11 Ekim 2010, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu

AIREX VE DİĞER KAHRAMANLAR

Epey uzun zamandır ara verdiğim köşeme sonunda geri dönüyorum. Sağolsun Ali Kıdık dostum bir sabır taşı şeklinde bu kadar zamandır bekledi. Aynı şekilde okurlarım da çileden çıkmış durumda gördüğüm kadarıyla.

İnanın işler o kadar yoğunlastı ki artık 24 saat yetmemeye başladı. Okulda da yaş haddinden emeklilikler artmış durumda. Dolayısıyla bir de sürekli hoca bulmak derdi eklendi görevlerime.

Herneyse şikayetim yok. Herkesden özur dileyerek başlamak istiyorum bu haftaya. Her ne kadar bu seneki Airex Fuarı’nı ziyaret etmemiş olsam da haberlerden okuduğum kadarıyla yine coşkulu geçmiş. Ancak bir ton da eleştiri var. Bende bu eleştirilere Airex’in geçmisinden biraz bahsederek hem cevap vermek hem de bizim ülkede ilkleri gerçeklestirmenin ne kadar zor olduğundan bahsetmek istiyorum.

Airex’in startını Feyzan Bey 1996'da verdiğinde ilk uçağı Anadolu Üniversitesi'nden ben yollamıştım. Biraz trajikomikti ama o dönemde Turkiye’de üç beş havayolu üç beş uçakla charter yaparken ve Türkiye’de uçağın kitlelere taşıma aracı olarak ulaşmadığı ve bir lüks sayıldığı dönemde başlamıştı bu işe Feyzan Bey. Hiç unutmuyorum beni aradığı o günü. Telefonda bir havacılık fuarı gerçekleştireceklerini ve bize ücretsiz bir fuar pavyonu verebileceklerini ancak uçak getirmekte sıkıntıları olduğu için bizden mümkünse bir uçak gönderebilir miyiz diye soruyordu. O dönemlerde çok olağandışı bir olaydı bu. Her yıl Ankara’daki Savunma ve Havacılık fuarı dışında Uçak görebileceğiniz hiç bir organizasyon yoktu.

Neyse hemen faaliyete geçip bir King Air C-90, iki araştırma görevlisi ve son dakika hazırlanan üç beş broşür ile fuarın ilk katılımcıları arasında yerimizi almıştık. Tabi gökten aşırı derecede yağan rahmet ve ardından fuar alanını basan sel ve elektrik problemi fuara ilk yıl damgasini vurmuştu. Ama Türkiye’de bir ilk gerçekleşmişti. Bunları başarmak ne kadar zordur bir düşünün. Kaldı ki o dönemde devletin desteği şu anda şikayet edilenin onda biriydi fuara.
Neden yazıyorum bunları şunun için... Ülkede havacılığın her alanında başarılan ilkleri taşlamak bizde adet olmuş. Elinden tutacağımıza çamur atmaya bayılıyoruz. Dünyanın en büyük havacılık organizasyonu olan Amerika’daki Experimental Fuarı Oshkosh'a bir gidin de görün rezaleti ve coşkuyu bir arada. Ardından Lakeland Sun and Fun Hava Fuarı'na gelin dahada berbatına şahit olun ama coşku aynı. Prefabrik tuvaletlerin 35 derece sıcakta nasil koktuğunu, toz toprak içinde uçakların yaptığı gösterileri izleyen onbinlerce hatta yüzbinlerce kişiyi bir izleyin bakalım. Millet ailece çoluk çocuk gelir havacılık fuarlarına showlarına Amerika’da. Bir kült olmuştur havacılık gösterileri ve fuarları. Kimse bakmaz lüksüne, yerleşimine. Kimse umursamaz problemleri. Önemli olan o günü yaşamaktır ve bir kaç kare fotoğrafla ebedileştirmektir.

Feyzan Bey sadece bir fuar değil bir kültür oluşturmuştur bugün Türkiye’de. Oshkosh’da, Sun and Fun’da, Dayton Air Show’da bir gün geçirseniz Amerika’nın niye havacılıkta ilerlediğini görürsünüz. Havacılık fuarları toplumun uçaklarla, pilotlarla, teknisyenlerle, işleticilerle, satıcılarla, yani havacılığa gönül vermiş ve bu işten hayatını kazanan ya da bu işi bir hayat gayesi haline getirmiş insanlarla tanıştığı bir hadisedir.

Uçak denen o muazzam teknolojiye dokunmak, Jet A-1 denen o yakıtın güzel kokusunu solumak, bu hayatı dolu dolu yaşayan profesyonellerle muhabbet etmek, belki birgün sahip olmayı hayal ettiğiniz bir iş jetinin içine oturmak…İste budur havacılık fuarı. Airbus 380 gibi bir devin iniş takiminin yanında bir resim çektirmek bile yıllar sonra bakıpta huzur bulacağınız bir anı olarak sizinle yaşayacaktır.

Bırakın siz kim gelmiş kim gitmiş, tuvaletler mi akmış, az mi uçak varmış, falan filan gibi muhabbetleri. İyi ki bizimde bir havacılık fuarımız var ve bizde o heyecanı azda olsa her iki yılda bir yaşıyoruz.

Havacılık denen kültür böyle gelişiyor tüm dünyada. Zamanında rahmetli Özal "her ile bir havaalanı" dediğinde aman tanrım millet bas bas bağırıyordu. Şimdi her ilin valisi yahu "Benim meydanım var. Lütfen sefer yapın" diye yalvarıyor. Halka önce uçağı tanıtacaksınız, sonra havacılığı sevdireceksiniz ki korkmadan binsin o demir kuşa. Her ilde bir havacılık kulübü kuracaksınız, vereceksiniz subvansiyonu, sağlayacaksınız alt yapıyı. Ondan sonra görun ülkede havacılık nasıl gelişiyor. Havayoluyla gelişme tamamlanmaz. Şirket havacılığı, genel havacılık, experimental uçak imalatı, balonculuk, ultralightcılık falan derken ülkede havacılık bir kültür haline gelir. Bayramda 300 bin dolarlık SUV'si ile yollarda harap olan zenginlere 50 bin dolarlık bir Cherokee 180 ile havadan bakıp gülmek bir rutine dönüşür.

Bizim ülkede havacılıkta ilklere imza atmış üum dostlarımı bu haftaki yazımla tekrar anmak istiyorum. 1986-87 de getirdiği Ultralight ve C-172'lerle ülkenin ilk eğitim ve havacılık kulübü mütesebbisi olan Hasmet Topçuoğlu'nu, ellerinde ne var ne yok satıp savıp Hezarfen Havaalanı'nı kuran Ahmet Çömez’le Murat Öztürk’ü, Türkiye’de Genel Havacılığa gönül vermiş ve TopAir’i kurmuş rahmetli İrfan Yıldıran’ı, Türkiye’de işadamlarını uçak sahibi olmaya ikna ederek bence ülkedeki Şirket Havacılığı'nı başlatmış olan benim de hocalığımı yapmış Sadık Sindel'i, Türkiye'nin daha 25-30 uçağı varken ilk Sivil Havacılık Yüksekokulu'nu kuran hocaların hocası Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i, Türkiye’ye ilk sivil havacılık kanunu kazandıran rahmetli Özal’ı, Türkiye’nin ilk sivil terminal işleticileri Bayındır Holding ve TAV’ı, Türkiye’de ilk havacılık köşesi yazıp bizleri havacılıkla buluşturan Uğur Cebeci’yi, Türkiye’nin ilk günlük havacılık gazetesi ve ilk havacılık kanalını yaratan Ali Kıdık’ı, Türkiye'nin ilk özel sektör havayolunu kuran Özcan Toplar ve Safi Ergin’i, 1990'ların başında gösterdiği cesaretle ilk teknik organizasyonu kuran Prima’dan Erdal Döker’i, belki de ilk hava taksimiz Sancak Air’ı kuran Mustafa Bayrak’ı ve son olarak da sektörü deregüle edip iç hatları halka kazandıran ve çoğu zaman eleştirmekle birlikte her zaman saygı duyduğum Sayın Bakan Binali Yıldırım’ı buradan bir kere daha saygıyla anarak ve de havacılık adına yaptıkları güzelliklere teşekkür ederek yazımı bitiriyorum.

Doc. Dr. Korhan Oyman
Florida Institute of Technology
College of Aeronautics

AIREX VE DİĞER KAHRAMANLAR

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 6 yıl önce
Muhterem Hoca'm, Yazılarınızı zevkle okuyordum. Uzun bir aradan sonra sizi tekrar görmek beni sevindirdi. Airex'e hiç sizin gözünüzle bakmamıştım. Ellerinize sağlık.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Korhan bey, "Her ile bir hava alanı" siloganı rahmetli Özalın değil sayın Demirelindir. Daha sonrada bu siloganı sayın Çiller kullanmıştır. Sayın Demirelin "Türkiye'yi yeniden imar ve inşa edeceğiz" siloganın bir parçası olarak hem sözlü hemde icrat olarak tarihe geçmiştir. Çok selamlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000