06 Eylül 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Anasına Bak Kızını Al, Kültürüne Bak Kurum Al!

Atasözlerinin, deyişlerin günün koşullarını ne kadar yansıttığını tartışırım. Çünkü, bazı deyişler var ki bırakın tekrarlamayı, kullanmayıp yeni nesillere de öğretmemek gerekir. Örneğin; “her koyun kendi bacağından asılır” Peki de koyun kalmadı etrafta aymazlığımızdan. Ya da “devlet malı deniz yemeyen domuz” Domuz bizim dinimiz de mekruh, bu nasıl çağrıştırma anlamak mümkün değil. “Bal tutan parmağını yalar” bal derseniz, artık parmak yalamakla da yetinilmiyor, yakınlara sürülüyor. “Anasına bak kızını al” deyişine gelince genetik bir benzerliği mi, davranışsal bir benzerliği mi anlatır bilmiyorum. Aynı ilişki “babasına bak oğlunu al” veya “anasına bak oğlunu al” diye neden kurulmamıştır!

1980’lerde başlayan şirket birleşmeleri, şirket satışları sırasında “kurum kültürü” kavramını öğrendik. Aracı danışman şirketler satış ya da birleşme durumundaki şirketlerin mali ve finansal yapısının yanında kültürünü de inceliyorlardı. İki kurum kültürünün uyuşturulması için projeler tasarlanıyordu. Biz de aramızda “kültürüne bak kurumunu al” deyişini üretmiştik.
Gerçekten de kurumun ve kurumda çalışanların kültürleri operasyonları etkilemektedir.

Kurum kültürü deyince ne anlaşılır? Kurum kültürü olur da, kültürlü kurum da olur mu? Kültürler kurumları, kurumlar bireyleri nasıl etkiler?
Hemen genel olarak kültürden anladığımıza bakalım: Kültür büyük-küçük toplulukları, bireyleri birbirinden ayıran değerler, inançlar, varsayımlar, normlar, gelenekler, davranışlar bütünüdür. Bu bütünün iş yapış biçimine yansıması kurum kültürünü oluşturur.
 
Kültür çok katmalıdır ve değişir, gelişir ya da geriler! Kültür sahip olunan ŞEYlerin bütünüdür ama homojen değildir. Her kişinin, her grubun, her topluluğun, her kurumun, her bireyin sahip olduğu ŞEYlerin farklılığı da başkalarının dışarıdan algılamalarını değiştirir. Böylece, kültür farkı denen ŞEY ortaya çıkar.

Toplum, kurum ve bireyle ilgili bazı soruları yanıtlamakta yarar var:

Toplumlar:
Toplumların inançlar, normlar, gelenekler, sanat, mutfak, folklor gibi değerlerini özümsemeleri sonucunda oluşturdukları değerlerin bütünleşmesi kültürü yansıtır.
Bir taraftan da toplumun büyüklüğü ne olursa olsun, liderlerinin davranışları belirleyici etki yapar. Söz konusu parametrelerin yorumu toplumun her kesitinde uyum içinde olduğunda toplum gelişmeye açık ve huzurlu olur. Liderler öfkeli davranışlar sergiliyorsa bireyler de stres artar. Dışarıdan gelen olumsuz müdahalelerden çok fazla etkilenmez.
SORU: Etkilenirse ne olur?
Kurumlar: Bir kurumun tepe yöneticisinin davranışlarını da kendi değerleri, inançları, varsayımları şekillendirmektedir. Yöneticinin davranışlarının çalışanlar tarafından algılanışı ve bu algılara karşı oluşturdukları davranışlar, yönetici ile uyumlu ise yönetsel yaklaşımlar benimsenir ve desteklenir. Tersi söz konusu ise yani davranışlar arasında uyumsuzluk varsa çalışanların gönüllü desteği alınamaz.
SORU: Alınamazsa alınmasın ne olur?
c) Bireyler: Çalışanlar kurumlarıyla ilgili bilgileri birinci ağızdan dinlemeyi ve yönetimin güven vermesini beklerler. Yönetime katılmayı, fikirlerinin dikkate alınmasını ve açık iletişim kurulmasını isterler.
SORU: İletişim kurulmazsa kurulmasın ne olur?
 
Toplumun özellikleri yıllar içinde gelişir, değişir. Toplumlara şekil veren özellikler iş hayatına da yansır. Şimdi bir de bu özellikleri sıralayıp alt başlıklara bakarak kendi kurumunuzu, yöneticilerinizi, arkadaşlarınızı ve kendinizi değerlendirmenizi öneririm. Kendi kurumunuzun kültürünü de, kendi tutumlarınızı böylece anlamış olursunuz. Sektörden bağımsız, her sektöre birebir uyan bir seri soru da aşağıda, kolay gelsin…
-          İçinde bulunduğunuz organizasyonda güç nasıl algılanmaktadır?
o       Aşırı hiyerarşik yapıda
o       Hiyerarşi kademeleri arasında kesin sınırlar yok
o       Eşitlikçi yapılanmaya doğru gidiş var
-          Olayları nasıl açıklarlar?
o       Yüksek derecede kadere sığınarak,
o       Neden sonuç ilişkilerini sorgulayarak
o       İşlerine gelince kader, gelmeyince neden sonuç sorgulamasına sığınarak 
-          Risk almak gerektiğinde ne yaparlar?
o       Belirsizlikten korkarak atak yapamazlar
o       Başkalarının ne yapacağını/yaptığını bilmek isterler
o       Risk senaryoları için alternatif oyun planları vardır, harekete geçerler
-          Planlı ve programlı hareket etme konusunda tutumları nedir?
o       Olayla karşılaşınca çözüm üretirler
o       Geçmiş verileri değerlendirerek bugüne bakıp, geleceğe yönelik yaklaşımları tasarlarlar.
-          Geleceğe bakışlarını nasıl açıklarsınız?
o       Mevcutla yetinerek durumu idare etmeyi mi tercih ederler?
o       Yüksek hedefler koyup, çalışanlara yüklenirler
o       Yüksek hedefler koyup, hedefe odaklanan davranış mı sergilerler?
-          Eleştiriye açık mıdırlar, olumsuz görüşleri dikkate alırlar mı?
o       Eleştiriden hoşlanmazlar, kapalı ve tepkilidirler
o       Eleştirilere karşı hoşgörülüdür, olumlu karşılar, eleştirileri fırsat olarak değerlendirirler
-          Kurallar karşısındaki tutumları için ne söylenebilir?
o       Kurala bir kere uymamaktan ne çıkar, bu defa böyle olsun
o       Hayati önem arz etmeyen konulardan taviz verebilirler
o       Sıfır toleranslıdırlar, kural kuraldır, uyulur
-          Yönetsel karalarında ki davranışlarını nasıl tanımlarsınız?
o       Duygusal karar verirler
o       Taraf tutarlar, siz-biz ayrımı yaparlar
o       Profesyonel yaklaşım sergilerler
-          Sorun çözme yöntemleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
o       Çözümü başkalarına bırakırlar
o       Aracılar, danışmanlar, uzmanlar marifeti ile çare bulurlar
o       Sorunlarla yüzleşirler, açıklama getirirler, sorunları kurumsal öğrenme aracı olarak kullanırlar
-          İş anlayışları çalışanlara ne şekilde yansır?
o       İş olmaması “hiçlik” anlamına gelir. Bu nedenle hayat demek iş demektir
o       Hayat işten ibaret değildir. İş, iş dışındaki faaliyetlerden beslenir
-          İş bitirme anlayışları için ne söylenebilir?
o       İşlere hızla ve heyecanla girişilir, sonuç odaklı değildirler, heyecan yavaş yavaş söner
o       Dikkatle başlanır, plan-program yapılır, sonuç odaklıdırlar
o       Hataların nedenleri araştırılır, sonuçlar diğer birimlerle paylaşılır
-          İletişim modellerini nasıl çalıştırıyorlar?
o       Dolaylı, uzaktan iletişirler, çok da önemsemezler
o       Takipsiz, peşine düşmeden
o       Doğrudan doğruya iletişim kurup, sonuçlarını takip ederler
-          Liderlik anlayışlarını nasıl özetlersiniz?
o       Liderin dediği doğrudur, sorgulanamaz, dediği yerine getirilir
o       “Babacan” liderdir / baba adamdır, zarar gelmez, korur (Nedense anaç liderdir / anadır, zarar gelmez anlayışı yok denecek kadar azdır!)
o       Demokrattır, farklı sesleri dikkate alır, eşitlikçi davranır
-          Çalışanlara bakışlarını nasıl tanımlarsanız?
o       Ne yapsak değişmezler
o       Çalışanlara her an dikkat edilip, sürekli kontrol altında tutulmalıdırlar
o       Çalışanlar gelişir ve kuruma olumlu katkıda bulunurlar
o       Sürekli kontrol altında tutmak rahatsız edicidir
 
Sorulara yanıtlarınızı oluşturduktan sonra, varın siz karar verin… Siz kültürlü bir kurumun üyesi misiniz? Siz de kurumunuzun kültürünü yansıtıyor musunuz?
Anasına Bak Kızını Al, Kültürüne Bak Kurum Al!

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 6 yıl önce
Sevgili Oya Teyze, adim Himmet Kelek, ozel bir ucus okulundan ATPL lisansimi daha yeni aldim, amacim tabiki bir havayolunda pilot olarak calismak, her ne kadar genc olsamda sizin gibi tecrubeli buyuklerimizin yazilarini okumanin bana cok seyler kazandirdigini biliyorum. Yazinizdan dolayi kutluyor, basarilarinizin devamini diliyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Oya abla cok guzel yazmisin, eline saglik. Emrullah Patlak

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
İş yerleri el değiştirirken ,aynı sektörün yöneticileri ve personeli tercih edilmeli. Ama ülkemizde , işler böyle olmuyor İnşaat sektöründen havacılığa, belediyeden havacılığa , Kaliteyi nerede arıyorsunuz , Bırakınız yapsıncı zihniyet.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000