24 Ocak 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Bu kadar bilgili güzel anlatımlar tabiki olabilir ..ama havacılık çok hızlı gelişen bir sektör teknik sadece bir bölümü diğerlerinide öğrenip yorum yapılması lazım..
  • Atatürk Havalimanı Özel Hangarlar Bölgesinde, MNG Teknik’in yeni bakım hangarları yapıldı, bu inşaat yapılırken, bozulan yollar ve alanlar hala bekliyor. Buraya kullanan bizler hergün bitecek ve yapacaklar diye bekliyoruz. Havalimanı Otoritesi de gelip yerinde görmesine rağmen, hala bekliyor. MNG binayı kullanıma açtı, kendisi ile ilgili heryeri tertemiz yaptı, ama etrafına verdiği rahatsızlık hala devam ediyor. Böyle utanmazlık olmaz. Hem bir yıl inşaattan dolayı etrafını rahatsız et, hem de kendi inşaatın bitince kenara çekil bekle. Böyle vurdum duymazlık var mı? Ayrıca bu yol üzerinde bulunan hurda uçak hala bekliyor. Uçağın etrafı hurda arabalarla dolmaya başladı. Yeni Halkalı çöplüğü dendi adına.
  • SHGM şirket kuruluşlarına ne kadar önem veriyor, ne kadar teminat istiyorsa,batabilecek konumda olan şirketleride takip ederek çalışanlarının mağdur olmamasını önlemek mecburiyetindedir.
  • işten atıldım. hemen bir avukat bulmak lazım. ? BANA AVUKAT LAZIM HAKKIMIZ ARAMA İÇİN YARDIMCI OLUR MUSUNUZ?

Alkışlar ve Islıklarla Havacılığımız...

Sivil Havacılık otoritemiz SHGM hakkında çoktandır yazı yazmıyordum. Bu hafta, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün icraatlarına yeniden bir göz atmak istedim. 

Başarıyı alkışlamak, ne kadar doğru ise, başarsızlığı da ıslıklamak da o kadar doğrudur.

Siyasiler, Sendikacılar, Dernek,  Vakıf  ve  Şirket Yöneticileri ile buna benzer  kurum ve kuruluşlarda çalışanların hak ve çıkarlarını gözetmek zorunda olan kişiler, buna alışkın olmak zorundadırlar. Bu mevkilerde olanlar, alkışlandığında; teşekkür anlamında kollarını havaya kaldırıp karşılık verirken, ıslıklanırken de kızmamak, tersine, başını önüne eğip, “ben nerde yanlış yaptım” diyebilmelidir.

Çünkü, bu topluluk üyelerinin, alkışlayacak avuçları olduğu gibi, ıslık çalacak dudakları da var…  Bu doğal enstrümanlarının  hangisini kullanacakları, onların değerlendirmesine kalmış.

Konuya bu girişle başlamak nerden aklıma geldi, bilemiyorum. Sanırım, günlük olaylardan ben de her insan gibi etkilenip; bazen alkışlıyor, bazen de ıslıklıyorum. Hatta gittiğim futbol karşılaştırmalarında, aynı oyuncuyu hem alkışladığım hem de ıslıkladığım bile oluyor. Futbolcu; profesyonel olduğundan, maç sırasında  alkışa da, ıslığa da tepki vermiyor, işine bakıyor. Profesyonellik veya olgunluk, bu olsa gerek… Neyse, biz de işimize bakalım...

Bizim sektörümüzün bir otoritesi var; ve bu otoritenin ismi, SHGM...  35 yıldır bu kurumu yakından tanırım. THY ve UTED de görevdeyken, yakın çalıştığım bir kurumumuzdu.  Eskisi ile şimdiki SHGM arasında dünya kadar fark olduğu da bir gerçek. Aynı mantıkla bakıldığında; eski havacılığımızla şimdiki havacılığımız arasındaki fark neyse, bu farklılık doğal olarak SHGM ye de yansımış durumdadır denebilir.

Kuşkusuz, bir sektörde istek varsa, sunum anında ortaya çıkar ve istekleri karşılayan hizmetler üretirler. Bu hizmet türleri, insan yaşamıyla doğrudan ilgili ise, işte otorite o zaman gerekli önlemleri almak ve arkasına aldığı devletin tüm gücüyle, olası yanlışlıkları engellemek zorundadır. Otoriteyi, sadece polisiye önlemler alan ve ceza yazan olarak görmemeliyiz. Otorite, aynı zamanda o hizmet kolunun daha çok üretmesi için ilgili sektöre yardım edip yolunu da  açmakla, ona doğru yolu göstermekle sorumludur. Aynı mükellefiyet, sektörde çalışan mesleki grupların eğitimleri-lisansları- mesleğinin ona verdiği yetki ve sorumlulukları kullanıp kullanamaması adına da geçerlidir.

Bütün bunları bir mükellefiyet olarak görmez ve illa da görevini yapanı alkışlamalıyız derseniz, ıslıklara da dayanmanız gerektiği anlamı çıkar. Çünkü; yukarıda anlattığım üzere; alkışla, ıslık kardeştirler. Birisi, diğeri olmadan işe yaramaz.

Otoritenin çalışmalarından en çok etkilenen özel sektör, kurmuş olduğu bir dernek ve yandaş medyası ile bu tür ahde-vefa’ları fazlasıyla yapmakta olduğundan, bu konuda bir sorun yok. Sorun ıslıklardaki azalmalarda.

Düne kadar pembe diziler misali her hafta aralıksız okuduğum ve hepimizin adeta abone olduğu WikiLeaks benzeri, ......... Pür Melali başlıklı yazılar yazarak bizi aydınlatan(!) ve SHGM’yi ve Genel Müdürünü bu her hafta yazdığı dizi yazılarıyla yerden yere vuran yazarımızın yanında, Isparta kazasındaki uçağın enkazının kaldırılma aşamasındaki suçlamaları ile gündem oluşturup, konu ile ilgili yorumlarını zevkle okuduğumuz bir kaptan arkadaşımızın sesinin kesilmesi acep ne iştir?

Bu kişilerin SHGM’yi ve genel müdürünü en sert dille eleştirirken bir anda susmalarına bir anlam veremedim. Halbuki, SHGM’de eleştirilen genel müdür aynı genel müdür ve Isparta kazasının yargı aşaması hala sonuçlanmış değil. Isparta Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyası, yeni eklenenlerle giderek daha büyürken, bu kişiler, SHGM’ye yönelik eleştirilerine artık devam etmiyorlar. Acaba, ne oldu da bu tarz değişikliğine gidildi? Bilen varsa lütfen yorum atsın ki gerçeği anlıyabileyim. İnanın ki özledim yazılarını...

Yazar dedim de aklıma geldi. Bazı yazarlarımız, köşe yazılarını kişisel çıkarlar doğrultusunda şekillendirmeye çalışarak nemalanmaya çalışıyor. Yazarlığı ticari nemalanma aracı olarak gören kalemşörler, devamlı yazı yazmayıp adeta pusuya yatarak, batan şirket veya mağdur olan personel avına çıkıyorlar. İstedikleri ortam oluştuğunda, aylarca ara verdikleri o çok değerli (!) yazılarını anında yazarak, güya mağdurlara yardımcı(!) olmaya çalışıyorlar. Bu tür yazarlar, rüzgarın ve çıkarın yönü değiştikçe, aka-kara,kara’ya ise ak diyebilme ve kıvırabilme özelliklerine de sahipler.

  Köşelerini kişisel çıkar sağlamak için kullananlarla, kamu oyunda en rezil avukatlık olarak adlandırılan ve Türkiye’de yürürlükte bulunan avukatlık kanunu ile meslek kurallarına tamamen aykırı olan Ambulance Chaser’ler arasında bir fark yok. Hatırlarsınız, Isparta ve Amsterdam kazalarımızdan sonra Amerikalı bir grup ambulans avukatı ülkemize gelmiş ve yolcu yakınları ile yakın temaslar kurarak davaların kendilerine verilmesini sağlamaya yönelik etik dışı bir takım faaliyetler içine girmişlerdi. Bu kişiler, Isparta Barosu tarafından sikayet edilmişti. Kişisel çıkarları için yazı yazmakla, her kazada ortaya çıkıp  ortalıkta dolaşarak müvekkil aramakta bir fark göremiyorum.

İsmimi ve geçmişimi bu tür etik dışı uygulamalarla ve yanar döner yazılarla kirletmeyen biri olarak, varsa layık olunan alkışları, gelişmeler ve sorunlarla yakından muhatap sektöre ve yöneticilerine bırakıp, ben tüm yanlış ve eksikler adına ıslık çalmayı yeğliyor ve elimi dudağıma götürüyorum ve ........................(*)

Değerli okurlarım;

Ülkemizdeki gelişmeleri SHGM’miz 2002 öncesi ve sonrası olarak gündeme getirmektedir. Doğrudur, bu dönemdeki gelişmeler yadsınamaz. Ancak; her nedense bu dönem içinde sivil havacılığımıza giriş yapan şirketlerimizin hepsinin, ya el değiştirmiş ya da iflas ederek kapanmış olması, bu güzel gelişmelerin paralelinde ıslığı hak etmiyormu? 
 

2002-2010 ARASI KURULUP- BATANLAR
OREX - WORLD FOCUS - TARHAN TOWER – GOLDEN – BEST – TURKUAZ
DAHA ÖNCE KURULUP BU DÖNEMDE BATANLAR
FLY-INTER- KTHY
EL DEĞİŞTİRENLER..
KUZU Kargo , ULS Kargo oldu.
World Focus tan Ankair doğdu ve o da battı...
KANAT ALTINA GİRENLER...
İZAİR, PEGASUS’UN KANATLARI ALTINA GİRMEK ZORUNDA KALDI..

Toplamda şimdilik sorunlu 10 şirketimiz var.

*Krizden etkilenmeyen Türkiye’nin, havacılıkta yolcu artışı rekorları kırıldığı bu şanslı döneminde, kurulduğu halde batmaktan kurtulamayan, el değiştirmek zorunda kalan veya bir başka şirketin kanatları altında yaşamını sürdürme durumunda kalınmasının nedenlerini iyice araştırıp sizlere ilerki yazılarımda sunacağım.

Ancak; Bu şirketlerin kurulup batması konusunda SHGM’nin bürokratik işlemleri anlamsız uzatmasının çok önemi var. Şirketler ruhsat işlemleri için uzayan bürokratik işlemler sürecinde en azından, kilit personeli(post-holderlar), uçak kiraları, pilot ve teknisyen maaşlarını ödeyip bir seneye yakın ruhsat işlemlerinin bitmesini beklemek zorunda kalmaları nedeniyle daha uçmaya başlamadan maddi olarak belleri bükülüyor. Örneğin; Best havayolları sırf bu bürokratik işlemlerin uzaması neticesinde uçmaya 4 Milyon Dolar eksiyle başlamıştı.

Kısaca;  bardağın bir tarafından baktığınızda görülen başarılar, bir diğer tarafından bakıldığında yukarıdaki gibi görünüyor.

Sonuç olarak; Türkiye’de havacılığın hala özümsenmediğini düşünüyorum. Bu bakımdan, benim düşüncelerime göre; havacılığa sadece ticari havacılık adına bakan milletler havacı değil, ancak gelişmiş ülkelerin pazarı olup işletmecilikten ve montaj aşamasından kurtulamazlar.

Bunun yanı sıra; genel havacılık ve sportif havacılıkla ilgilenmeyen bir ulus, havacılıkta bir adım bile atamaz. Üçüncü dünya ülkeleri dışında dünyanın hiç bir yerinde; önce TIR şoförü yetiştirelim, daha sonra bisiklet binmeyi öğrenelim mantığında bir bakış açısı olamaz. Ülkemizde; pilot dedin mi ATPL’li ticari pilot akla geliyor. PPL-CPL lisanslılar, pilottan bile sayılmayacağı gibi, uçacak şirket azlığından, iş bile bulamaz durumdalar.

Ülkemizde, ATPL lisansı alırken olduğu gibi, aldıktan sonra da, tip kursu ve line eğitimi almak için TRTO’lar tarafından kesilecek ve sonra torpil arayışlarına başlayacaksın.

Riske atılacak paranız çoksa, ailenizin ekonomik durumu uygunsa, sonuçta mutlaka iş bulacaksınızdır. Hiç çekinmeyin, 100 binlerce Euro yu bastırdığınızda ve gerekirse daha da bastırabilirim dediğinizde, işiniz hazır olacaktır. Paranız veya güçlü bir dayınız yoksa, boşuna kredi alarak, borçlanarak bu işe hiç başlamayın.

Olmaz demiyorum; sadece işiniz çok zor olacaktır...

Bu mantıkla ülkede yabancı pilotda yabancı öğretmende her zaman iş yapar ve bunun sonu maalesef gelmiyecektir. Yabancı pilota karşı değilim. Benim karşı olduğum kendi kaynaklarımızın azami ölçüde kullanılmadan bu yola başvurulmasıdır.

Bu kişisel düşüncelerim, yukardaki tablo ve gelinen bu noktada Türkiye’deki havacılığı genel olarak yetersiz buluyor ve fiiyuvvv..!  (*)

NOT/ Bu haftada www.sefainan.com da Eski SHGM genel müdür yardımcısı ve uçak mühendisi Ümit Çendek’in “SHGM 2011 HEDEFLERİ” başlıklı yazısı konuk yazarlarda...

Alkışlar ve Islıklarla Havacılığımız...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (26)

Misafir ~ 6 yıl önce
Bu kadar bilgili güzel anlatımlar tabiki olabilir ..ama havacılık çok hızlı gelişen bir sektör teknik sadece bir bölümü diğerlerinide öğrenip yorum yapılması lazım..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Atatürk Havalimanı Özel Hangarlar Bölgesinde, MNG Teknik’in yeni bakım hangarları yapıldı, bu inşaat yapılırken, bozulan yollar ve alanlar hala bekliyor. Buraya kullanan bizler hergün bitecek ve yapacaklar diye bekliyoruz. Havalimanı Otoritesi de gelip yerinde görmesine rağmen, hala bekliyor. MNG binayı kullanıma açtı, kendisi ile ilgili heryeri tertemiz yaptı, ama etrafına verdiği rahatsızlık hala devam ediyor. Böyle utanmazlık olmaz. Hem bir yıl inşaattan dolayı etrafını rahatsız et, hem de kendi inşaatın bitince kenara çekil bekle. Böyle vurdum duymazlık var mı? Ayrıca bu yol üzerinde bulunan hurda uçak hala bekliyor. Uçağın etrafı hurda arabalarla dolmaya başladı. Yeni Halkalı çöplüğü dendi adına.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
SHGM şirket kuruluşlarına ne kadar önem veriyor, ne kadar teminat istiyorsa,batabilecek konumda olan şirketleride takip ederek çalışanlarının mağdur olmamasını önlemek mecburiyetindedir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
işten atıldım. hemen bir avukat bulmak lazım. ? BANA AVUKAT LAZIM HAKKIMIZ ARAMA İÇİN YARDIMCI OLUR MUSUNUZ?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000