09 Ocak 2012, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Sayın Sefa İNAN, Amerikada New Jersey de kurulu havayolu ve eğitim işi için AIRPORTHABER de reklam vermek istiyoruz. a- Reklam verme Şartları b- Ücreti, c- Reklam süresi, d- Yazılı ve görsel şartlarınızın içeriğini acele öğrenmek istiyoruz. Ayrıca'da, anlaşma durumunda Bizim company ın Airporthaber sürekli reklam departmanımız olmasını diler, ilgilerinizi ve cevabınızı bekleriz. Ömer Lütfi ÇAMSOY GSM +1856 200 5395
  • Uretmek konusunda bence sorun yok ama mesele ondan ziyade para kazanma hirsi oncelik bu degilde guvenlik ve memnuniyet olsa daha iyi olcak ole olursa para zaten kendilginden gelecektir
  • kimse kimsenin şirketlerin zor durumda olmasından mutlu olmasın bu ayıptır. herkes çıkar yol bulmaya ve en önemlisi üretmeye çalışsın en onemlısı bu dışa bağımlılık ıyı değil.
  • Havacılıkta ilkleri yaşıyoruz...ve yaşayacağız...eski abilerimiz torunlarını bıraktı; yurtdışında işe başladılar...şimdi ise TEKNİSYEN KLONLAMA ile sayısal destek bulunmaya çalışılıyor...

“MIŞ” LAR “MUŞ” LAR VE ONUR AIR GERÇEĞİ…

Son zamanlarda, gelecek ile ilgili her türlü değerlendirmenin sonuna, genellikle mış,miş ekleyerek “hayal satma” dönemi başladı. Bu, sadece havacılığımızda değil, ülkenin her türlü durum değerlendirmesi anlatımında egemen. Kısaca, yaşadığımız günlerin sorunlarını değil, geleceği konuşuyoruz artık. Örneğin; geçen dönemde 1TL=1USD olacak beklentisi varken, bugün neredeyse müdahale olmasa, 1USD= 2 TL olacak.

Ekonomi; “miş” ler le “muş” larla “teğet” lerle “dantel” lerle yönetilecek bilim değildir. Gerçek, ayağına demir bağlayıp, denizin dibine yollasanız da, bir gün mutlaka suyun yüzüne çıkacaktır. Bu günlerde moda sözcük olan “hayal satmak” havacılığımıza da egemen oldu. En büyük hayal tüccarımız THY, her geçen gün eksikliklerine, aksaklıklarına bakmadan desteksiz ce atıp, tutarak, 2015’de 2023’deki hayali hedeflerini, yanlı basının desteği ile kamuoyuna sürekli pompalıyor...

Bu desteksiz atışlara (bağımsız ve özerk!)üniversitelerimizin bazıları da katılarak, altyapısız birçok öğrenciyi, boş hayallerle donatarak sektöre sürüyor.
Sektördeki sendika ve tüm mesleki dernekler, öğrenci birlikleri, gelecekteki kendileri ve meslekleri ile ilgili tehlikeyi görüyorlar ama genelde sessiz kalmayı tercih ediyor ve kendi aralarında verip, veriştiriyorlar.

Kamuoyunda bu iddialı görüşler; “yapacaklarmış”, “olacakmış”, “kazanacaklarmış”,” çözeceklermiş” lerle anlatılıyor ve elbirliği ile; bugün değil, gelecek konuşuluyor. “Geçmiş geleceğin aynasıdır” sözcüğüne tam ters bir tutum içerisindeyiz.

Kısaca; dere görülmeden paçalar sıvanıyor, kamuoyuna ve sektöre ümit pompalanması sürdürülüyor. Medya ise; belirli güçlerle ters düşmeyelim” diyerek, bu, geleceğe yönelik boş umut pompalanmasını araştırmadan, alt yapısının olup olmadığını sorgulamadan, muhalif görüşlere yer vermeksizin ne söylenirse onu halka yanlı olarak pompalamaya devam ediyor.

Oysa devletin en önemli kurumlarından olan DDK (Devlet Denetleme Kurulu) DPT( Devlet Planlama Teşkilatı)’nin raporlarını incelediğinizde, asıl gerçek verilerin, bizlere pompalanan adeta umut tacirliği içeren beyanlarla çelişki içinde olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

DDK ve DPT raporları sivil havacılığımızdaki gelişmelerden kuşku duyarken ve birçok konuda bugünü ve gelecekteki tehlikelerden söz ediyor ve ilgilileri uyarıyor. Bu uyarılara rağmen bazıları bunu okumadan veya önemsemeden dolu dizgin meçhule uçuyorlar.

08.06.2011 tarihli DDK raporu sayfa 221’de; havayolu şirketleri arasında ayrıcalıklar yapıldığı THY’nin ve Atlas Jet in nasıl kayrıldığı resmen belirtilmiş.


THY slot ve ikili anlaşmalar ayrıcalığını yaşarken, Atlas Jet’in İran-Irak ve Suudi Arabistan seferlerinde özel haklar elde ettiği belirtilmiş. Bunları ben demiyorum, DDK diyor.

Medya’mız bunları değil, reklam veya kişisel avantajlar sağlayacak haberlere yöneliyor. Benim gibi Don Kişot’lar da boşuna yazıp çiziyor. :)


Bu nedenlerle, bedava bilet de alamıyor, aldığımız bileti business class’a çevirtemiyor, medyamızın meşhur havacılık yazarlarının davet edildikleri hat açılımlarında bulunamıyorum:)

Kısaca yazdıklarımın bedelini zevkle ödüyorum…

Ben yine de, sektörümüzün 2012 tahminini yapmak yerine; “Görünen köy kılavuz istemez “ atasözümüzün dediği gibi,, bugünden yarına bir bakıp hayal değil, gerçekleri dile getireyim. İçinde yaşadığımız kriz ortamında, sadece biz değil tüm dünyadaki havayolları etkilendiğinden, artık havayolu mu, uçak kiralama şirketi mi belli olmayan bazı kuruluşlar, bilhassa kış aylarında uçaklarını pazarlayacak yer bulamayacaklar. Birçok ülke havayolunun (Air France dahil) uçaklarını kiralamaya çalıştığı bir ortamda, rekabetin geldiği koşulları düşünürsek bizimkilerin ne kadar zorlanacağını tahmin etmek hiç zor görünmüyor.

TL’nin değer kaybının, iç hat ve yine €/$ paritesinin de dış hat uçuşlarında sektörün başını epeyce ağrıtacağı bilinen bir gerçek. Bir de buna, yakıt fiyatını eklersek, devamında ne söylenebileceğini takdirlerinize sunuyorum.

Tabii ki; Hamdi Topçu’nun Harran ovasındaki Hint fıstığı tarlaları imdadımıza yetişmezse:)

ONUR AIR


Geçen hafta, sürpriz bir şekilde; 16 senelik genel müdürlük görevinden sürpriz bir şekilde ayrılan Sahabettin Bolukcu ile ilgili değişik değerlendirmeler yapıldı.

Bilirsiniz bu tür spekülasyon içeren haberleri ve nedenlerini, siz okurlarıma, belgesiz ve doyurucu olmayan varsayımlar eşliğinde sunmam.

Şimdi bu istifayı mantık ölçülerinde birlikte değerlendirelim.

Sahabettin Bolukcu, sivil havacılığımızın en büyük özel havayolu şirketi olan ve zarar etmesi mümkün olmayan (10 büyük gövdeli uçağı senelerce Arabistan’da bulunuyor) ONUR AIR’in ortağı, yönetim kurulu başkan yardımcısı ve 16 senelik genel müdürü olup, aynı zamanda Accountable Manager görevini yürütmekteydi.

TOSHİD’de 16 senedir yönetimde olup, birçok kez başkan yardımcılığı ve başkanlık yapmıştır ve ayrıca TOBB’nin havacılık meclis başkanıdır. Nereden baksanız deneyimli bir işletmeci…

“Yoruldum“ diyerek istifa ediyor. Yaşı 63’e gelmiş ve cep telefonu 24 saat açık… Arayan herkese anında yanıt veren biri olan Sahabettin Bey’in ONUR Havayollarından ayrıldığı falan yok. Hala ONUR AIR yönetim kurulu başkan yardımcısı. Yani, yine yönetimde çok etkin bir pozisyonda görevini sürdürüyor.

Medyada yer alan habere göre; Onur Air’in bir A-330 uçağının Fransa’da yapılan SAFA denetiminde kusurlar bulunduğu için Sahabettin beyin istifaya zorlandığı şeklindeydi. Bu fikir bana anında çok saçma geldi.

Az çok havacılığı bilen, SAFA ve SANA denetimlerinin neler içerdiğini ve görülen yanlışların şirketi nasıl etkilediğine ve verilen cezalara defalarca şahit olan biri olarak Sahabettin beyi görevinden istifa ettirecek düzeyde bir yanlış ne olabilir diye düşündüm.

SAFA denetiminde bir uçağın eksikliği varsa, neden Genel Müdür’ün (Accountabla Manager) Form 4’ü tehlikeye girsin ki? Bu tür bir hatada, eğer gerekiyorsa, silsile yoluyla alınacak dolu Form 4 varken, neden genel müdürünki alınsın? Bir türlü kafama yatmadı.

Fransa’da yaşanan ve Genel müdür bu yüzden görevden el çektirildi denilen Onur Air in A-330 unun 5 gün ground edilmesine neden olan olay neydi?

Gelin birlikte değerlendirelim.

Onur Air’in A-330’u Paris’te bir motorunun thrust reverser’ i de-active edilip uçuruluyordu. Bu normal bir durum. Uçakların bu tür arızalarla uçabilirlik koşulları MEL (Minimum Equipment List )’lerde bellidir. Fransızların en bilgili denetimcilerinden (teknisyen kökenli) biri, Türk Hava Yolları ve diğer şirketleri tarafından çok iyi tanınan ve kendine “Cıvata kafa” lakabı konan ermeni asıllı bir Fransız vatandaşı olduğunu sektörde çalışan arkadaşlarımdan duydum.

Adeta SAFA larda tüm şirketlere kan kusturuyormuş. (Ülkemizde özlediğimiz İdeal bir denetçi yapısı)

Bu denetci; Onur Air’in uçağına SAFA denetimi uygularken, eski bir uçak teknisyeni olmanın verdiği bilgi ve deneyimle tek motordaki deactive koşullarına bakıyor ve yapılan işlemin doğru, ancak reverser’in kepçesinin de sökük olması gerektiğini söylüyor.

Bu tür bir deactive uygulamasının sağlıklı olmadığını savunarak, önce uçağın seferine engel oluyor ve sonra uçağa, adeta C bakım yapar gibi, elindeki denetim formlarında bile olmayan detaylara girerek 20 tane daha ekstra item yazarak Onur Air’in uçağını 5 gün Fransa’da tutuyor.

Düşündüm de, fabrikadan sıfır uçak almak için gittiğimiz yerlerde, fabrika eksikliği var mı diye kontrol ederken; 15-20 arası eksikliği rapor eder, bunların yapılmasını, yoksa uçağı almayacağımızı, teslim aşamasında söylerdik. Yani, fabrika çıkışlı, sıfır bir uçağa beni sokun, size en az 10 tane eksiklik bulabilirim.

Ancak bunların çoğu minör item dediğimiz ufak, tefek eksiklikler olur.

“Civata kafa” lakaplı Fransız denetçisi, thrust reverse’ nin deactive koşullarında ilgili kepçenin sökük olması gerektiği konusunda haklıdır. Ancak bu haklılık; uçağı orada 5 gün süreyle tutmayı gerektirmez. Denetcinin dediği yapılır ve uçak sefere verilir. Ancak bu denetci bu eksiklikle yetinmiyor ve uçağı adeta C bakım yapar gibi incelemeye alıyor. Sonuçta yukarıda yazdığım gibi önemlimi önemsizmi yani minör item mi yoksa majör itemli olduğunu bilemiyeceğim 20 tane daha item yazarak uçağı 5 gün orada tutuyor.

Yazılan item lerin neler ihtiva ettiğini tutanağı görmediğimden değerlendiremiyorum. Tahminim biraz abartılı olarak minör item olacak bulguları majör kapsamında değerlendirmiş olabilirde... Bunu bilemiyorum. 

Kısaca; SAFA denetimleri neticesinde ONUR AIR in bir eksikliği varsa bunun bedelini Cidde-Paris seferinde o uçağın reverse arızasında deactive sini yapan ve bunu deftere deactive yapılmıştır diye yazıp MEL yetkisi ile sefere veren yetkili teknisyen ödemelidir.  

Bu teknisyene kitapta yazılı olan deactive koşullarını yerine getirmeden (kepçeyi sökmeden) sefere ver emrini Genel müdür veremez.( Ayrıca Sahabettin bey bu işten de anlamaz ve zaten anlaması da beklenemez)) Bu gerçeğin yanı sıra zaman darlığından, sefer sıklığından kaynaklandığını düşündüğüm kitaba göre eksik de-active olayı uçağın uçuş emniyetini falanda aslında sarsmaz. Uçak emniyetli olarak uçuşa devam edebilir ama denetçi olayı bu boyutuyla değil kitabi boyut ve kurallara uygunluk açısından değerlendirip uçağı tutmuştur. Kısaca deactive konusunda haklıdır. 

Bu eksiklikte değil genel müdürün form 4 ünü almak bir başka birimin başındakinin de Form 4 ünü bile alamazsın.


Olayda suç değil eksiklik vardır ve en fazla deactive işini yapan yetkili teknisyeni sorgularsın. O kadar… Çünkü yetkili uçak teknisyenine kimse kendi yetki ve sorumluluğunda olan ve imzasını attığı bir uygulaması için EMİR falan vermez ve veremez de…

Burada yanlış olan; Bu olayla, genel müdürün istifasının birleştirilmesinde ki değerlendirmedir. Diğer şirketlerimizinde SAFA larda eksiklikleri çıkıyor ama Genel müdürleri değişmiyor.

Ayrıca; Danimarka medyasında Türk pilotlara yönelik suçlamalarda; Vatan-Millet-Silistre örneği “Vay efendim bunlar Türk düşmanı-Bunlar satılmış kişiler-THY’nin önlenemez yükselişini(!) kıskanıyorlar ve THY’yi baltalamaya çalışıyorlar” diyen medyamız, bu ermeni asıllı Fransız denetçinin, bir uçağımızın de-active olayını nedeniyle uçağı 5 gün yerde tutup sefer yaptırtmamasına neden aynı tarzla cevap vermedi? İlginç...

Bence Danimarka medyasındaki THY’nin eksikliklerinde haklılık yönü olduğu gibi, Fransız ermeni asıllı cıvata kafa lakaplı denetci de kurala uygun olmayan de-active olayındaki aldığı tutumda haklıdır.  Bu suçlamalardan veya yaptığımız yanlış uygulamalardan “Acaba” diyerek ders alacağımıza hemen milliyetçi duygular eşliğinde değerlendirip saldırmak ne kadar doğrudur.

Onur Air olayında yanlış olan, SAFA denetim neticesini Genel müdür makamı ile bağdaştırmaktır. 

NOT/ EN GÜVENLİ HAVAYOLU ŞİRKETLERİ (Tıklayın)

“MIŞ” LAR “MUŞ” LAR VE ONUR AIR GERÇEĞİ…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (43)

Misafir ~ 5 yıl önce
Sayın Sefa İNAN, Amerikada New Jersey de kurulu havayolu ve eğitim işi için AIRPORTHABER de reklam vermek istiyoruz. a- Reklam verme Şartları b- Ücreti, c- Reklam süresi, d- Yazılı ve görsel şartlarınızın içeriğini acele öğrenmek istiyoruz. Ayrıca'da, anlaşma durumunda Bizim company ın Airporthaber sürekli reklam departmanımız olmasını diler, ilgilerinizi ve cevabınızı bekleriz. Ömer Lütfi ÇAMSOY GSM +1856 200 5395

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Uretmek konusunda bence sorun yok ama mesele ondan ziyade para kazanma hirsi oncelik bu degilde guvenlik ve memnuniyet olsa daha iyi olcak ole olursa para zaten kendilginden gelecektir

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
kimse kimsenin şirketlerin zor durumda olmasından mutlu olmasın bu ayıptır. herkes çıkar yol bulmaya ve en önemlisi üretmeye çalışsın en onemlısı bu dışa bağımlılık ıyı değil.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Havacılıkta ilkleri yaşıyoruz...ve yaşayacağız...eski abilerimiz torunlarını bıraktı; yurtdışında işe başladılar...şimdi ise TEKNİSYEN KLONLAMA ile sayısal destek bulunmaya çalışılıyor...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000