02 Eylül 2008, Salı
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • Neticede bu kaptan 2. pilotluğa indirildi ve 2009 Kasımında emekli oldu.
  • Lütfen yazılarınıza ara vermeyiniz.Her hafta yeni makalenizi okumak istiyoruz. teşekkürler

AMERİKA’DA HAVAYOLU SEKTÖRÜ

Yaklaşık üç haftadır yazımı yenileyip sizlerle buluşamadım bu köşede. Ancak Türkiye’den dönüş telaşı ve sonrasındaki tabiat ananın bize buradaki süprizleriyle bir türlü vakit olmadı köşemi yenilemeye.

Ağustos’un sekizinde İstanbul’dan Melbourne’e saatlerce ve hatta bir günden fazla süren dönüş yolculuğundan sonra tam dinlenip bir oh çekip yeni okul dönemine ve köşemi yazmaya başlayacağım diye düşünürken kasırga sezonunu tamamen unuttuğumun farkına vardım.  Bizim buralarda kasırga sezonu resmi olarak 1 Haziranda başlar ve Kasım’ın sonunda biter. Ancak hurricane adı verilen bu kasırgaların oluşabilmesi için deniz suyu sıcaklığının ciddi anlamda yükselmesi gerekir. Buda genelde Ağustos ayına kadar pek gerçekleşmez. Yani her yıl biz Florida’ya döndüğümüzde kasırgalarda bize merhaba der. Son üç yıldır şanslıydık ancak bu sene galiba hapı yuttuk.

Gelişimizi müteakiben “Fay” fırtınası şehri sular altında bıraktı. Ardından şimdide biri solumuzda “Gustav”  biri sağımızda “Hanna” ve dört tanede Afrika’dan yeni yola çıkmış toplam altı kasırga veya kasırga adayıyla bu sene rekora koşuyoruz.

Bu yetmezmiş gibi geçen haftayı Orta Amerika ülkelerinden Panama’daki kampüste ders vererek geçirdim. Bir sürekli yağmurlu haftada Panama denen yağmur ormanlarıyla donanmış ekvator ülkesinde geçirince bendeki H2O seviyesi sinir sınırlarına dayandı. Gel de memleketi arama. Herhalde dünyada en güzel havası ve suyu olan yer bizim memleket. Her şey ölçülü: Yağış, nem, kar, sıcaklık.

Herneyse tüm işleri yoluna koyduk ve kasırgalar için muskaları astık eve ve başladık yeni yazılara. Size bu hafta biraz Amerika’da havayolları ne durumda onu anlatmak istiyorum.

Dünyada havayolu endüstrisi pazar payı üzerine kurulmuştur. Pazara hakim olan fiyatada hakim olur ve kar eder.  Bu durum özellikle Amerikan havayolu endüstrisinin merkezi konumundadır. 500-1500 uçaklık filolarla en büyüğünden en küçüğüne tum şehirlere tarifeli bir sefer bulmak mevcuttur.

Amerikan uçak yolcusuda kültür olarak farklıdır. Kabin içi hizmetten ziyade frekans ve fiyata dayalı bir beklenti hâkimdir burada. Sabah altıda yaşadığı şehirden uçağa binip öğleden sonra dörtte beşte evde olmak önemlidir bu ülkede. Havaalanında vakit geçirmekten nefret eder Amerikalı. Bizim ülkede olduğu gibi İzmit’ten veya Sakarya’dan arabayla Atatürk Hava Limanına gelip oradan 50 dakikada Antalya’ya uç gibi bir sistem burada hic olmamıştır olmayacaktırda. Dolayısıyla büyük şirketlerin uçuş ağı o kadar geniştirki inanamazsınız. Beş on bin kişinin yaşadığı küçücük yerleşim birimlerine bile 20-30 kişilik bir uçakla tarifeli ulaşabilirsiniz. Tabiki böyle bir uçuş ağıda beraberinde talebin çok uzerinde bir arzı getirmektedir. Günde dört beş bin departure yapan bir havayolu söz konusu uçuş ağını ve frekansları idame ettirebilmek için en az beş yüz altı yüz uçaktan oluşan bir filoya sahip olmak durumundadır.

Tabiki dörtte üçü kısa ve orta menzilli dar gövdeli B-737, A-320 ve MD-80 tipi uçaklardan oluşan Amerikan havayolu endüstrisinin filosu da büyüklüğü dolayısıyla sıkça yenilenebilen bir filo özelliği taşımaz. Bu nedenledirki dünyada en yaşlı  uçakların oluşturduğu filo Amerika’dadır. Bizim ülke insanı buradaki uçakları görse bir daha uçağa binmez emin olun.  Bunun doğal getirisi de yüksek yakıt sarfiyatı ve bakım maliyetleridir.

Yakıtın sekiz yıl öncesine göre neredeyse 6-7 kat artan fiyatıda doğal olarak en fazla Amerikan havayolu sektörünü etkilemektedir. Zaten fazla arz nedeniyle maliyetlerin tavan yaptığı ülkede birde yakıt fiyatlarının sürekli yükselmesi havayolu sektörünü artık durma noktasına getirmiştir.

Bu nedenle son aylarda büyük havayolları liginde neredeyse tüm şirketler belli bir kapasiteyi eritme yoluna gitmişlerdir. Nasılmı? Tabiki eski uçakları depolara park ederek. Northwest Havayollari DC-9’larını, Amerikan ve Delta Havayolları MD-80 lerini ve A-300’lerini, United ise B-747-400 ve B-767’lerinin bir kısmını seferden almış ve önemli ölçüde personel tensikatına gitmiştir.

Peki bu kapasitenin devre dışı kalması ile uçuş ağları küçülmüş veya küçük şehirlere seferler kaldırılmışmıdır? Hayır. Söz konusu şehirlere uçuşlar bölgesel uçak kullanan firmalara kapasite alım kontratlarıyla devredilmiştir. Bu nedenledirki dünyada en çok bölgesel uçak Amerika’da uçmaktadır. Yani işin özü zarardan kar etmektir. Yani MD-80 ile 40-50 yolculu onbin dolar maliyetli bir uçuş yaparak beş altı bin dolar kaybedeceğine, şirket 3-4 bin dolar maliyetli bir turboprop ile aynı yolcuyu taşıttırıp 1-2 bin dolar kaybetmektedir. Böylece hem pazar payı  korunmuş  olmakta hemde bu uçuş noktalarından bağlantı  yapacak uzun menzilli yolcunun kaybı önlenmektedir. Artık Amerika’da iki nokta arasında uçuşun yeni standardı, 25 yaşında bir kaptan, 20-21 yaşında bir ikinci pilot ve 50-90 kişilik bir bölgesel jet veya turboprop uçaktır. Büyük havayolu şirketleri kısa ve orta menzildeki bölgesel kontratlardan kazandıklarını  uzun uluslararası uçuşlara ve filolara yatırmaktadırlar. Örneğin Delta’nın son yıllarda filosuna satın aldığı uçaklar hep B-777 LR tipinde Atlanta’dan Dubai ve Mumbaiye uçurduğu uçaklardır.

Dünyanın en gelişmiş ve en büyük havacılık ülkesinde havayolu sektöründeki durum özetle böyle sevgili okurlarım. Sizlere tekrar köşemden  merhaba ve haftaya görüşmek üzere diyorum.

Dr. Korhan Oyman
College of Aeronautics
Florida Institute of Technology
koyman@fit.edu  

AMERİKA’DA HAVAYOLU SEKTÖRÜ

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (6)

Misafir ~ 7 yıl önce
Neticede bu kaptan 2. pilotluğa indirildi ve 2009 Kasımında emekli oldu.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
fakemajor ~ 8 yıl önce
Lütfen yazılarınıza ara vermeyiniz.Her hafta yeni makalenizi okumak istiyoruz. teşekkürler

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000