09 Mart 2009, Pazartesi 20:58:04

Sefa İnan’la Kara Kutu başladı

Airport TV Yönetim Kurulu Başkanı Sefa İnan’ın sunduğu Kara Kutu başladı.
  • yanlış kutuya posta atmış yorumcu burası mesleki tartışma ortamı ,duygusal aglama ve acınma yeri degil seda ablanın programı ile karıştırdı heralde..
  • Aslında olay, ufak ve yalnızca çocuksu bir tavır gibi geliyor ilk başta , fakat işin sonu öyle değil.Arkadaşı için daha bu yaşta iftiramsı bir yalan ortaya atabilen bir çocuk , kendi büyüdükçe yüreğindeki bu kirli zevki de büyütecektir. Dolayısıyla daha büyük sorunlar ve acılar yaratacaktır. Hem de yalnızca bundan alacağı zevk uğruna. Yani işin dikkat noktası , böyle bir durumdan zevk alabilme duygusunun bu çocuğun yüreğinde var oluşu.Hem de böyle ufak bir yaşta. Hedefim ne çocuklar ne de büyükler. Sadece insanlar. Yüreklerinin bir bölümünde düşmansı duygular yaşatan ve bunu dostluk gösterisiyle , hedef gördüğü insanlara bulaştıranlar. Eğer hedef kabul etmiyorsa , hızlıca arkadan fırlatanlar. Yapışsın diye....Bulansın diye.
  • Herşeyden önce başlı başına bir bela! Öncelikle bugün neden bu konuya değindiğimi belirtmek istiyorum sizlere. Geçen akşam otobüste bir ilkokul öğrencisinin ağlamasına şahit oldum. Hem ağlıyor hem de kurduğu küçük cümlelerle yanında oturan annesine derdini anlatıyordu. Yedi yaşında sevimli bir kız çocuğuydu.Derdi, bizler için çok ufak ve de hafif bir tebessüm ettiriciydi belki , fakat onun için büyük bir sorundu.Hem de ertesi gün okula gitmek istemeyecek kadar. Sorunu ise yanında oturan arkadaşının , diğer bir arkadaşına kendi için söylediği yalandı. Ağlarken sürekli annesine , ben ona tembel demedim, benim hakkımda yalan söylemiş diyordu. Belli ki yalan söyleyen arkadaşı bu olaydan çok büyük zevk almıştı.
  • İnsanlar birbirlerine karşı öyle çok söz tüketiyorlar ki , anlamlı ya da anlamsız , gerçek ya da gerçek olmayan bir samimiyetle. Birbirlerine , ortama ve en önemlisi , çıkara dönüşen şekliyle. Üstelik hakkını layıkıyle de veriyorlar.Gerekirse ağlatmacasına ve acımasızlığa doğru ilerliyorlar. Bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi , arkadan konuşma modasına uyuluyor , hem de gerçek olmayanlarla... Tabi ki bunlar hassas ruhların sorunu. Karşısında gördüğü her iki bacaklı , iki kollu canlıya insan değeri verenlerin sorunu.İnsanlar üzerinde yanılan masum yüreklerin sorunu. Ancak , söz konusu hangi gurup olursa olsun , bir gün bir şekilde uğruyabileceğimiz , belki de çok fazla etkilenebileceğimiz bir konu.Kurusuyla yaşıyla iftira.

Her Pazartesi açılan Kara Kutu’nun bu haftaki konuğu Kaptan Pilot Eftal Erçakar.

Amsterdam kazasının ele alınacağı Kara Kutu, bilinmeyenleri masaya yatıracak. Programa sorularınızla katılmak için 'air' yazıp boşluk bırakarak mesajınızı 2030'a gönderebilirsiniz.

Sefa İnan’la Kara Kutu’yu canlı olarak izlemek için TIKLAYINIZ.

Sefa İnan’la Kara Kutu başladı

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (6)

Misafir ~ 8 yıl önce
yanlış kutuya posta atmış yorumcu burası mesleki tartışma ortamı ,duygusal aglama ve acınma yeri degil seda ablanın programı ile karıştırdı heralde..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Aslında olay, ufak ve yalnızca çocuksu bir tavır gibi geliyor ilk başta , fakat işin sonu öyle değil.Arkadaşı için daha bu yaşta iftiramsı bir yalan ortaya atabilen bir çocuk , kendi büyüdükçe yüreğindeki bu kirli zevki de büyütecektir. Dolayısıyla daha büyük sorunlar ve acılar yaratacaktır. Hem de yalnızca bundan alacağı zevk uğruna. Yani işin dikkat noktası , böyle bir durumdan zevk alabilme duygusunun bu çocuğun yüreğinde var oluşu.Hem de böyle ufak bir yaşta. Hedefim ne çocuklar ne de büyükler. Sadece insanlar. Yüreklerinin bir bölümünde düşmansı duygular yaşatan ve bunu dostluk gösterisiyle , hedef gördüğü insanlara bulaştıranlar. Eğer hedef kabul etmiyorsa , hızlıca arkadan fırlatanlar. Yapışsın diye....Bulansın diye.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Herşeyden önce başlı başına bir bela! Öncelikle bugün neden bu konuya değindiğimi belirtmek istiyorum sizlere. Geçen akşam otobüste bir ilkokul öğrencisinin ağlamasına şahit oldum. Hem ağlıyor hem de kurduğu küçük cümlelerle yanında oturan annesine derdini anlatıyordu. Yedi yaşında sevimli bir kız çocuğuydu.Derdi, bizler için çok ufak ve de hafif bir tebessüm ettiriciydi belki , fakat onun için büyük bir sorundu.Hem de ertesi gün okula gitmek istemeyecek kadar. Sorunu ise yanında oturan arkadaşının , diğer bir arkadaşına kendi için söylediği yalandı. Ağlarken sürekli annesine , ben ona tembel demedim, benim hakkımda yalan söylemiş diyordu. Belli ki yalan söyleyen arkadaşı bu olaydan çok büyük zevk almıştı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
İnsanlar birbirlerine karşı öyle çok söz tüketiyorlar ki , anlamlı ya da anlamsız , gerçek ya da gerçek olmayan bir samimiyetle. Birbirlerine , ortama ve en önemlisi , çıkara dönüşen şekliyle. Üstelik hakkını layıkıyle de veriyorlar.Gerekirse ağlatmacasına ve acımasızlığa doğru ilerliyorlar. Bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi , arkadan konuşma modasına uyuluyor , hem de gerçek olmayanlarla... Tabi ki bunlar hassas ruhların sorunu. Karşısında gördüğü her iki bacaklı , iki kollu canlıya insan değeri verenlerin sorunu.İnsanlar üzerinde yanılan masum yüreklerin sorunu. Ancak , söz konusu hangi gurup olursa olsun , bir gün bir şekilde uğruyabileceğimiz , belki de çok fazla etkilenebileceğimiz bir konu.Kurusuyla yaşıyla iftira.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000