02 Aralık 2012, Pazar 08:45:46

NEREDEN NEREYE...

İflas etmek üzere olan Eclipse'yi satın alan Ekim Alptekin'in bu macerasında neler yaşandı, şirketin durumu şu anda ne?
  • TEK KELİME İLE GuRUR DUYDUM.ALLAH SENİN VE TÜRK GENÇLERİNİN YOLUNU AÇIK ETSİN
  • Boyle ileri goruslu kivrak zekaya sahip DURUST insanlara ac. Ozellikle havacilik sektorune koksalmis pislikler ancak boyle sovalyeler ile temizlenir.
  • Politik konulara girmese daha iyi olur. Umarım girişimleri başarılı olur. Türkiye'nin bu tür kişilere ihtiyacı var.
  • Basarilarinin devamini diliyorum

Eclips, sabit kanatlı, seri üretilecek ilk kişisel jet. Bildiğimiz uçak sanayiinin çok ötesinde, çünkü seri üretiliyor. Bill Gates gibi önemli isimlerin kurucusu olduğu Eclips uçak fabrikası 2008 krizinde iflas etti. Onu 31 yaşında genç bir Türk girişimci satın aldı. İki yıl içinde kara geçirdi ve Skorsky'yi ortak aldı. İmkansız gibi görünen bu hikayenin kahramanı Ekim Alptekin. Bugün inşaat, savunma sanayii ve eğlence alanında yatırımları olan ve 30'lu yaşlarını süren bu genç girişimciyi yakından tanımak için konuştuk.

Ankara'da 1977'de doğmuş Ekim Alptekin. Dört yaşındayken ailesiyle Hollanda'ya taşınmış...

Annesi fizik öğretmeni, babası Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde personel müdürü. Türk azınlıkla ilgili çalışmak üzere Dışişleri Bakanlığı'nın açtığı iki yıllık bir kadroyla Hollanda'ya taşınırlar. Görev, iki yıllıktır ama o yıllardaki her Türk ailesinin duyduğu 'gelecek' kaygılarıyla, temelli orada kalırlar. Yani Ekim Alptekin'in deyimiyle 'Gidiş, o gidiş' olur.
Uyum sorunu yaşamamış. Gayet başarılı ve popüler bir öğrenci olarak geçirmiş ilk gençlik yıllarını. Zihnimden geçen 'Peki, dört yaşında gitmeseydi Hollanda'ya bugün yine aynı konumda olur muydu?' sorusunu yöneltip bekliyorum ve şaşırtıcı bir cevap alıyorum 'Nevi şahsına münhasır bir hayat yaşadım, bütün bu tecrübeler beni bu noktaya yönlendirdi. Evet, bu noktada olmazdım ama tersi olsaydı; belki daha da ileride bir noktada olurdum.'

Sonuçta dört yaşında ailesiyle çıktığı yolculuğun, başka kültürlerle tanışmasına vesile olduğu ve değişik bir bakış kabiliyeti verdiği kesin; bir de onun deyimiyle 'Romantik bir Türkiye sevdası' vermiş.

Okul yıllarına dönersek; çok çalışkan değil, sosyal bir öğrenciymiş. 'Dersler haricinde her şeye ilgiliydim. Toplumsal gelişmelere, siyasete olan merakım öğretmenlerimin de ilgisini çektiği için iyi bir öğrencilik yaşadım.'

O yıllarda internet yok ve 15 yaşında bir genç olarak okul dönüşü kent kütüphanesine uğrayıp bir gün öncenin Türk gazetesini -ki o yıllarda gazete sadece kütüphaneye gelirmiş- satır satır okurmuş her gün. 'Bazen sıra bekleyerek, belki biraz da tam anlamadan ama merakla okurdum; bir pembe dizi gibi...' diyor.

Liseden sonra, uluslararası ilişkiler ya da sosyoloji okumak istememiş; 'Bu konular kişisel ilgi alanımdı zaten ve konuyla ilgili üniversiteye gitsem orada okuyacağım kitapları okuyordum. Bir mesleğim olsun istedim ve hukuku seçtim.'


ABD KONGRESİ'NDE STAJ

Dört yıllık hukuk eğitimi 2001'de biter. Avukat olmaz. Çeşitli staj programlarına katılır, hocalarına asistanlık yapar ama hep Türkiye merakı vardır. İçinde 'Türkiye' geçen her kadro için harekete geçer. Bir hocası sayesinde ABD Kongresi'nde Dış İlişkiler Komitesi'nde Türkiye irtibat görevlisi pozisyonu açıldığını öğrenir. Beş yıllık tecrübe gerektiren bu işe şansını denemek için başvurur ve altı haftalık deneme sürecinden sonra, o seçilir. 2002'de ABD Kongresi'nde çalışmaya başlar. Irak savaşının ayak seslerinin duyulduğu ortamda, meşhur 1 Mart tezkeresi TBMM'de reddedilmek üzereyken o Kongre'dedir! Karar verici değildir; maaşlı bir stajdır yaptığı ve komisyon çalışanlarına destek olur...

ABD Kongresi'nde 1 Mart tezkeresi reddedilince yaşananları içeriden biri olarak anlatmasını istedim: 'Tek partinin güçlü bir şekilde hükümet olduğu Türkiye'den açıkça destek vardı. Sonra herkesin vicdanına bırakılan bir oylama oldu. Üç oy farkla geçmeyince, tam bir şok oldu. 1 Mart'tan sonra Ermeni tasarısı ilk kez 2007'de Kongre'nin Dış İlişkiler Komitesi'nden geçti. Oylamadan hemen önce, o zamanki patronum, komite başkanı, üyelere, Abdullah Gül'ün tezkere konuşmasına ithafen 'Vicdanınıza bırakıyorum' dedi ve bunun ne demek olduğu çok açıktı.'

BİZ AB'YE GİRERKEN!

Doğru yerde, doğru zamanda bulunmak Ekim Alptekin'in şansı ya da kaderi olmuş... Kongredeki görevi bittiğinde; AB Dönem Başkanı Hollanda'dır ve  burada havai fişeklerle kutladığımız 17 Aralık sürecinin hemen öncesidir. Hollanda'ya döner ve bu tarihi dönemin de yine tam içinde, Türk kökenli milletvekili Fatma Koşer Kaya'nın ekibinde çalışmaya başlar. Danışmanlık yapar. ABD Meclisi'nden Hollanda Meclisi'ne transfer olur. Bu sırada Türkiye'yi de daha yakından tanır; çünkü görevi Türkiye ile ilgilidir. Yine karar verici değildir ama tarihi anlarda mutfağın içinde olmak ciddi deneyimdir, büyük şanstır.

Sonra çevresinden gelen önerilerle Fransa'da Lyon'da Interpol'de (Uluslararası Polis Teşkilatı) terörle mücadele biriminde çalışır; yine bir yıl kadar...

Teknolojiye, toplumsal gelişmelere yakından bakar sürekli; araştırma halindedir. 'Dünya nereye gidiyor?' sorusunun; insan alışkanlıklarını değiştirecek yeni teknolojilerin peşindedir; cep telefonu gibi... Televizyon ya da Ford'un kişisel otomobili gibi... Eclips'i takibe alır. 'Ben deha olduğum için değil; Bill Gates gibi adamlar buna inanmış. Demek ki bunda bir şey var' diyerek araştırmaya başlar; 'Bir ucundan tutabilir miyim?' der.


HOLLANDA'DAN DESTEK

Interpol'deki görevi bitmek üzeredir ve Dünya Bankası'na başvurup uzun bir memuriyet hayatına adım atmak üzereyken 'Acaba iş hayatında başarılı olur muyum?' sorusu kurcalar kafasını...

Eclips hakkında araştırırken kurucular arasında Google'ın ilk yatırımcılarından Hollandalı Roel Pieper'ın olduğunu öğrenir. Hollanda Meclisi'nde çalışma arkadaşları olduğu için Çalışma Bakanı'na ulaşır ve kendisini tanıştırmalarını rica eder. Tanışır. Önce Eclips'in Türkiye ve bölge temsilciliğini almak ister. 150 bin dolardır bunu maliyeti. Ki böyle bir parası yoktur. Google'ın ilk yatırımcılarından, milyonlarca doları olan bir adam, zekaya hürmeti vardır ve önünü açar. Tabii bu iş yine de parasız olmaz! 'Bari bir tane uçak siparişi ver' teklifini yapar Ekim Alptekin'e. 1 milyon 560 bin dolardır bir jet. Yüzde 10 depozito yatırması gerekir yani az önce sözünü ettiğimiz 150 bin dolar. Bankadan kredi çeker ve memur maaşıyla geçinen bir girişimci olarak uykularını kaçıran günler başlar. Birer birer uçak satmakla ilerleyemeyeceğini bilir ve bunun için de yatırımcı bir ortak bulup, hava taksi işini kurmaya çalışır. 2006, 2007 ekonomi ataktadır ve işadamları yeni yatırım alanları aramaktadır. İşadamı Cihan Kamer, ona inanır; 120 uçaklık sipariş verirler. Şirket kurarlar, pilotları eğitirler, altyapıyı kurarlar ama... 2008 krizinde ABD'deki fabrika iflas eder.

GATES NASIL İFLAS EDER Kİ?

Microsoft'un kurucusu Bill Gates, onun eski yöneticilerinden Vern Raburn, dünyanın en zenginlerinden Alfred Mann, Google'ın ilk yatırımcılarından Hollandalı Roel Pieper gibi isimlerin 1,5 milyar dolar yatırımla giriştikleri bir iş nasıl batar ki?

Alptekin'den öğreniyoruz ki sebebi ortaklardan birinin 'oyunbozanlık' yapması imiş. Ortaklar orta yolu bulamazken, maaşlar ödenemez, kayyum atanır ve iflas süreci başlar. 'Bugün bile böyle bir şey zor olur. Yönetici ortaklardan biri iyi niyetli değildi. Fabrikayı iflasa sürükleyip kendi almak istedi. İkincisi dünyadaki ekonomik krizin boyutu tahmin edilemiyordu. Finansman imkansızlaşmıştı. 30'lardaki Büyük Buhran gibi günler bekleniyordu. En büyük etken buydu. Kayyum, ortakların kendi malına teklif vermesini engelledi. Piyasaya açıldı, ama fabrikanın gerçek değerini kimse takdir edemedi. Ben hariç! (gülüyor)'

Hava taksi işine girdiğinde Ankara'da savunma sistemleri distribütörlüğü yapan bir şirket de kurduğu için; artık para kazanmayı öğrenmiştir. Biraz parası vardır ama krizde biraz paranızı böyle bir işe yatırmak biraz 'çılgınlıktır'; işi iyi bilmek gerekir ve o iyi biliyordur. Çünkü 120 uçak siparişi verirken yönetim kuruluna gözlemci olarak katılma imtiyazı da almıştır...

40 milyon dolarlık teklif verir Eclips'e. İki haftalık süre vardır, 20 firma ihaleye girmek için dosya alır ama zaman çok kısıtlıdır. Uçak satarak değil, içerideki parça stokunu eriterek direkt kara geçirecektir fabrikayı. Bilançoda 70 milyon dolarlık parça vardır; ve sadece bunu satarak kriz sürecini atlatabileceklerdir, sonuçta o güne kadar satılmış 260 Eclips, uçmak için o parçalara ihtiyaç duyacaktır. Bunu biliyordur; ya da daha doğrusu bugün biliyordur, o gün sadece inanıyordur.

Ekim Alptekin, olmayan 40 milyon dolar ile ihaleye girer, kazanır. Cihan Kamer, bu kez yanında olmaz. 'Türkiye'ye uçak sanayiini kazandıracak ilk insan olmak' motivasyonuyla her işadamına, her bankaya koşar. 'Bill Gates'in uçak fabrikası iflas etti, bana 30 milyon dolar kadar kredi sağlarsanız alacağım' diyen memur bir aileden gelmiş, kendi de eski memur 31 yaşında bir genç!

Her açıdan 'acayip'!

Parayı toparlar, kötü şartlarda da olsa...

O parayı toparlarken başka bir grup ortaya çıkar... Ama daha önce 120 uçak siparişi vermiş genç Türk işadamıyla kapışmanın çok güç olduğunu düşünerek ortaklık teklif ederler. Seve seve ama bunu fark ettirmeden kabul eder; çünkü sadece  2 milyon dolar bile artırsalar üzerine çıkacak şansı yoktur.

Her şey tıpkı planladığı gibi olur...

İki yıl sonunda dev Skorsky'yi yüzde 40 ile ortak alırlar.

Eclips 550 için 100'e yakın sipariş almışlar. Mart 2013'te seri üretim için düğmeye basacaklar. Günde bir uçak üretilecek...
Peki, kendi uçak kullanıyor mu? Hayır! Bunu sorduğumda İngilizce yanıt veriyor. 'I'm a genius not a pilot!' ve gülüyor...
Türk girişimcilik tarihinde ilklerle dolu bir hikaye bu...

Nevi şahsına münhasır ve mucizev”.


UÇAKTAN İNŞAATA GEÇİŞ...

Skorsky ile ortaklıktan sonra Türkiye'deki yatırımlara ağırlık verir Ekim Alptekin. İstanbul'da Kartal'da bir kule ve Beykoz sırtlarında yeşili bol bir arazide villa projesine girişir. Fütüristik bir yatırımla iş hayatına atılan genç bir işadamının geleneksel bir iş olan inşaata girmesine şaşırdığımı belirttim kendisine... Başta benim gibi düşündüğünü öğrendim. 'Müteahhitlik toprağa para gömmek değilmiş, sonradan öğrendim ki katma değer üretmek ve değer yaratmakmış. Artık gayrimenkul geliştirmenin toplumsal bir faydası olduğunu da düşünüyorum' diyor.

Peki, 'Karadenizli müteahhit zihniyetinin' beton yığınları değil, toplumsal faydası olan farklı inşaatlar yapacağına kani oluyorum...

BOND DEĞİL SENSATION GEREK

'İstanbul sadece Topkapı değil. Rodin sergisi için de İstanbul Modern'i ziyaret için de geliyor turist. Tophane'de nargile de içersiniz ama Reina'da dünyada az benzeri olan bir kaliteyle hizmet alırsınız. Ama Türkiye'de özgüven eksiği var.
Bu anlayışıyla mücadele etmek için One Colony'yi kurduk ve 43 ülkeden insanın gelip dans ettiği Sensation White'ı yaptık.  Birçok korku senaryosu çizildi, arkadaşlarım bana 'Deli misin?' dedi ama haklı olduğumu gördüler. 'Skyfall' filminin Türkiye'ye verdiği zarar milyonlarca dolar. Onlara fırsatlar sunuldu ama ortaya çıkan sonuç, zarar! Halbuki bu tür etkinlikler çok daha iyi tanıtacaktır İstanbul'u. Bundan sonra da 'Türkiye'ye gelmez' denilen etkinlikleri getireceğiz.'

SAVUNMA SANAYİİNE DE GİRDİM

'Savunma sanayiine de yatırım yaptım. Türkiye'nin büyüyen etkisiyle bu alanda yatırım yapılması gerektiğine inanıyorum. Savunma ve silah sanayiinde işler devlet şirketlerinin elinde ve çok kaliteli ürünler ortaya çıksa da bazı sorunlar var. Sektörün gelişmesi için bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Türkiye'nin milli tanka ihtiyacı var.
Dünyanın 17. büyük ekonomisi ve iddia sahibi ülke olarak bu alanda güçlü olmak zorunda. Bu alana bu nedenle iş hayatının da girmesi gerek. Ben silah sistemlerine ilgi duymuyorum; teknolojik kısmıyla ilgileniyorum. Bunu bir örnekle açıklamam gerekirse, Emniyet'in helikopterlerindeki görüntü aktarma sistemlerini biz tedarik ediyoruz. Daha sofistike şeyler.'

ABD İLE TİCARET ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR

'Haziran 2012'de TABA (Türk Amerikan İşadamları Derneği) Başkanlığına seçildim. ABD, Türkiye'nin önemli bir müttefiği. Eleştiriliyor ama çevremdekilere şunu soruyorum: 'Daha iyi bir müttefikimiz var mı?' Genellikle olumsuz cevap alıyorum. Çünkü yok. ABD dünyada çok önemli ve Türkiye'ye yakın bir oyuncu. Stratejik ya da model ortaklık, adı ne olursa olsun bir ortaklık var ama bunu ticarette göremiyoruz. Bu açığı kapatmak için çalışıyoruz. Sadece askeri alışverişle değil, farklı alanlarda yatırımlarla bunu artırıyoruz. Türk yatırımcılar gidip orada yatırım yapabiliyor. Eczacıbaşı, ABD'den nükleer ölçüm cihazı üreten dünyanın bir numaralı şirketini aldı. ABD ile ticaret anlayışı farklılaşıyor artık. Satın almalar ve işbirlikleriyle ilerliyoruz. ABD'liler yeni anlıyor Türkiye'nin yatırım yapılabilir bir ülke olduğunu.'


BAŞKANLIK İÇİN VEKİLLER GÜÇLENMELİ

'ABD'nin 'kurucu babalarının' hayal ettiği sistem, kongrede yaşıyor. Güç dengesi, güçler ayrımı tam anlamıyla var. 'Türkiye'de başkanlık sistemi yanlış' diyenler biraz düşünmeli. Ülkemizde kör bir muhalefet yapılıyor. Bizim 'kurucu babalarımız' bir grup general bu nedenle bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç var; tabii güçler ayrılığını, yargının bağımsızlığını çok iyi kurgulamak ve işletmek gerek. Yargı bağımsızlığı tek başına bir amaç olmamalı; bu bağımsızlığın amacı tarafsızlıktır. Zaten şu an Başbakan'ın yetkileri ABD Başkanı'ndan daha fazla. Federasyon da şart değil ama benim önerim vekillerin doğrudan bölgelerinden seçilmesi. Parti başkanları eliyle vekil listesi yapılmaması. Vekillerin imkanları bizde hep eleştirilir; ancak çok daha fazla artırılmalı ki daha iyi çalışsın ve Meclis'in gündemini onlar belirleyebilsin. İki yılda bir seçim bölgelerinde seçmenlerine hesap vermeleri gibi yöntemler olmalı... Ekonomi siyaseti takip eder. Başkanlık sisteminde 'koalisyon' endişesi olmaz. Bir işadamı olarak istikrara ihtiyacım var.'

Gülay Altan / Akşam

NEREDEN NEREYE...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (7)

pilot ~ 4 yıl önce
TEK KELİME İLE GuRUR DUYDUM.ALLAH SENİN VE TÜRK GENÇLERİNİN YOLUNU AÇIK ETSİN

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Turkiye ~ 4 yıl önce
Boyle ileri goruslu kivrak zekaya sahip DURUST insanlara ac. Ozellikle havacilik sektorune koksalmis pislikler ancak boyle sovalyeler ile temizlenir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Politika ~ 4 yıl önce
Politik konulara girmese daha iyi olur. Umarım girişimleri başarılı olur. Türkiye'nin bu tür kişilere ihtiyacı var.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
İsim / Rumuz ~ 4 yıl önce
Basarilarinin devamini diliyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000