28 Eylül 2008, Pazar
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • vayy şaşıcıgım truvadan dönmüş :)
  • Sendika sendika diyorlar ya hani nerde bu cok sevdikleri sendika.sadece laf.gerisi BOŞ.Sendika hep izledi, izliyor , izleyecekte.Çünkü onların da işine geliyor.İşine gelmedimi nasıl yırtınıyorlar.hepiniz görüyorsunuz.bırakın artık bu sendika muhabbetlerini.Adamlar ``bana dokunmayan yılan bin yaşasın`` mantığında devam ediyorlar.Verilen aidatlara, harcanan emeklere zamana yazık.Uyanın artık..
  • 1. THY tekniki Teknik A.Ş. oldu. % 50 hissesi her an satılabilir. 2.Call Centre taşere edildi. 3. Yer işletme A.Ş. oldu. oradaki 2500 kişi ne olacak. 4. Eğitim A.Ş. olmak üzere. 5. Kargo 'da A.Ş. olacak. Bütün bunlara karşı ne düşünülüyor acaba.
  • Kudus'te gorevlendirilen bir gazeteci, Aglama Duvari'nin onunden her gecisinde, yasli bir musevînin orada oyle durup dua ettigini fark etmis. Bir hafta, iki hafta... sonunda adamla bir roportaj yapmaya karar vermis. Izin alip teybini acmis, sormus adama: - Sizi her gun burada, Aglama Duvari'nin onunde, dua ederken goruyorum. - Evet, her sabah dukkâni acmadan Dunya barisi ve insanlarin kardesligi icin dua ederim. Ogle tatilinde insanlarin mutlulugu, Yaradan'a yalvaririm. Aksam da, bu kez durust ve iyi insanlarin esenligi icin dua ederim.. - Ne guzel! Kac senedir bunu surduruyorsunuz ? - 40 yili gecti. Gazeteci cok etkilenmis, heyecanla sormus: - 40 yildir her gun dua ediyorsunuz. 40 yildir yilmadiniz. Bugun nasil bir duygu icindesiniz, neler hissediyorsunuz ? Uzun uzun ic gecirmis yasli Musevî; sonra bezgin bir sesle cevap vermis: - Vallahi artik bilemiyorum, demis. Icimde, sanki duvara konusuyormusum gibi bir his var...

Al Birini Vur Ötekine…

THY’nin çağrı merkezinde çalışan eski mesai arkadaşlarımın işten çıkartılmak istenmeleri bana 2006 yılında seyrettiğim bir filmi hatırlattı. Senaryosu aynı, versiyonu ve yayınlanma tarihi değişikliğe uğramış bu filmde aktörler her zaman olduğu gibi aynı. Bu nedenle seyrettiğim filmden edindiğim izlenimleri bu filmi yeni seyredecek olanlarla paylaşmak ihtiyacı duyarak gündemimi onlara ayırma gereği duydum. Faydası olacaksa ne mutlu bana…

 

 Global kapitalizm, günümüzde pazarını tüm dünyaya yayarak ucuz işgücü ve meta elde etme üzerine kurdu ve kar elde etmek için tüm baskılardan kurtulmak peşinde. Klasik ulusal devlet ve mekanizmalarına bile dayanamıyorlar, tasfiye edip şirketlerin emrine giriyorlar. Özelleştirme furyası ile çalışanları açlık sınırındaki ücretlere, yok pahasına çalışmaya zorluyorlar.

 

Ne yazık ki her şey, sermayenin/patronların her ne koşulda olursa olsun kar etmesine bağlanmış durumda....

 

Bu koşullarda demokratik kurumlar ve doğal olarak özellikle sendikalar muhalefet belirleyici bir tavır ortaya koyamıyorlar koyabilseler belki o zaman demokratik bir baskı ve kamuoyu oluşturulabilinir.

 

Konuya birkaç pencereden bakmakta yarar var. Birincisi; işveren ne yapmak istiyor.

İşveren, öncelikle mümkün mertebe masraflarını minimize etmeye çalışıyor.  Yani, kurumlarını özelleştiriyor. Bu konuda arkasına aldığı siyasi iradenin olurunu da almış görünüyor. THY ne yapmak istediğini çok öncelerden açıklamış ve bu konuda yönetim kurulu kararı alarak yapmak istediklerini net olarak ortaya koymuştu. Teknik A.Ş’nin THY’den ayrılarak başka bir şirket olarak faaliyete geçmesi bu gelişmelerin başlangıcı oldu.

 

Sırada tabiî ki Eğitim ve yer işletme departmanları var. İkramını %50 ortaklıkla Turkish Do&Co firmasıyla ticari olarak beraber götüren THY, şimdi de yer hizmetleri departmanı kurarak A grubu ruhsatla Çelebi ve Havaş’a rakip olma yolunda. Teknik A.Ş’de başarılı gidiş içersinde olduklarını iddia eden THY, Turkish Do&co dada başarılı görünüyor.

 

THY yer hizmetlerinde A grubu ruhsatla faaliyet içersine girdiğinde, çağrı merkezinde yaşanan üzücü olayların orada da yaşanacağı şimdiden belli. Kısaca THY filo olarak büyürken, hizmeti taşeron veya başka şirketlerden satın alma yolunda.

Sonuçta; THY, sadece uçucu ekipler ve bir avuç genel müdürlük personeli ile kalacak gibi görünüyor. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar, issizlik, insanlarımızın gelecek kaygıları hesaba katılmazsa, bu düzen içinde bu strateji doğru gibi görülebilir. Çünkü bu özelleştirmeci piyasacı ekonomist anlayışın savunucularının amacı halk ve çalışan kesim değil, sadece sermayenin çıkarlarıdır.

 

Bu konuyu açıklamak için size 1984 senesinde bir suikaste uğrayarak öldürülen Hindistan başbakanı Indira Gandhi’nin hayat hikâyesinden bir öyküyü dile getirerek konuya girmek istiyorum.

Gandhi, iktidara köylülere toprak rejimi yapacağım sözüyle gelmiş ve başbakanlığı döneminde ülkenin yoksul halkı için birçok uğraş içinde bulunmuş bir lider olarak anımsanıyor.

Başbakanlığı döneminde ülkesindeki devlet idare etme sisteminin modernizasyonu için ülkesine davet ettiği bilim adamları, devlet yapılanmasını izlemişler ve Gandhi’ye “Siz bu demode sistemlerle bu işin altından kalkamazsınız, isterseniz biz size daha modern daha az elemanla kolayca her konuya hâkim olacağınız bir sistem kuralım ve yüzlerce insanın yapacağı işi bir kişi tarafından yapılmasını sağlayalım” dediklerinde Gandhi’nin; “ Siz bizi modernize edeceğinize, bu insanlarımın daha çok üretime katkısı olacak işler bulun. Sizin önerdiğiniz bu sistem zaten aç ve işsiz olan vatandaşlarımı daha da işsiz bırakacaktır” diyerek gelen öneriyi geri çevirmesi ve işlerin yine insana dayalı eski sistem içersinde yapılmasına devam etmesi, tarihe düşmüş bir olaydır.

 

THY, yöneticileri her ne kadar tersini iddia edecek olsalar da, bir devlet kuruluşudur. Bu nedenle Ulusal havayolu ismini taşır ve birçok ayrıcalığından yararlanır. Ülkemizde gittikçe zorlanan ekonomik dengeler içersinde, THY’nin sadece ekonomik çıkarları çerçevesinde düşünerek, çalışanlarını ne kazanırsa kazansın ne menfaati olursa olsun sokağa dökmesi kesinlikle yanlıştır.

 

Sen, 2006 yılında en iyi çağrı merkezi seçileceksin, Sen, THY’nin tarihindeki en büyük filoya doğru gidiyorken bile büyük karlar açıklayacaksın, Sen, Anadolu’da çalışan birçok personelini evinden barkından ayırıp İstanbul’a Çağrı merkezine getirecek ve sonra “Bakın başınızın çaresine!” diyeceksin.

Ve sana kimse dur diyemeyecek. Yok yaaaa…

 

Değerli okurlarım;

Son yıllarda THY’nin başarılı gidişini sadece yönetim bazında görmek mümkün değil. Yöneticiler şirketlerinin stratejilerini belirler çalışanlar bu stratejilere göre şirketin tüm hizmetlerini yürütürler.

Kurumsallaşmış, THY gibi bir şirkette yönetim değişikliklerindeki hatalar bile alt yapıdaki yetişmiş personel sayesinde hemen kapatılır ve sistem kusursuz devam eder. THY’nin Kara Cuma’larını ve buna benzer birçok yanlışı o personelin nasıl gece gündüz koşturarak, evlerinden gelerek çözdüğüne şahit olmuş biriyim. THY’nin çağrı merkezi için elemanları çıkartın emri Sayın Başbakandan bile gelse(ki-sanmıyorum) THY yönetimi buna HAYIR demek zorundadır.

 

Fakat dünyamızda; ahte vefa, ahlak, dürüstlük, namus gibi kavramlar kalmadıysa ve Vefa denince size sadece tarihi bir semtimizi anımsatıyorsa iş bitmiştir.

 

Evet, bu işin bir de Sendika boyutu var;

 

Çalışma hayatımız denir de sendika hiç anılmaz mı? Tabiî ki son derece önemli bir kurumumuz. Ve çalışanların mutlaka sahip çıkması gereken sosyal güvencemiz.

 

Ne yaparlar?

Bunlar; 2 senede bir Toplu İş Sözleşmesi taslağı hazırlayarak işverenin önüne koyar ve minimum 6 ay bekleyerek çözülmesini beklerler.

Bunlar; Taslaklarında istedikleri rakamsal ve sosyal hakları belirlerken, bir çok yerden baz(örnek) alarak daha bilimsel çalışma örneği sunacaklarına, eski toplu iş sözleşmesindeki rakamların üstüne %25-50 arasında artışlar koyarak başlarlar “İşçiyiz güçlüyüz!” söylemlerine..Ve çalışan kesimin iş grupları arasındaki ücretsel dengeleri ayarlarken aldıkları baz(değer), sendika seçiminde o iş grubunun ne kadar delege verdiği ile doğru orantılıdır.

Bunlar; Toplu İş Sözleşmesinin 6 ayı gelince aynı sözcükler, aynı taktikler, aynı ajitasyonlu cümlelerle “kahrolsun işveren” nidalarıyla saldırıya geçerler. Hani, gök gürültülerini dinleyerek; ha yağdı ha yağacak diye elimizde şemsiye ile bekleriz ya... İşte öyle bir şey… Bir bakarsınız her şey süt liman olmuş ve elinizde o strese değmeyecek minik bir menfaat.

Kısaca: al birini,vur ötekine..

 

Neyse, konumuzdan koptuk. Çağrı merkezi çalışanları çözüm bekliyor Hadi bakalım sevgili Hava-İş, beni utandır. Yap bir şeyler işte!

Sana yıllarca aidat veren, seni besleyen bu kaynağın kurumasına izin verme.

Çalışandan bir şey bekleme, onlar bu günler için eğitim almadı, çünkü onları zamanında örgütleyemediniz, yaptığınız icraatlarla güven duyuramadınız kendinize. Bu seferlik sen, onlar adına yap! Başbakana mı gidersin, Cumhurbaşkanına mı gidersin, Meclisin önünde mi yatarsın, Yat, yap bir şeyler işte! 

Ve bu işi çözerken THY çalışanını(senin tabirinle işçini), kesinlikle riske atma.

Çözmeden Toplu İş Sözleşmesi çalışmalarına başlama sakın…

Al Birini Vur Ötekine…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (18)

şaşkaloz ~ 8 yıl önce
vayy şaşıcıgım truvadan dönmüş :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rumuz ~ 8 yıl önce
Sendika sendika diyorlar ya hani nerde bu cok sevdikleri sendika.sadece laf.gerisi BOŞ.Sendika hep izledi, izliyor , izleyecekte.Çünkü onların da işine geliyor.İşine gelmedimi nasıl yırtınıyorlar.hepiniz görüyorsunuz.bırakın artık bu sendika muhabbetlerini.Adamlar ``bana dokunmayan yılan bin yaşasın`` mantığında devam ediyorlar.Verilen aidatlara, harcanan emeklere zamana yazık.Uyanın artık..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Havacı ~ 8 yıl önce
1. THY tekniki Teknik A.Ş. oldu. % 50 hissesi her an satılabilir. 2.Call Centre taşere edildi. 3. Yer işletme A.Ş. oldu. oradaki 2500 kişi ne olacak. 4. Eğitim A.Ş. olmak üzere. 5. Kargo 'da A.Ş. olacak. Bütün bunlara karşı ne düşünülüyor acaba.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Havacı ~ 8 yıl önce
Kudus'te gorevlendirilen bir gazeteci, Aglama Duvari'nin onunden her gecisinde, yasli bir musevînin orada oyle durup dua ettigini fark etmis. Bir hafta, iki hafta... sonunda adamla bir roportaj yapmaya karar vermis. Izin alip teybini acmis, sormus adama: - Sizi her gun burada, Aglama Duvari'nin onunde, dua ederken goruyorum. - Evet, her sabah dukkâni acmadan Dunya barisi ve insanlarin kardesligi icin dua ederim. Ogle tatilinde insanlarin mutlulugu, Yaradan'a yalvaririm. Aksam da, bu kez durust ve iyi insanlarin esenligi icin dua ederim.. - Ne guzel! Kac senedir bunu surduruyorsunuz ? - 40 yili gecti. Gazeteci cok etkilenmis, heyecanla sormus: - 40 yildir her gun dua ediyorsunuz. 40 yildir yilmadiniz. Bugun nasil bir duygu icindesiniz, neler hissediyorsunuz ? Uzun uzun ic gecirmis yasli Musevî; sonra bezgin bir sesle cevap vermis: - Vallahi artik bilemiyorum, demis. Icimde, sanki duvara konusuyormusum gibi bir his var...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000