26 Mart 2012, Pazartesi
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

ALMAN YATIRIMI SAFSATASI

İnsan aklının en büyük düşmanı safsatadır.

Sözlük tanımı ile Safsata bir düşünceyi ortaya koyarken ya da değerlendirirken, çeşitli sebeplerle gösterilen yanlış yaklaşım, geçersiz fikirler edinmedir.

Safsatalar yüzeysel bir bakışla geçerli görünürler ve hatta ikna edici de durabilirler. Kritik ve analitik düşünmeyen ve düşünmede yetkinliğe ulaşmamış olan bir kimse safsataları oldukça gerçekçi bulabilir, ya da safsata içine düşebilirler.

Safsatalar kendi içinde sınıflandırılır ve bilim dünyasında Latince olarak adlandırılırlar. Kanaatimce ülkemizde en yaygın görülen safsata tipi Ad Hominem olarak adlandırılan, bir yargıyı ya da olayı ait ya da sahip olan kişilere bakarak değerlendirme safsatasıdır.

Şu siyasetimizde sık sık karşılaştığımız olay yani. Başka deyişle sapla samanı birbirine karıştırmak. Sap burada insan, saman da konusu oluyor.

Sözgelimi puşi taktığı için içeriye alınan ve boş yere hapis yatan biri serbest bırakıldığında, konuyu sehven içeriye alınmış bir kişi için adaleti bu kadar geç getiren sistemden uzak düşünerek, onun taktığı puşi sebebiyle bunu hakettiğini iddia etmek bir tip Ad Hominemdir.

Vikipedi’de de kısa ve öz bir örnek var: “Freud cinsel sapığın biridir. Dolayısıyla söylediklerini ciddiye almamıza gerek yoktur”. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bir tanesini de iki gün önce gördüm:

Star’da yazan Prof. Dr.. Cemil Koçak 24.03.2012 tarihli, başlığı anlam açısından da hatalı olan,“Kayseri’deki uçak fabrikası montaj sanayii’nin ürünüydü” başlıklı yazısında, bugünkü “yerli uçak” ideallerinin büyük ölçüde dayandığı, “zamanında yapıyorduk, şimdi ne eksiğimiz var?” argümanını boşa çıkarmaya çalışıyor. Niçin? Bence Atatürk döneminde olduğu için. Zira kendisinin daha önce Mustafa Kemal Atatürk hakkında çok tartışmalı açıklamaları oldu.

Anladığım kadarıyla Sn. Koçak’ın savı özetle şu: “Kayseri’deki uçak fabrikasını gözünüzde büyütmeyin, onu almanlar kurdu, o bir alman yatırımıydı.”

Sn. Koçak 1991’de yayınlanan "Türk-Alman ilişkileri 1923-1938" adlı ödüllü eseriyle eminim ki o dönemleri iyi anlatmış, ve elbette bunları anlatabilmek için de pek çok araştırma yapmıştır. Bilgisine de saygım sonsuz, ancak bilgiyi aktarmak başka, bunu yaparken safsata yapmak başka. “Kötüleme” izleri taşıyan yazısı tamamen bir Ad Hominem vakasıdır kanımca.

Oysa bilindiği üzere dönemin gereklilikleri %100 milli bir uçak yapmaya pek uygun değildi. Beyin takımını savaşta kaybetmiş olmanın yanısıra, kasadaki bir miktarı –o da varsa- nereye harcayacaksın hem? Almanlardan yatırım sağlandı ve makine temin edildi diye, o fabrikayı Alman fabrikası ilan etmek akıllı bir iş değil, duygusal bir iş.

Cemil Bey’in yazmış olduğu Star gazetesi de pek tabi Amerikan malı bilgisayarlarda hazırlanıp, Amerikan ya da Japon malı fotoğraf makinalarından elde edilmiş fotoğraflarla süslenip, yine Amerikan malı yazılımlarda işleniyor. Ne malı olduğunu bilmediğim ama yabancı menşeili olduğuna da emin olduğum matbaa makinalarında basılıp, muhtemelen Fransız, Alman ya da Japon malı kamyonetlerle yurdun her tarafına dağıtılıyor. Star gazetesinin uluslararası bir konsorsiyum ürünü olduğunu söyleyebilir miyiz? Tabi ki hayır.

Bugün geliştirdiği milli projelerle savunma sanayiimizin lokomotifi konumunda olan TUSAŞ’ın da montaj amaçlı kurulup, büyük ölçüde Amerikan sermayesi ile hayata getirildiğini ve imal ettiği F-16’ların da aslında Amerikan uçağı olduğunu da kendisine hatırlatmak isterim. TUSAŞ ilk kurulduğunda Amerikan mıydı? Offset kapsamında yabancı yatırımla açılan daha bir çok yerli savunma sanayii firması yabancı mıdır?

Geçelim... Koçak’ın yazısında önemli bir hata daha var: Retrospektif yaklaşım.

Retrospektif yaklaşım, tarihi günümüz koşullarıyla ele alarak yanlış değerlendirme yapmaktır. Sümerler’de insan haklarına aykırı uygulamalar olduğunu söylemek ya da 16. yüzyılda kralların başa geçişlerin demokrasi aramak gibi...

İşte Sn. Koçak’ın savaştan yeni çıkmış genç Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli sermaye ile yerli insan gücü ile uçak fabrikası kurulabileceğini düşünmesi bir retrospektif yaklaşımdır. Bugün de olduğu gibi tarihin her devrinde teknoloji transferi teknolojiyi üretenden yapılır.

Pek çok bilim adamı Ad Hominem safsatası yapabileceği gibi, aynı zamanda tarih biliminde retrospektif yaklaşım olarak adlandırılan yaklaşım hatasına düşse de, her ikisi de bir bilim adamına yakışmaz. Bilimsel makalede zaten olmaz; olursa eleştirilir, ciddi dergilerde geri çevrilir. Gayri ciddi dergiler bu hataların pek farkına varmaz.

Kıssadan hisse çıkartalım, lazım olur:

1. Bilim adamı safsatadan kaçınmalıdır.
2. Fikir dediğin fikirdir, kişisine göre değişmez. Bir olayı ya da argümanı tartışırken kişisinden, kurumundan bağımsız tartışmalıyız.
3. Tarihe bugünün penceresinden değil, o günün penceresinden bakılır.

Herkese iyi haftalar.
ALMAN YATIRIMI SAFSATASI

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 5 yıl önce
sayin uyar, elinize saglik, bilginize saglik. bu ulkenin gelecegine dair hicbir umudu kalmamis beni bile yakaladiniz ve "bu ulkede boyle gencler de var demek ki" dedirttiniz. cahil, okumaktan yuksunen, bilgiyi kendi arayip bulmaktansa baskalarinin agzindan ogrenmeye alismis bir toplulukta, ne ulus ne de tarih bilinci olur ve o tarz yerlerde cemil kocak gibiler prim yapar. bu gercekleri dile getirenler de "elitist, halk dusmani.." gibi ucuz soylemlerle asagilanir. bu tarz suclamalara maruz kalabileceginizi hatirlatarak, yazilarinizda basarilar dilerim. cok iyi is cikarmissiniz, aferin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Koçak Yarbay Mustafa Kemal’den “Yarbay Mustafa” diye söz etmektedir. “Yarbay Mustafa”dan öyle sözler ile bahsetmektedir ki, aileler olayı anlamaya çalışır. Bu Yarbay Mustafa, tarih sahnesine tamamen tesadüf eseri çıkmış, aslında onu Alman komutan Gelibolu içlerinde bir yere gözden uzak olsun diye attıklarını hayatında 5-10 kişiyi bile yönetmediğini, zaten şansı yaver gitmeseydi kahve köşelerinde emekliliğini yaşayıp gideceğini alaycı bir dille söylemektedir. Kimdir bu tarih sahnesine tesadüfen çıkan, şansı yaver giden, hayatında 5-10 kişiyi bile yönetemeyen Yarbay Mustafa… “YARBAY MUSTAFA YETENEKSİZDİ” En sonunda bir öğrenci ailesi dayanamaz “Yarbay Mustafa diye bahsettiğiniz

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000