18 Mayıs 2015, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Günümüzde çalışan ve üretici kesim olarak nitelendirdiğimiz işçi kesiminin (sınıfı) önündeki en büyük sorunlardan birisi olarak amacından uzaklaştığı özelleştirme politikaları ve buna bağlı olarak taşeronlaşmayı görmekteyiz. Sadece taşeronluk uygulamasına bakarak bu sorunun hükümet veya sermaye sahipleri ya da üretim araçlarını elinde bulunduran kesimlerin bu sorunun çözümü yolunda gayret ortaya koyup sorunun bütününe gözlerimizi kapatmamız anlamına gelir. Hal böyle olunca da asıl sorunun bu olmadığını zaten göremediğimiz gibi üretilen günlük çözümler veya popülist söylemler ile çok rahat kandırılmamızın da önü açılmış olur. O halde nereden başlamak lazım; bana kalırsa konu hakkında çözüm ararken daha öncesi de var muhakkak, dünya küresel krizlerine bakmak, bunun yarattığı üretim ilişkilerindeki değişikliklere ve kapitalistler arasındaki daha net olarak dünya kapitalizminin rekabet koşullarını anlamamız gerekir. Eminim ki birçok kişi bizi o kadarı ilgilendirmiyor,
  • sonuç olarak çalıştığımız sektörde aldığımız para ilgilendirir diye düşünebilirler. Ama bu taraftan bakmazsanız da, yani olayın sorununa inmeden günlük politikalarla soruna çare olacağın arkasına takılırsanız kaybedersiniz. Bu bir gerçektir. Ekonomideki kural kıt kaynakların kullanılması ve sonuçlarıdır. Yani hiç kimse pembe tablolar arkasında çözüm aramasın veya kendini aldatmasın, dünya ekonomisi kaynaklarını hızla tüketmektedir, küresel krizin asıl nedeni budur. Her krizin de yeni bir paylaşım savaşı ile atlatılmaya çalışıldığı ve dünyanın da yeniden şekillendiği düşünülürse 1980 lere kadar süren o parlayan dönem sona erdi, ülkemizde 1980 lere gelindiğinde ve sonrasında değişen ekonomik dengeleri görüyoruz, ithal ikameci ekonomik politikalar sona erdirilerek sanayileşme ve ihracata yönelik politikaların önü açıldı. Çarpık da olsa sanayileşme ve küresel olarak rekabet şartlarını acımasızlığı sermaye sahiplerinin önüne asıl mesele olarak işgücü maliyetlerini getirdi, önceki dönemde
  • bu sorun olmadığı için insanlar yeni bir oluşum ile karşı karşıya kaldılar. Bunun yansımalarını görmek için oldukça uzun bir zaman geçmesi gerekiyordu yani halka yansıyan şekli ile ne olduğunun anlaşabilmesi açısından, en büyük eksiğimiz de bu idi. Liberalizm ve serbest rekabetçi düzen, işte bununla birlikte 80lerin 2. yarısından sonra karşımıza ilk özelleştirmeler ve taşeronluk uygulamaları çıkıyor, beraberinde gelen sendikasızlaştırma hareketleri ile ücret politikalarında dünya bankası ve imf politikaları doğrultusunda kısıtlamalara gidilen süreç yürütülüyordu. Sözleşmeli, kadrolu, süreli, kısmi, mevsimlik, geçici, fason, hizmetin satın alınması vs. gibi iş hukukunu ilgilendiren kavramlara da alışmaya çalıştığımız bir süreç yaşanıyordu. Hepsini bir arada düşündüğümüzde taşeronluk uygulamasının zaten var olduğu bir süreç içinde idik. Özelleştirmeler ile devletin veya kamunun hızla sektörden çekilmesi, kurumların özelleştirme adı altında satılması,
  • satılmayanların da alt yüklenici bir kuruma devredilmesi taşeronluk uygulamasına hız kazandıran bir süreçte, bir de sektörel olarak alt işverenler çoğalarak bugüne kadar geldiler. Temelde para ve kar dürtüsü ile hareket eden sistem içinde taşeronlar ne yazık ki ne seslerini tam olarak duyurabildiler ne de haklarına sahip çıkabildiler, zaten bunun şartları da yaratılmıştı. Şimdi, yasa tasarısının uygulanmasını daha doğrusu kanunlaşması neticesinde getirilecek yeni haklara umut diye sarılmışken göz ardı ettiğimiz ÖİB (Özel istihdam büroları) konusunun yaratacağı sıkıntıları bugün hiç düşünmüyoruz ve birinin diğerine alternatif olabileceği düşüncesini de göz ardı ediyoruz. Bir gece yarısı torba yasa ile yasalaşan bu konunun çoğumuz farkında bile değiliz. Ümidimiz elbette konunun bir an önce yasa ile çözümlenmesi veya hukuk temelinde ve insani değerlere layık bir iyileştirmenin süratle yapılmasıdır.

AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ Mİ? YOKSA SİYASİ GÖRÜŞ BİRLİĞİ Mİ?

Türk Hava Yollarında işe başladığımın ertesi günü Dış Hat Terminalindeki bir kapıdan insanların girmesini engellemek gibi hayati bir görev verilmişti bana. Elinde çantası ile denetime geldiğini sonradan öğrendiğim ( geliş nedenini yanlış anımsayabilirim )  IATA Müfettişinin ( O anda IATA’nın fonksiyonu hakkında da bilgim yoktu.)  kapıdan geçmesine engel olduktan bir iki saat sonra kendimi Kargo’da bulmuştum ve de kısa sayılamayacak bir süre Kargo’da manifesto yazmak gibi çok önemli bir işi    ( ? ) üstlendim. Sağ elimin orta parmağının sol tarafında kalem tutmaktan ötürü meydana gelen nasır’ı uzun seneler kargo hatırası olarak muhafaza etmiştim. Anlayacağınız kenarından köşesinden kargoculuğumuzda var.            O dönemde kargoda birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarımı saygı ve aramızdan ayrılmış olanları rahmetle anıyorum.

ÖZÜRLERİMLE DÜZELTİYORUM.

11 Mayıs haftasında Airporthaber’ de “ TAŞERON İŞÇİ İSTİHDAMI = EMEK HIRSIZLIĞI “ başlıklı bir yazı yazmıştım. Okuyucuların gönderdikleri notlardan konunun işlenişinde bir takım bilgi eksikliklerinin ve hataların mevcut olduğunu anladım. Bu yazımda kendi yazdıklarımı, arkadaşlardan birinin gönderdiği mail’ den faydalanarak düzelteceğim. Söz konusu yazımda Kargo ünitesi ile ilgili kelimeler aşağıdaki paragrafın içerisinde yer alıyordu. “Genel Müdürlüğün temizlik, odacı ve şoförlük hizmetleri ile Kargo’da mal hazırlama, genel temizlik gibi konuların şirkete maliyetini düşürme ve THY Teknik gibi kilit ünitelerde ise hem hizmet maliyetini aşağı çekme hem de sendikalaşmaya mani olmayı amaçlıyordu bu istihdam şekli. İşte böyle yayıldı ve serpildi taşeron uygulaması.” Bu beyanımda hayli eksiklik varmış. Kendi hatamı küçük göstermek için hayli eksiklik varmış diyorum. Aslında eksiklik çok fazla ve direk konu ile ilgili.  THY Kargo Taşeron çalışanlarına bu nedenle bir özür borçluyum ve kabul edilmesi istirhamı ile borcumu eda ediyorum.

BU SORUMLULUK TUM SİYASİLERİN.

Evet;  Türkiye’mizde Taşeron işçi istihdamı 1936’lı yıllarda başlamış. Dolayısı ile hükümet etmiş olan tüm siyasi partilerin bu çorbada bir fiske de olsa tuzu var. Yıllar geçtikçe çalışanların istismarının arttı ve son on yılda ise uygulama iyice yaygınlaşarak, serpildi.  2015 Şubat ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, " yaptığı bir konuşmada, taşeronlaşmayla ilgili bütün platformlarda açık bir şekilde konuştuğunu anımsatarak 1936 yılında başlayan taşeron istihdamı uygulamasının 2000'li yıllardan sonra daha fazla hızlandığını ve bu hususu defalarca ifade etmiş olduğunu söyledi. İşte konumuz ile ilgili en yetkili ağız ve ifadeleri.

BEYAZLAR VE ZENCİ KÖLELER /  21. YÜZ YIL İNSANINA VERİLEN CEZA.

Amerika’daki beyazlarla köle zencilerin hikâyelerini ve onlara ne tür cezalar verildiğini duymuşuzdur hepimiz.  Zenciler efendiyi dinlememeleri veya bir hata yapmaları halinde kırbaçlanırlardı. Taşeron uygulamaları ve çalışanlarının durumu da sanki bunun benzeri. Bir farkla ki, efendileri tek değil. Ünitede onlar dışındaki herkes efendi. Ve de bu günün cezaları daha acımasız. Hak aramanın işsiz ve aç kalmak yanında insanın çocuğunun istediği şeyi ona verememesi gibi kahredici ve küçültücü bir cezası daha var. Bunu kim göze alır ki? Galiba, Taşeron çalışanlarının sessiz kalıp, konuşmamaları ve de saygıdeğer efendiden her hangi bir talepte bulunmamaları en iyisi.

THY KARGODA YAPILANMA TAŞERONLUK SİSTEMİ ÜZERİNE BİNA EDİLMİŞ.

Kargo’ da taşeronluk statüsüne bağlı olarak yalnız işçi, temizlik ve güvenlik görevlileri çalışmıyor. Aldığım bilgiye göre THY KARGODA NEREDEYSE TÜM YAPILANMA TAŞERONLUK MÜESSESESİ ÜZERİNE KURULMUŞ VE ÖYLE ÇALIŞIYOR. Terminale gelen mallar kargonun sisteme kabulünden uçak altına götürülerek sevkine kadar bu taşeron personelin elinden geçiyor. Tabii ki aşağıda belirtilen kargo bölümlerinde THY kadrolu personelinin de bulunduğu bir gerçek.

KARGO EVRAK KABUL bölümünde ilk evrakların incelenip transfere uygun hale getirilmesini sağlayan bu birimde taşeron memur arkadaşlar hizmet veriyor.

EXPORT BİRİMİNDE dış hat ihracat seferlerinin kargo planlaması, karşı istasyonlara gönderilmek üzere iç dış manifesto düzenlenmesi ve verilmesi, gümrük beyanı ve uçağın hazırlık işlemlerini birebir yürütülmesi konularında sorumluluk alan çalışanlar da halde taşeron tarafından temin edilen personel. Bunların hukuken bu işleri yapmaya yetkili olup olmadıklarını bilemiyorum. Bu hususun değerlendirilmesinin Havalimanı Gümrük Baş Müdürlüğü tarafından yapılmasının gerekmez mi?

IMPORT BÖLÜMÜNDE: Dış hat seferleri ile ithalat formatında yurda gelen kargoların uçak altından terminale getirilmesinden tutunda alıcısına teslim edilene kadar tüm bu   süreçteki işçilik ve beyan işlemlerinin ikmal edildiği bu ünitede gümrüğe beyan verilmesi yine taşeron memurların mesuliyetinde. En ufak bir hata da sorumlu kişi tabii ki taşeronluk formatında görev yapan memurları olmaktadır.

APRON YÖNETİM MERKEZİ : Yurt Dışı seferleri ile  ihracatı planlanan kargonun uçak altına sevk ve idaresini yürüten birimdir. Uçak altında bulunan harekât memurları ile birebir irtibat kuran, yapılacak olan balansa işlenecek olmak üzere yüklenen kargo figürünü veren ve hacim veya ağırlık nedeniyle bahis konusu sefere yüklenememesinden ötürü havalimanında kalan kargoların bir sonraki seferle gönderilmesi için gerekli planlamayı yapar bu birim. Bu denli önemli görevleri ifa eden Apron Yönetim Merkezinde de taşeron firmasından temin edilen personel de hizmet veriyor.

REZERVASYON ÜNİTESİ:  Müşteri ile direk irtibat kurarak kargoların yolcu talebine uygun sefere kabulü, yer bulunamaması halinde müşteriye münhal olan yer durumuna göre hangi seferle gönderilebileceğine ilişkin bilginin sunumunu ve gerekli rezervasyon işlemlerini yapmakla görevli olan bu birimde de taşeron firmasından sağlanan personel de çalışıyor.

AWB BİRİMİ: Yüklenmiş olan kargoların uçağın kalkışı öncesi özelliklerini, saklanma koşulları ile palet bilgileri ve kap kilolarını varış istasyonlarına mesaj yolu ile ileten bu ünitede de THY kadroluları yanında taşeron firmadan sağlanan personel görev yapıyor.

Bu ünitelerin dışında; Tracing, Ordino, Özet beyan, Raporlama ve İdari İşler ünitelerinde de Taşeron firma kanalı ile istihdam edilen çalışanlar mevcut. Yukarıda belirttiğimiz tüm birimlerde taşeron firma tarafından sağlanan memur personel,  kadrolu THY görevlileri ile aynı mekânda aynı işi çok farklı imkân ve sosyal haklarla yapmaktadır.  THY Kargo’da normal mesai çalışanlarla birlikte 250 ila 300 arası taşeron şirket görevlisi bulunmaktadır. Bu çalışanların % 60’ı üniversite mezunu, % 30’u AÖF öğrencisi, % 5’i yüksel lisans öğrencisi, % 5’ inin ise lise mezunu olduğu bilgisi alınmıştır. Kadrolu personelin tahsil durumu ile Taşerondan sağlanan işçilerin eğitim seviyesinin karşılaştırılması halinde bu düzenin çarpıklığı daha net bir şekilde ortaya çıkıyor sanki.  Her ne kadar işveren temsilcileri “ HAYIR “ dese de ofis memurlarının “ YARDIMCI PERSONEL “ gibi lanse edilmelerine rağmen bilinen ve uygulamada görülen o dur ki bu personel  “ ASIL İŞLERDE “ çalıştırılmaktadırlar.

AYNI MASADA OTUR, AYNI İŞİ YAP

Evet; Taşeron şirket kanalı ile THY Kargo’da çalıştırılan personelin serzenişleri hayli fazla.  Aynı masada otur, aynı işi yap ve de üstelik senin tahsilin daha fazla olsun,  buna rağmen daha az kazan. Maaşlar arasındaki büyük fark bir tarafa,  fazla çalışmanın karşılığını da alma. Kurslara git, sözüm ona eğitim gör ama sertifikanı sana vermesinler. Sendikaya üye olabilir miyim diye sor ve “ İşten ayrılmak istiyorsan neden olmasın “ cevabını al. Her türlü psikolojik baskıya göğüs ger. Ve de “ Biz hepimiz kardeşiz, biz bir aileyiz masalını bile inanmış görünerek dinle.  2 nci sınıf insan muamelesini içine sindiremesen de, boynunu bük ve sessiz kal.  Ve de ülkedeki işsizlikten kaynaklanan korku ile ağzını açıp hakkını bile talep etmeye kork. Ve de bu şirkette iş barışı kelimesi de çok sık kullanılsın.  

BİRİLERİ BUNU ANLATSA YA.

BU ANLATIMDAN SONRA NEYİ ÖĞRENMEK İSTERİZ? THY KARGO’YA İSTİHDAM TEMİN EDEN TAŞERON FİRMA THY YÖNETİMİNDEN KİMİN HEMŞERİSİ VEYA YAKINIYDI? BU FİRMA ÇALIŞANLARI İÇİN TÜRK HAVA YOLLARINA KESTİĞİ AYLIK FATURA TUTARININ NE KADARINI ÇALIŞANLARA ÖDÜYOR? FİRMANIN THY’ DEN BU ŞEKİLDE SAĞLADIĞI AYLIK KAZANÇ NE KADAR? ESKİ TARİHLERDE ÖZEL SEKTÖR BENZERİ UYGULAMAYI YAPINCA, DEVLET HAVA MEYDANLARI İŞLETMESİ BU STATÜDE ÇALIŞTIRILACAK OLAN PERSONELE APRONA GİRİŞ MÜSAADESİ, VERMEYECEĞİNİ SÖYLEYEREK UYGULAMAYI NOKTALAMIŞTI. DHMI’NİN DEĞERLİ YÖNETİCİLERİ, YAZIDA BELİRTİLEN HİZMETLERİ KARGO TAŞERON PERSONELİNİN APRONA HİÇ ÇIKMADAN YAPMASI MÜMKÜN MÜ? BANA GÖRE DEĞİL. YÖNETMELİKLER, UYGULAMALAR AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİNE ( ?)  VEYA SİYASİ GÖRÜŞ BİRLİĞİNE ( ? ) GÖREMİ ŞEKİLLENDİRİLİYOR? HÜKMETE YAKIN OLAN TÜRK HAVA YOLLARINA NORMAL’İ UYGULAMAYA KORKTUNUZ MU?  DHMI AYNI TUTUMU SÜRDÜYSEYDİ BU SİSTEM ASGARİ SİVİL HAVACILIK SEKTÖRÜNDE BU KADAR GELİŞMEZ, YAYGINLAŞMAZDI. HAVALİMANI GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ THY KADROSUNDA BULUNMAYAN KİMSELERİN THY ADINA YAZIDA SIRALANAN BİR TAKIM İŞLERİ YAPAMAYACAĞINI VE RESMİ EVRAKLARI THY ADINA İMZALAYAMAYACAĞINI SÖYLESEYD ( RESMİ EVRAKLARA BAKINIZ TAŞERON ŞİRKETİ ÇALIŞANLARIN İMZALARINI GÖRECEKSİZ ) BU SİSTEM THY KARGO’DA HALİ İLE BU KADAR SERPİLMEZ Dİ  NE DERSİNİZ? HİÇ OLMAZ İSE BU KONUNUN VİCDANİ  ( ? ) SORUMLULUĞUNA VE ÇALIŞANLARIN EMEĞİNİN İSTİSMARINA ( İSTİSMAR KELİMESİ KİBARLIK ADINA KULLANILMAKTADIR ) ORTAK SAYILMAZMISINIZ?

BU SİSTEM TÜRKİYEMİZE YAKIŞMIYOR.

Kim kime neyi yakıştırır bilemiyorum. Kim ülkemize neyi yakıştırır onu ise hiç bilmiyorum. Bildiğim tek şey benim ülkeme Taşeron denilen bu köle çalıştırma benzeri düzeninin yakışmadığıdır. En azından ben yakıştıramıyorum.

EN ETKİN MÜCADELE KAMUOYU BASKISI YARATMAKLA OLUR.

İnşallah siyasiler sözlerinde durur ve konuyu ele alıp sonlandırırlar. Yine de kulağınızın arkasında dursun. Bu tür konular APH’ de yazıla yazıla düzelmez.  Taşeron statüsünde çalışanlara bir önerim var. Çok düzgün ve bir A-4 sayfayı geçmeyecek sıfır hata ve sıfır yanlış bilgi ile bir metin hazırlayıp Taşeron sistemini ve durumunuzu anlatın.  İmza atmayın ve bunun yerine    “ Taşeron statüsünde çalışanlar “ yazın. Ve de bu metni İngilizceye de tercüme ettirin. Seçimlerden makul bir süre sonra, hangi parti seçimi kazanırsa kazansın eğer vaat etmelerine ve programlarında deklare etmiş olmalarına rağmen halledeceklerine ilişkin olarak seçim öncesi  söz verdikleri bu konuya eğilmezlerse, bu metni, Mecliste grubu bulunan tüm partilerin liderlerine, Grup Başkan Vekillerine   ( isterseniz önce gelem milletvekillerine ), İlgili Bakanlığa, bünyesinde en fazla Taşeron işçi çalıştıran şirket bulunan sendikalara, tirajı 500.000 / gün ve üstü olan gazetelere, Dünya İşçi Sendikaları Federayonu (World Federation of Trade Unions – WFTU )’na, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ( ITUC )’ye ve de İnsan hakları kuruluşlarına gönderiniz. Bu tür işler uzun solukludur. Bir hareket sezinlenmemesi halinde 60 gün sonra gönderimin tekrarlanması gerekir. 3.ncü gönderimi takiben anlatımınızın dikkat çekeceğine inanmaktayım. Bu çok masraflı bir iş değil. Hazırlık aşamasını kendi içinizde yapıp maliyeti çok aza indirebilirsiniz. İyi seç100 çalışan tarafından ilmiş 150 adrese gönderilse    ( adres yazım etiketleme vb. dâhil ) tutarı yaklaşık 400 TL olur. Bu giderin bölüşülmesi halinde meblağ minimuma inecektir. İki ayda bir 5 TL’ yi aşmayacak bir gidere böyle bir konu için tabii ki katlanılır. En önemlisi bu tür çalışmalarda dikkate alınması şart olan çalışanın iş güvenliği ile ilgili hususların bulunmasıdır. Fikri yardım istenmesi halinde hazır olacağım tabiidir. ( Uydurma isim / ve adresle gönderilen mailler cevaplanmayacaktır )

ÇALIŞANLAR SİZİ NASIL HATIRLAYACAK?

Evet; daha fazla uzatmayalım konuyu. Kimin dikkate alacağını bilmemem ama yazımızı bir ikaz ile sonlandıralım. Şu anda argo deyimle “keman “ gibi gelir bazılarına. Tabii ki bu olgu yaşandıktan sonra daha iyi anlaşılır. Yani iş işten geçtikten sonra. Sn. Kargo Başkanı ve THY’ nın diğer Yöneticileri. Siz siz olun, haklarını isteyen çalışanlara “ İhtiyacınız var ki buradasınız. Biz kimseyi zorla tutmuyoruz” demeyin. Sizin ihtiyacınız yok mu? Sizler neden buradasınız? Başbakandan başka kimseden emir almam diyen Hamdi Bey bile gitti bu şirketten.  Bu gün veya yarın siz de gideceksiniz bir şekilde. Ayrıldıktan sonra, hele benim yaşıma gelince geçmişte çalıştığınız arkadaşlarınızın sizi sevmiş ve unutmamış olmaları ile avunabileceksiniz. Bu insanlar sizi neyinizle ve nasıl hatırlayacaklar dersiniz? 

AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ Mİ? YOKSA SİYASİ GÖRÜŞ BİRLİĞİ Mİ?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (32)

CS 1. ~ 2 yıl önce
Günümüzde çalışan ve üretici kesim olarak nitelendirdiğimiz işçi kesiminin (sınıfı) önündeki en büyük sorunlardan birisi olarak amacından uzaklaştığı özelleştirme politikaları ve buna bağlı olarak taşeronlaşmayı görmekteyiz. Sadece taşeronluk uygulamasına bakarak bu sorunun hükümet veya sermaye sahipleri ya da üretim araçlarını elinde bulunduran kesimlerin bu sorunun çözümü yolunda gayret ortaya koyup sorunun bütününe gözlerimizi kapatmamız anlamına gelir. Hal böyle olunca da asıl sorunun bu olmadığını zaten göremediğimiz gibi üretilen günlük çözümler veya popülist söylemler ile çok rahat kandırılmamızın da önü açılmış olur. O halde nereden başlamak lazım; bana kalırsa konu hakkında çözüm ararken daha öncesi de var muhakkak, dünya küresel krizlerine bakmak, bunun yarattığı üretim ilişkilerindeki değişikliklere ve kapitalistler arasındaki daha net olarak dünya kapitalizminin rekabet koşullarını anlamamız gerekir. Eminim ki birçok kişi bizi o kadarı ilgilendirmiyor,

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP CS. ~ 2 yıl önce
YORUMUNUZ VE BİLGİLENDİRMENİZ İÇİN TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM. BİZ TÜRKİYE'DE KENDİ SIKINTILARIMIZI YAŞARKEN DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ KAYNAK TÜKETİMİNİ DEĞERLENDİRMEDİĞİMİZ VE KÜRESEL KRİZLERİN TEMELİNDE BU TÜKENİŞİN YATTIĞINI DÜŞÜNMEDİĞİMİZ BİR GERÇEK.BEN NE HİKMET İSE BU KEZ TAŞERON MÜESSESESİNİN BİR ŞEKİLDE SONLANDIRILACAĞI NA İNANIYORUM. TEKRAR TEŞEKKÜRLER EDİYORUM.
CS 2. ~ 2 yıl önce
sonuç olarak çalıştığımız sektörde aldığımız para ilgilendirir diye düşünebilirler. Ama bu taraftan bakmazsanız da, yani olayın sorununa inmeden günlük politikalarla soruna çare olacağın arkasına takılırsanız kaybedersiniz. Bu bir gerçektir. Ekonomideki kural kıt kaynakların kullanılması ve sonuçlarıdır. Yani hiç kimse pembe tablolar arkasında çözüm aramasın veya kendini aldatmasın, dünya ekonomisi kaynaklarını hızla tüketmektedir, küresel krizin asıl nedeni budur. Her krizin de yeni bir paylaşım savaşı ile atlatılmaya çalışıldığı ve dünyanın da yeniden şekillendiği düşünülürse 1980 lere kadar süren o parlayan dönem sona erdi, ülkemizde 1980 lere gelindiğinde ve sonrasında değişen ekonomik dengeleri görüyoruz, ithal ikameci ekonomik politikalar sona erdirilerek sanayileşme ve ihracata yönelik politikaların önü açıldı. Çarpık da olsa sanayileşme ve küresel olarak rekabet şartlarını acımasızlığı sermaye sahiplerinin önüne asıl mesele olarak işgücü maliyetlerini getirdi, önceki dönemde

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CS 3. ~ 2 yıl önce
bu sorun olmadığı için insanlar yeni bir oluşum ile karşı karşıya kaldılar. Bunun yansımalarını görmek için oldukça uzun bir zaman geçmesi gerekiyordu yani halka yansıyan şekli ile ne olduğunun anlaşabilmesi açısından, en büyük eksiğimiz de bu idi. Liberalizm ve serbest rekabetçi düzen, işte bununla birlikte 80lerin 2. yarısından sonra karşımıza ilk özelleştirmeler ve taşeronluk uygulamaları çıkıyor, beraberinde gelen sendikasızlaştırma hareketleri ile ücret politikalarında dünya bankası ve imf politikaları doğrultusunda kısıtlamalara gidilen süreç yürütülüyordu. Sözleşmeli, kadrolu, süreli, kısmi, mevsimlik, geçici, fason, hizmetin satın alınması vs. gibi iş hukukunu ilgilendiren kavramlara da alışmaya çalıştığımız bir süreç yaşanıyordu. Hepsini bir arada düşündüğümüzde taşeronluk uygulamasının zaten var olduğu bir süreç içinde idik. Özelleştirmeler ile devletin veya kamunun hızla sektörden çekilmesi, kurumların özelleştirme adı altında satılması,

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CS 4. ~ 2 yıl önce
satılmayanların da alt yüklenici bir kuruma devredilmesi taşeronluk uygulamasına hız kazandıran bir süreçte, bir de sektörel olarak alt işverenler çoğalarak bugüne kadar geldiler. Temelde para ve kar dürtüsü ile hareket eden sistem içinde taşeronlar ne yazık ki ne seslerini tam olarak duyurabildiler ne de haklarına sahip çıkabildiler, zaten bunun şartları da yaratılmıştı. Şimdi, yasa tasarısının uygulanmasını daha doğrusu kanunlaşması neticesinde getirilecek yeni haklara umut diye sarılmışken göz ardı ettiğimiz ÖİB (Özel istihdam büroları) konusunun yaratacağı sıkıntıları bugün hiç düşünmüyoruz ve birinin diğerine alternatif olabileceği düşüncesini de göz ardı ediyoruz. Bir gece yarısı torba yasa ile yasalaşan bu konunun çoğumuz farkında bile değiliz. Ümidimiz elbette konunun bir an önce yasa ile çözümlenmesi veya hukuk temelinde ve insani değerlere layık bir iyileştirmenin süratle yapılmasıdır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000