23 Ocak 2016, Cumartesi 08:45:58

Isparta'daki uçak kazası davası Yargıtay'da

2007 yılında meydana gelen ve 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazaya ilişkin davanın temyiz duruşmasında sanık avukatları, kazanın pilot hatasından kaynaklandığını savundu
  • Eksik donanımla uçuyorsa ve pilotlar bunu biliyorsa sıkıntı olmamalı bu. Sonuçta bariz bir şekilde yanlış course'da alçaldıklarından dolayı oluşan bir kazaydı. Kule pilotlara yerini sorduğunda, aslında olmaları gereken yeri söylemişler, ancak askeri radar görüntüsünde orada olmadıkları görülmüştü. Radardan kaybolduğu noktada da enkaz bulunmuştu. Durum muhakemeleri yoktu yani maalesef. Allah rahmet eylesin, keşke öyle olmasa ama, sanki pilotaj hatası gibi görünüyor.
  • Davanin sonucu belli hepdi beraat ettirilecek cunku adalet kisilere gore artik maalesef cunku ucu varir bitilerine maazallah
  • Bunu yazan zat aleni tehdit ediyor ve TCK ya gore bu suctur, ne gelecekmis hele bir de bakalimda gorelim katil herif ,sende biraz vicdan olsa vicdaninla hesaplasirsin ama vicdan insanda olur degilmi mahlukat
  • İnsan olanları okudukça tiksinti geliyor. Yok arızalı cihazı sök öbür uçaktan sağlam cihazı tak, arızalı olanı öteki uçağa monte et nasıl bir havacılık sektörü nasıl bir anlayış bütün bunlara nasıl göz yumuluyor. Allah'ım neler olmakta. Sonra pilot kusurlu tabi tabi aynen devam. Sorumlu olanı sallandıracaksın bakalım bir daha böylesi olay yaşanırmı.

Isparta'da 2007 yılında meydana gelen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasına ilişkin davanın temyiz duruşması, Yargıtay 12. Ceza Dairesinde yapıldı.
Yargıtay Konferans Salonu'ndaki duruşmaya sanıklar ve avukatları ile kazada hayatını kaybeden bazı yolcuların yakınları katıldı.

Dava dosyasının özetinin okunmasının ardından savunmalara geçildi.
Sanıklardan dönemin sivil havacılık genel müdür yardımcısı Oktay Erdağı'nın avukatı Mehmet Abdullah Toker, müvekkilinin görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl 8 ay hapse çarptırıldığını hatırlattı.

Görevi kötüye kullanma suçunun taksirle işlenebilecek bir suç olmadığını ifade eden Toker, bu suçun manevi unsurunun kasıt olduğunu belirtti.
Müvekkili hakkındaki hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin tali kusurlu kabul edildiğini anlatan Toker, müvekkili yönünden suçun manevi unsurunun gerçekleştiğini yani suçu işlemeye kastettiğini gösteren şüphe dahi bulunmadığını savundu.

Yerel mahkemenin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün resmi belge niteliğindeki kayıtlarına aykırı karar verdiğini ileri süren Toker, müvekkili hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulmasını istedi.

Sanık Oktay Erdağı da kazadan hemen sonra Ulaştırma Bakanlığınca kaza kırım heyeti oluşturulduğunu, bu heyetin yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kuruluşlarla koordinasyon halinde bir rapor hazırladığını anlattı. Raporda kazanın pilot hatasına dayalı olduğunun belirtildiğini dile getiren Erdağı, uçağın kalkışında da inişinde de arıza bildiriminde bulunulmadığının ifade edildiğini aktardı.

Pilotların basit bir matematik hatası yaptıklarını, bu nedenle uçağın 60 derecelik sapmayla pist yerine dağlık bölgeye yöneldiğini belirten Erdağı, pilotların bunu son anda fark ettiğini, yapılan manevra nedeniyle kuyruk kısmının çarptığını ve kazanın bu şekilde gerçekleştiğini söyledi.

ODTÜ, Anadolu Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesinin raporlarında da pilot hatası olduğunun belirtildiğini aktaran Erdağı, mahkemenin bu raporları dikkate almadığını, alanında uzman olmayanlarca hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini savundu.

"ŞİRKET YÖNETİMİNDE DEĞİLDİ"
Sanık Yavuz Çizmeci'nin avukatı Orhan Tepedelenlioğlu, müvekkilinin o zamanki adıyla Atlasjet tarafından uçağın kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık A.Ş'nin yöneticisi olduğu gerekçesiyle "taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme" suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını söyledi.

Anonim şirketlerin yönetim kurullarınca yönetildiğini, müvekkilinin şirketten hisse alarak ortak olduğunu ancak yönetiminde yer almadığını anlatan Tepedelenlioğlu, şirketin o dönemde Zeynel Gündoğdu, Aydın Kızıltan ve Hasan Hüseyin Cora tarafından yönetildiğini, imza konusunda da bu 3 kişinin yetkili olduğunu kaydetti.

Tepedelenlioğlu, olayın nedeni ne olursa olsun müvekkilinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek, mahkumiyet hükmünün bozulmasını istedi.
Sanık Aydın Kızıltan'ın avukatı İrfan Ataş da müvekkilinin aynı suçtan 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını hatırlattı. Ataş, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini savundu.

Bilirkişi raporlarından birinde müvekkiline tali kusur atfedildiğini, diğerinde müvekkilinin asli kusurlu kabul edildiğini aktaran Ataş, hangi gerekçeyle bir raporun diğerine üstün kılındığının yerel mahkeme kararında belirtilmediğini söyledi.

Sanık İsmail Taşdelen'in avukatı Haydar Akgül ise dosyadaki kaza kırım raporunun 25 Kasım 2008'de Resmi Gazete'de yayımlandığını, bu raporun ulaştırma bakanlığı, üniversiteler, uçağın imalatında faaliyette bulunan firmaların uzmanlarınca hazırlandığını belirtti.

Raporda kazanın açıkça pilotaj hatası nedeniyle olduğuna yer verildiğini dile getiren Akgül, Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık A.Ş'de teknik müdür olarak görev yapan müvekkilinin, pilot hatasından kaynaklı rota sapması sonucu meydana gelen bir kazadan sorumlu tutulamayacağını savundu.
Akgül, müvekkilinin kusurlu olduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmadığını ifade ederek, müvekkiline taksir atfedilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

"GÖREV TANIMI YAPILMADAN KARAR VERİLDİ"
Sanık Fikri Zafer Dinçer'in avukatı Muzaffer Sarı, müvekkilinin Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık A.Ş'de bakım müdürü olarak görev yaptığını, tali kusurlu kabul edilerek 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldığını söyledi.

Yerel mahkemece sanıkların görev tanımları yapılmadan hüküm kurulduğunu öne süren Sarı, müvekkilinin sahada görev yapmadığını, uçağın uçurulması ya da uçurulmaması konusunda yetkili ve görevli olmadığını, uçakta bir arıza olup olmadığını tespit edecek görev ve yetkisi bulunmadığını kaydetti.

Bu konuda yetkili olmayan birisine uçakta arızalı cihazlar bulunduğu gerekçesiyle kusur atfedilemeyeceğini ifade eden Sarı, arızalı cihaz olsa dahi müvekkilinin bunu tespit etme ya da giderme görevi bulunmadığını belirtti.

Sarı, ayrıca, uçağın uçuşunu engelleyecek hiçbir arızası olmadığını ve kazanın pilotaj hatasından kaynaklandığını savundu.
Sanık Fikri Zafer Dinçer ise uçağı aynı gün kullanan diğer kaptanların hiçbir arıza bildiriminde bulunmadığını, uçağın bakımlarının düzenli şekilde yapıldığını bildirdi.

Uçağın teknisyenler tarafından kontrol edildiğini, arızası varsa bu kişilerce kaydedildiğini anlatan Dinçer, bakım müdürünün ofis elemanı olduğunu bizzat uçağa gitme gibi bir durumunun bulunmadığını söyledi.

Dinçer, bakım müdürünün uçak arızalarını ancak kayıtlardan takip edebildiğini, kaydedilmeyen bir arızayı bilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Fikri Zafer Dinçer, beraatini ve yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.

Sanıklardan eski Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru'nun avukatı Selçuk Aşçı ise müvekkilinin görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırıldığını hatırlattı.
Tespit edilen arızanın uçuşa engel olmadığını belirten Aşçı, bu eksikliğin lisans iptali gerektirmediğinin üniversitelerden alınan raporlarda belirtildiğini söyledi.
Aşçı, arıza kaydı bulunmadığı için genel müdür ya da yardımcısının bundan haberdar olamayacağını belirterek, müvekkili açısından görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığını kaydetti.

"CİHAZ ÇALIŞSAYDI KAZA OLMAYACAKTI"
Duruşmada, davada beraat eden Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Ersoy'a da söz verildi. Ersoy, sanık olarak yargılandıklarını ancak mağdur olduklarını söyledi.

Yere yakınlık uyarı cihazının arızalı olmasının uçuşa engel olmadığını ancak bunun kazaya engel olan bir cihaz olduğunu ifade eden Ersoy, "Kaza tartışmasız pilotların yanlış koordinat girmesi sonucu oluşmuştur. Ancak eğer tehlikeli yaklaşma erken uyarı sistemi aleti çalışsaydı pilotlar birkaç saniye daha önce farkına varabileceklerdi ve o tepeyi aşabileceklerdi" dedi.

Söz konusu cihazın üretici firmaya gönderildiğini ve firmanın hazırladığı raporda cihazın hangi işlemlerden geçtiğinin gösterildiğini aktaran Ersoy, buna göre, cihazın Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık A.Ş'nin başka bir uçağındayken 15 Kasım 2007'de Afrika'da arıza yaptığını söyledi.

Şirketin, Afrika'daki uçağını uçuştan çekmemek için arızalı cihazı 25 Kasım 2007'de Isparta'da kaza yapan uçağın sağlam cihazıyla değiştirdiğini ve bu işlemin kayda alınmadığını iddia eden Ersoy, aletin hangi tarihte hangi uçağa takıldığını kaydettiğini ve bunun üretici firma tarafından ortaya çıkarıldığını bildirdi.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü denetimlerine bakarak uçağı kiraladıklarını, denetimlerde cihazın arızasız olduğunun belirlendiğini dile getiren Ersoy, uçağın kiralanmasına ilişkin bütün anlaşmaları şirketin hissedarı Yavuz Çizmeci ile yaptıklarını, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Gündoğdu ile hiç muhatap olmadıklarını söyledi.

Bu sırada, Sanık Yavuz Çizmeci'nin avukatı Orhan Tepedelenlioğlu, Ali Murat Ersoy'a yere yakınlık uyarı cihazının tamamen arızalı olup olmadığını sordu. Ersoy, firmanın raporunda cihazın arızalı olduğunun belirtildiğini ve uçuşa çıkarılmaması gerektiğini dile getirdi.

Tepedelenlioğlu, cihazın sadece ses uyarı sisteminin arızalı olduğunu, görüntü uyarı sisteminin çalıştığını ancak pilotların bu ekranı kapatmaları nedeniyle bundan faydalanamadığını kaydetti.

Bazı mağdur yakınlarını da dinleyen heyet, duruşmayı karar için 11 Mart 2016'ya bıraktı.

Isparta'daki uçak kazası davası Yargıtay'da

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (16)

Pilotaj gibi... ~ 11 ay önce
Eksik donanımla uçuyorsa ve pilotlar bunu biliyorsa sıkıntı olmamalı bu. Sonuçta bariz bir şekilde yanlış course'da alçaldıklarından dolayı oluşan bir kazaydı. Kule pilotlara yerini sorduğunda, aslında olmaları gereken yeri söylemişler, ancak askeri radar görüntüsünde orada olmadıkları görülmüştü. Radardan kaybolduğu noktada da enkaz bulunmuştu. Durum muhakemeleri yoktu yani maalesef. Allah rahmet eylesin, keşke öyle olmasa ama, sanki pilotaj hatası gibi görünüyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Dava sonucu belli ~ 11 ay önce
Davanin sonucu belli hepdi beraat ettirilecek cunku adalet kisilere gore artik maalesef cunku ucu varir bitilerine maazallah

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Az bekle diyene ~ 11 ay önce
Bunu yazan zat aleni tehdit ediyor ve TCK ya gore bu suctur, ne gelecekmis hele bir de bakalimda gorelim katil herif ,sende biraz vicdan olsa vicdaninla hesaplasirsin ama vicdan insanda olur degilmi mahlukat

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sen de bekle ~ 11 ay önce
Önce tek ayağının üzerinde mahkemenin önünde bekleyecek. Sonra da AHL VIP Otoparkında arabanın içinde yapılan 1 Milyon Dolar rüşvet pazarlığından hissesine düşeni elimi midesine sokup çıkaracağımdan emin olabilirsin. İstersen sen de bekle belki senin de hissene bir şeyler düşer.
sende bekle diyen ~ 11 ay önce
sen kimsin hemserim onune gelene tehdit yagdiriyorsun bu tarzlar ancak 2 kisiden cikar ya Aydin palavracisi yada Oktay efendi hayirdir kendinizi mafya felan mi saniyorsunuz herkes salak sadece siz akilli ,esas siz bekleyin bakalim davanin sonunda neyi goreceksiniz hele biraz bekleyin artik cezaevinde sislerlermi yoksa kucagami alirlar hele az biraz bekleyin mal mudurleri sizi daha sizin yediginiz haltlari anlatmadik mide yerine sirden tasiyan mahlukatlar hele az bekleyin goreceksiniz borunun boyutunu
Arbeitslos ~ 11 ay önce
İnsan olanları okudukça tiksinti geliyor. Yok arızalı cihazı sök öbür uçaktan sağlam cihazı tak, arızalı olanı öteki uçağa monte et nasıl bir havacılık sektörü nasıl bir anlayış bütün bunlara nasıl göz yumuluyor. Allah'ım neler olmakta. Sonra pilot kusurlu tabi tabi aynen devam. Sorumlu olanı sallandıracaksın bakalım bir daha böylesi olay yaşanırmı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
İşkembeci ~ 11 ay önce
Önce işkembeden atanın işkembesini söküp eline vereceksin sonrası kolay. Belki de o zaman kimseyi sallamaya gerek kalmayacak. Ancak ortalıkta milyonlarca kafasının içinde beyin olmayana ilaveten milyonlarca işkembesiz adam aval aval dolaşmış olacak.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000