04 Ekim 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

2023’e doğru tren ve uçak entegrasyonu

Ulaşım sistemleri için ülkenin can damarları tanımı yapılır. Bu tanım aslında çok önemli bir gerçeği ifade etmektedir. Vücudun farklı damarları farklı fonksiyonları üslenerek birbirine bağlı olarak çalışırlar. Hava yolları, kara yolları, deniz yolları, yer altı ve yer üstü raylı taşımacılığın (tren-tramvay-metro) da bütünleşik ve optimize edilerek birlikte çalıştırılması gerekir. Ulaşım sistemleri birbirinin rakibi değildir. Ne uçak trenin, ne de otobüs uçağın alternatifidir.  

Şehircilik bilimi disiplinler arası yaklaşımla bu koordinasyonu ve organizasyonunu sağlar. Nitekim Cumhuriyetimizin 100. yılı için ulaşım atağına başlandı. Geleceğin Türkiye’sinin kara yolları, deniz yolları, demir yolları yeniden şekillendiriliyor. Otoyolların bütün Türkiye’yi dolaşacağını, Türkiye’nin yatay ve dikey eksende otobanla geçileceğini, demiryolu hatlarının iki katına çıkartılacağını öğreniyoruz. Raylı taşımacılığın hayatımızın bir parçası olacağı müjdeleniyor. Demiryollarının payının 2023’lerde Avrupa ölçülerine getirileceği ve var olan altyapının 2,5 misli büyümesi planlanıyor. Marmaray 2013’e kadar tamamlanıyor, böylece Gebze ve Halkalı 1,5 saatte birbirine bağlanmış olacak.

Deniz yolları da yapılanıyor; "Marmara ve Ege’de kruvazör turistik gemilerin sayısı artıyor, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de de kruvazör ve yat turizminde artış hedefleniyor. Trabzon ve Hatay büyük turist gemilerinin yeni durağı olarak düşünülüyor. Bunun için marina sayısının 13 yılda 45’den 100’e çıkartılması hedefleniyor.

2023’e kendi uçağını yapma hedefi de havayolları için belirleniyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye’nin 2023 hedefinde orta gövdeli uçakları yapabilecek hale geleceğini açıklıyor. İstanbul’un 3.havalimanı için yer aranıyor. THY kim ne derse desin önemli bir marka. Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları mimarisi ve işletmesiyle örnek gösteriliyor. Esenboğa, Antalya, Adnan Menderes havalimanları da onlardan geri kalmıyor.

Ulaşım altyapısındaki atılımlar gözle görülür şekilde planlı ve programlı olarak yürütülüyor. Geçen hafta değindiğimiz gibi; altyapı sözcüğü geniş kapsamlı bir kapsama işaret etmektedir. Sadece hedef koymak yetmiyor; bunun yanında planlamak, yapmak, yönetmek ve işletmek için eleman yetiştirmek de gerekiyor. Alet, araç, gereç ve donanımın tam olması gerekiyor… Eğitim konusu büyük bir önem arz etmektedir. Nitelikli personel istihdamına özen gösterilmeli ve tüm çalışanlar “sürekli eğitim” süreci içinde tutulmalıdır. Bir diğer önemli konu ise ulaşım sistemlerinin birbirine bağlanmasıdır.

Karayolu taşımacılığı dünyada hala en yaygın ulaşım modudur. Bütün havalimanları, limanlar, tren garları karayolu ile şehir merkezine bağlanmaktadır. Karayolu ulaşım arterlerinin çevresi ise hızla gelişmekte, trafik yoğunluğu gün geçtikçe artmaktadır. Ulaşımda, demiryolu, 200 km içindeki mesafelerde daha etkin bir yolcu taşıma aracı olarak görülmektedir. Birbiri ile bağlantılı taşımacılıkta da havaalanlarının karayolu bağlantılarına alternatif olarak demiryolu ile entegre edilmesi kastedilmektedir.

Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya kentlerimize baktığımızda entegrasyon konusunda farklı durumlar karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin; Ankara için Hızlı Tren Garının çok modern bir anlayışla tasarlandığını basından öğrendik. Ankara-İstanbul hızlı tren hattının ilk istasyonu olacak bu komplekste; Avrupa’da sıkça rastlanan 5 yıldızlı otel, alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro ve sergi salonları, sosyal tesisler ile lüks lokanta ve restoranlar bulunacak. Yeni garın günde 50 bin kişiyi ağırlaması bekleniyor. Bu çok önemli bir gelişme. Havalimanları garları ve iskeleleri örnek alarak gelişirken, iskele ve garlar geleneksel durumlarını korumuşlardı. Şimdi de özellikle raylı taşımacılık kendini bu anlamda da yeniliyor. Ancak; uçağa gidecek ya da uçakla gelen yolcuların tren ulaşımları ciddi bir zorluk yaratmaktadır. 90’lı yılların ortalarına kadar yolcular zahmetsizce gar önünden servise biner ve Esenboğa Havaalanına giderlerdi.
Ulaştırma Bakanlığı'nın taşınmasıyla birlikte THY'e ait irtibat bürosu kapatıldı ve Havaş Servislerinin güzergahı değiştirildi. Ankara garına uzak bir noktaya 19 Mayıs Stadyumu yakınına konumlandı. Bu uygulama Esenboğa'ya gidecek tren yolcularını ellerinde bagajlarıyla çok uzun bir mesafe yürümek veya taksi ile Havaş’ın servis noktalarına gitmek zorunda bıraktı. Değişiklikten en çok TCDD zararlı çıktı. Oysa AŞTİ’de (otogar) Havaş için otobüs terminallerinde yer verilerek otobüs yolcularının Esenboğa'ya rahatça ulaşabilmeleri sağlandı. Diğer kentlerden gelip Esenboğa'ya gidecek yolcular tren yerine otobüsü tercih etmeye başladılar. Oysa, TCDD’nin Hızlı Tren İşletmeciliği'ne başlaması ile tren-uçak-metro-tren bağlantısı bir ihtiyaç haline geldi. Hızlı trenin amacı da yolcuların zaman kısıtını dikkate almak ve nereye ne zaman ulaşabileceğini bilmektir. Özelliklede Afyon, Eskişehir, Kütahya gibi illerde yurtiçi ve yurtdışı bağlantısı olan havalimanları bulunmadığından büyük çoğunlukla Ankara Esenboğa Havalimanı bağlantı noktası olmaktadır. Bilindiği üzere bu kentlerde yaşayanlar artık, Ankara yolculuklarında büyük oranda Yüksek Hızlı Treni (YHT) tercih etmektedir. Bu durumda YHT ile Ankara'ya gelen ve Esenboğa'ya gidecek yolculara kolaylık sağlaması amacıyla Havaalanı bağlantısının yeniden dikkate alınması çözümü basit bir problem olarak beklemektedir!

İstanbul Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanlarının da karayolu bağımlılığı dikkat çekici bir görünümdedir. Tasarımcılar kendilerini yolcunun yerine koyarak çözüm getirmelidirler. Bunun için de kurulacak ekibin içine sık uçan yolcular da katılmalıdır. Aksi halde sürekli olarak karayollarını yükleyen çözümler üretilmektedir. Yolculuğu kesintisiz kılmakta Pegasus Hava Yolları çok iyi bir örnektir. Sabiha Gökçen’e inerken yapılan anonsta “Karamürsel, Yalova, Bursa” istikametine kalkan servislerin bilgisi verilmektedir. Dünyada çok iyiler arasında yer alan İstanbul’un iki havalimanı yazık ki tandem çalıştırılamamaktadır. Her iki havalimanı arasının raylı sistemle bağlanması halinde çok önemli bir aşama kaydedilmiş olacaktır. Marmaray’ın Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanı bağlantısının düşünüldüğü ve programa alındığı söylenmektedir. Geç de olsa Atatürk Havalimanına uzatılan metro büyük ölçüde kente ulaşımı rahatlatmıştır.

Biliyorsunuz Aydın’da havaalanı yoktur. Aslında,her kente havaalanı yapmak rasyonel değildir. İzmir'de demiryolunun havaalanına yakın olması ve hatta havaalanında bir istasyonun bulunması iyi bir planlama örneğidir. Hem İzmir'in çevresinden hem de Aydın'dan pek çok yolcu Adnan Menderes Havaalanı istasyonunu kullanarak uçmaktadır.

Antalya’da da havalimanından/havalimanına organize karayolu taşımacılığı turizm şirketleri tarafından yapılmaktadır.

Almanya'da  Lufthansa, Frankfurt Havalimanı işleticisi Fraport ile DB (Alman Demiryolları) arasında 2001 yılında Air-Rail adı verilen bir protokolle özellikle ülkelerarası uçuşlarda, yolcunun asıl ulaşmak istediği noktada havaalanı yok ise, tek bir biletle, tren- uçak veya tam tersi uçak-tren şeklinde gideceği noktaya varabiliyor. (1) Protokolün ilk bağlantısı Frankfurt-Stuttgart arası için başlatılmıştır. 46 koltuklu bir vagon first-class özellikleriyle Lufthansa’ya tahsis edilerek yolcuların hizmetine sunulmuş ve hizmet özendirilmiştir. İstasyonlarda bagaj ve yolcu check-in sistemleri kurularak uçuş güvencesi sağlanmıştır. Aynı şekilde, Köln de bu bağlantıya katıldı. Bugün başta İngiltere olmak üzere Almanya, Fransa, İspanya gibi Avrupa ülkeleri Air-Rail sistemlerini etkin bir şekilde işletmektedir.

Beklentimiz, yeni bir ulaşım sistemleri “yollar haritası” yapılarak raylı yolların en son raylı taşımacılık teknolojisi ile havalimanlarına bağlanmasıdır.

Bu konuda 2500’ü aşkın istasyonu olan İngiltere örneği ile fiziki planlama, operasyon ve iş modelleri açısından karşılaştırma (benchmark) yapılabilir.

(1)   http://findarticles.com/p/articles/mi_m0BQQ/is_4_41/ai_80949643/

(2)   Air-Rail İngiltere merkezli bir kuruluş olup havalimanlarının raylı taşımacılıkla, metro ve trenle kentle bağlantıları hakkında bilgi vermektedir.

2023’e doğru tren ve uçak entegrasyonu

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 6 yıl önce
organizasyon, koordinasyon, entegrasyon, otomasyon

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Oya hanım yazınız bizde hiç bir şeyin entegrasyonu olmadığını anımsatıyor, ulaşım entegrasyonu için ülkemizin kaynaklarının doğru şekilde kullanılması gerektirmektedir verdiğiniz küçük örnekleri yetkililer düşünmediklerini mi yoksa uygulamaya mı koyamadıklarını düşündürüyor kaynaklarımız çok fazla değil ve biz onları bir şekilde verimli olarak entrgre etmek zorundayız yazınızı okuyan bunu algılaycak dır umuduyla saygılar emre karadeniz

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
sayin torum, ozellikle ankara'ya yonelik yorum ve onerileriniz icin gonulden tesekkurler. maalesef son 15 yildir ankara'da toplu tasimacilik unutulmus, sistemlerinin birbirine baglanarak butuncul bir ulasim agina ulasilmasi ise, fikir duzeyine bile ulasamamistir. ankara'nin hinterlandinin buyuklugu ve nufus yapisi da dusunulerek (ic anadolu ve yaklasik 10 ml'luk bir nufus), tren-esenboga havalimani-metro baglantisi bunlarin arasinda oncelikle ele alinmasi gereken baglantidir. umarim 2023 plani baskent ankara icin de gecerliligi olan bir siyasi metin haline gelir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000