçağa yerleşme olayı. Herkesin elinde el bagajı niyetiyle çekiştirdiği bavulu. Doğal olarak bu bavullar koridorlara sığmıyor. Baş üstü rafları desen tıkış tıkış. Bagajlarını baş üstü raflarına yerleştirmek isteyenler yüzünden, bagajsız yolcular yerlerine geçemiyor. Yanlış oturanlar söyleniyor, yolcular arasında tartışmalar yaşanıyor. Kısaca yerleşme kaosu yaşanıyor.

Ben de bir türlü çözemediğim bir sorunla yine karşı karşıyayım. Yerim arkada olduğu için gate kuyruğunda önde yerimi alıyorum! Kalın ve kapsamlı ama şık gocuğumu baş üstü rafına katlayıp yerleştiriyorum. O koca el bagajları, tıkıldıkça benim şık giysim eziliyor ve kırışıyor. Hemen koşma huyumdan vazgeçip uçağa, son gelenlerle girdiğimde de ben tıkıştırmak zorunda kalıyorum.

Geçenlerde Roddy Boggus’un bir dergideki, boarding - yolcu yükleme için, önerilerini okumuştum. (2) Boggus, boardingi neşeli bir hale getirmenin peşinde. Boggus’tan esinlenerek, önerilerimi hem uçağa yerleşmeyi kolaylaştırmak ve hem de neşeli hale getirmek için sıralıyorum.

1)      En çok kullanılan yöntem koltuk sırasının ve yerinin harflerle belirlenmesi. Az biraz matematiksel bir bakış gerektiğinden yolcu açısından şaşkınlık yaratabilir. Kabin belli bölgelere ayrılıp, biniş kartlarına bölgeler yazılabilir. Marmara - Akdeniz - Ege -Karadeniz gibi… ve uçağa çağrı bu bölgelere göre yapılabilir.

 

2)      Bölgeler Sarı - Mavi - Kırmızı gibi renklerle tanımlanıp, uçağa çağrı renklere göre yapılabilir. Daltonizm hastalığı olanlar için sorun olsa da ilginç bir yöntem.

 

3)      Hadi işi biraz daha abartalım: İsmi A - B - C  - D… harfleriyle başlayanlar, gözlüklüler, kravatlılar gibi, işi oyuna dönüştürüp yer numarası çekilişi yapıp, yolcular arasında değiştirmeye de (paralı da olabilir) izin verelim…

 

Sonuç mu? Boggus usta, ne yapılırsa yapılsın yine problem yaşanacağını söylüyor.

 

1.      http://www.bbc.co.uk/news/magazine-12039443#story_continues_2

      http://www.airport-technology.com/features/feature104455/

2.      Passenger Terminal World (PTW), Jan.2012, p:10

Ankara’nın Zorlu Kışında Uçabilmek

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (7)

Misafir ~ 5 yıl önce
Hocam, ucuslarin eğlenceli hale gelmesi üzerinde hemen hemen bütün hava şirketleri çalışıyor. Siz derste bile bunun önemini yıllarca önce anlatmıştınız.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Ne kadar mantıklı. Neden o istasyonlarda görev yapanlar bu yenilikleri bildirmiyorlar. Belediyelerede lazım bu arabalardan.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Bizde ise buz çözmede tuzlama o da varsa yapılıyor, AHL da uçak motorlarında yabancı madde hasarları çok yüksek, Apron kardan güneş çıkana kadar temizlenemedi, taxiwayler delik deşik, büyük oranlarda uçaklarda kayma yaşadı ancak uçuş ekiplerinin dualarıyla kazalardan korunuldu,yani sözün özü utanç verici

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
El bagaji meselesi check-inde cozulmeli. Uçağa kadar bavul geldikten sonra kabın ne yapsın.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000