02 Aralık 2013, Pazartesi
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com
  • Bu beyi ciddiye almayalım lütfen
  • hoş geldiniz.
  • Özlettiniz kendinizi Tevfik Bey.
  • Güzel yazı bende katılıyorum

5 REKABET

Gündemin sıcak konusu Lufthansa’nın THY ile uçan yolcularına yönelik mil kısıtlaması.

Alman ve Türk gazetelerindeki haberler iki şirket arasında gizli bir savaşın başladığı yorumlarını içeriyor. Fatih Altaylı da köşesinde THY’nin Lufthansa’dan kazık yediğini yazmış. Bir ara gözüme “Gezi olaylarını da organize eden Almanya THY’nin büyümesinden rahatsız” yorumları bile ilişti. Ticari gizli bilgiler açıklanmadığı ve muhtemelen de açıklanmayacağından her türlü spekülasyonu yapmak mümkün (mantıklı olmak kaydıyla! Olan biteni gezi parkına bağlayan paranoid tuhaflığı saymıyorum).

Şüphesiz THY ile Lufthansa geçmişten bu yana örnek bir işbirliğinin iki tarafı. THY Almanya’da oldukça güçlü. Lufthansa da Sunexpress ortağı olarak Türkiye havacılık pazarının içerisinde. Sivil havacılıkta neredeyse iç içe geçmişiz; ancak bu iki şirket arasında rekabet olmayacağı anlamına gelmez.

Zira rakip, “sizinle aynı pazarda yarışan benzer şirketler” değildir.

 “Porter’ın beşlisi” olarak da anılan, Michael Porter’ın 1979 yılında Harvard Business School’da geliştirip literatüre kattığı “5 güç analizi” beş adet rekabetten bahseder. Porter’a göre esas rakiplerinizin yanında “tedarikçinin pazarlık gücü”, “müşterinin pazarlık gücü”, “ikame hizmetler” ve “olası rakipler” olmak üzere 4 rakip daha vardır.

THY için yer işletme şirketleri bir rakiptir, zira pazarlık gücü yüksektir. Türkiye’de pek çok meydanda neredeyse sadece bir adet yer işletme hizmetleri veren şirket bulunuyor. Havayolu işletmelerinin ilgili meydanlarda orada bulunan tek şirketten hizmet almamak gibi bir şansı var mıdır? Yoktur. O halde o işletme bir rakiptir ve pazarlık gücü yüksektir (bu yüzden THY’nin TGS’yi kurmasını bu rekabeti azaltmak için başarılı bir hamle sayabiliriz). Öte yandan pazarlık gücü yüksek bir müşteri de önemli bir rakiptir. THY için böyle bir tehditten bahsedemiyor olabiliriz belki, ama THY pek çok küçük işletme için pazarlık gücü oldukça yüksek bir müşteridir. Sadece THY’ye iş yaparak yaşamını sürdüren işletmeler bile olabilir. Bu tip ilişkilerde müşterinin pazarlık gücü o kadar yüksektir ki, “fiyat sormaz, fiyat belirler”. Ya ikame hizmetler? Otobüs işletmeleri, hızlı tren vb. taşımacılık hizmetleri sağlayan ancak havacılık sektöründe yer almayan işletmeler bir havayolu şirketi için rakip değil midir? Elbette onlar da rakiptir. Örneğin İstanbul-Ankara arasında faaliyet gösterecek hızlı tren bu hattaki yolcuların sayısında kesin bir düşüşe neden olacaktır. Öte yandan olası rakipler… Pazara girip, pastadan pay alma olasılığı bulunan tüm olası girişimciler birer rakiptir.

Peki herhangi bir rakibinizin, “ticari kurallar” içerisinde olmak üzere sizinle rekabet etmesi kazık olarak nitelendirilebilir mi?

Hayır! Nasıl ki Ulaştırma Bakanlığı hızlı tren projesini gerçekleştirerek THY’ye kazık atmamışsa, nasıl ki bir yer işletme şirketi yıl başında zam yaparak THY’ye kazık atmamışsa, nasıl ki THY daha kaliteli olduğu için bir A malının tedarikçisini değiştirdiğinde ya da onu daha ucuz almak için pazarlığa oturduğunda o tedarikçiye kazık atmamış olacaksa Lufthansa da THY’ye kazık atmamıştır.

Benzer şekilde THY de Lufthansa’nın hamlesinin nedeni olduğu iddia edilen, Almanya-Türkiye sefer sayılarındaki artış ile Lufthansa’ya kazık atmamıştır…

İki işletme arasında bu sefer sayılarının niceliği ile ilgili bir anlaşma, sözleşme olmadıkça kimse bu konuda THY’yi suçlayamaz.

ANCAAAAAK…

Burada koca bir paranteze ihtiyaç var: Gelen bilgilere göre Lufthansa bu kararı tek başına ve müzakere etmeden almış. Bunun ticari etiğe, iki şirket arasındaki köklü dostluğa ve örnek işbirliğine uygun olduğu söylenemez.

Yine de şirketleri birer insanmış gibi algılamak yaygınlıkla karşılaşabileceğimiz bir eğilimdir. Oysa Lufthansa ve THY gibi borsaya kote olan işletmeler, birer “anonim şirket” olarak şahıslardan, şahıs işletmelerinden, sınırlı ortaklıklardan hem farklıdırlar hem de yatırdıkları sermaye karşılığında rant bekleyen ve neredeyse sayısı belli olmayan yatırımcıların oluşturduğu yapılardır. Bu yüzden bu yatırımcılardan oluşan bir genel kurulun tayin ettiği yönetim kurulu tarafından yönetilirler. Yönetim kurulları yatırımcılar adına karar alır. Bu kararların tek bir amacı vardır: Kârlılığı arttırmak…

Bu amaç elde edilmezse Lufthansa’ya da THY’ye de yatırımcısı hesap soracaktır.

Uzun veya kısa dönemde, karlılığı arttırmak, pazar payını korumak vb. sebeplerle işletmeler bazen rakipleriyle, bazen de ortaklarıyla karşılıklı hamlelere başvurabilirler.

Ancak ben uzun vadede işbirliğinin yeniden tesis edileceğine inanıyorum.

5 REKABET

Facebook Yorum

Yorumlar

Fatih Altaylı ~ 3 yıl önce
Bu beyi ciddiye almayalım lütfen

Yanıtla

Kalan karakter 1000
tyler ~ 3 yıl önce
hoş geldiniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Volvo ~ 3 yıl önce
Özlettiniz kendinizi Tevfik Bey.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Güzel ~ 3 yıl önce
Güzel yazı bende katılıyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000