24 Eylül 2013, Salı 09:33:26

EMEK MECLİSİ TALEPLERİ SIRALADI!

Emek Meclisi, delege seçimleri öncesinde Hava İş Sendikası'na çağrıda bulundu...
  • Reform hareketi denilen yonetim sendikanin basina geldigi an kabin-kokpit bittigimiz andir! Hukumet yanlisi bir yonetim istemiyoruz!
  • Ülkemizde en çok yakınılan konulardan birisidir lider sultası. Ya da diğer bir deyişle koltuk sevdası. Sadece sendika başkanlarına has bir durum değildir bu hastalık. Siyasetçilerde ve diğer başka meslek gruplarında da görülen bir durumdur. Kendilerini meşrulaştırmak için de nasıl olsa seçimle geliyoruz, insanlar istemezse zaten burada bulunmazdık diyerekten de avuturlar kendilerini. Aslında kendileri de çok iyi bilirler ki bir kez iktidarı ele geçirdikten sonra bir daha kopmazcasına yapışırlar o koltuklarına. Bu uğurda her türlü yol mübahtır. İktidarın verdiği avantajlar da rakipleri ve rakip olmasa dahi olma olasılığı bulunanları diskalifiye etmekte kullanılır. Hatta çok samimi olunan ve birlikte yola çıkılan insanlarla da kanlı bıçaklı olunabilir bu uğurda. Bunun birçok örneği toplumun değişik kurumlarında görülmektedir. Maalesef bu kurumlardan biri olan sendikamızda da bu örnekler yaşanmıştır. Daha önce Atilay Ayçin ile birlikte olan Ali Gülçiçek de onun yönetiminde baş temsilcilik yapan Bahadır Altan da bugün rakip olarak karşısına geçmişlerdir. Bir önceki seçimde birlikte hareket eden Ali Gülçiçekle Bahadır Altan hızlarını alamamış olacaklar ki birbirlerinin karşılarına da dikildiler. Şimdi samimi olarak Atilay Ayçin’e soruyoruz: Bir kişi kaç yıl sendika başkanlığı yapmalıdır? Ama dürüstçe cevap vermeli, insanlar istediği kadar ya da bana bu görev layık görüldüğü müddetçe tarzında klasik bir cevap istemiyoruz.
  • Bir sendikanın Toplu İş Sözleşmesi imzalayabilmesi için iki barajı aşması gerekiyor. Birincisi işyeri barajıdır. Yürürlükten kaldırılan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda %50 olan işyeri barajı bu kanunun yerine yürürlüğe giren 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile %40 a düşürüldü. THY ve Teknik AŞ de çalışanların büyük çoğunluğu Hava-İş üyesi olduğu için bu işyerlerinde işyeri barajı sorunu yok. Ancak gerek Teknik AŞ deki işkolu değişikliğine ilişkin yaşanan dava süreci ve gerekse THY de örgütlenmeye çalışan başka sendikaların varlığı bu konuda da ileride sorun yaşanma ihtimalini güçlü kılıyor. İkincisi ve asıl sorun olanı ise ülke barajı. Ülke barajı sendikanın, faaliyet gösterilen iş kolunda çalışanların belli bir oranını üye bulundurmasıdır. Basit bir benzetmeyle milletvekili seçimlerindeki %10 olan ülke barajına benzetebiliriz. Bu barajı aşamayan sendika bir işyerinde çalışan üyelerin tamamına sahip olsa dahi Toplu İş Sözleşmesi imzalayamaz. Eski kanuna göre ülke barajı %10 iken yeni kanunla ülke barajı %3 e düşürüldü. Ancak işkollarının değiştirilmesi ve Havacılık İş Kolunun yerine onu da kapsayan çok daha geniş bir Taşımacılık İş Kolunun getirilmesiyle sektörümüzde çalışan işçi sayısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayınladığı Temmuz 2013 istatistiklerine göre yaklaşık 700 bine çıktı. Hava-İş in ülke barajı için sahip olması gereken üye sayısı yaklaşık 21 bin. Temmuz 2013 istatistiklerindeki üye sayısı ise 13.500 ve ülke barajı oranı %1,96 da kalıyor. Kanun koyucu Hava-İş benzeri birçok sendika bulunduğu ve bir anda sendikaların ülke barajı altında kalma riski bulunduğu için %3 barajını aşamalı olarak 2015 yılına kadar %1, 2018 yılına kadar da %2 olarak uygulama kararı aldı. Bu şu anlama geliyor: Temmuz 2013 istatistiklerine göre 2 yıl sonra Hava-İş Sendikası hiçbir yerde Toplu İş Sözleşmesi imzalayamayacak. Bu nedenle yapılacak seçimlerde kim kazanırsa kazansın ilk ve en önemli sorunu ülke barajını aşmaktır. Teknik AŞ’deki yetki davası olumsuz sonuçlanır ve buradaki 2000 civarındaki üye de giderse yeni yönetimin işi çok daha zorlaşacak. Ancak yaşı 50’nin üzerinde 60’a merdiven dayayan başkan adaylarından birinin başa gelmesi durumunda üyelerinin çoğunluğunu 30’lu yaşlarda olan çalışanların geleceğini ne kadar koruyabileceği ise muamma.
  • Atilay Ayçin Yönetiminin aldığı grev kararına çalışanların %90’ından fazlasının itibar etmemesi sendika yönetiminin çalışanlardan kopuk olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu kopukluğun en büyük nedeni ise Sendikanın başında bulunanların küçük olsun benim olsun mantığıdır. Zira bugüne kadar yapılan sendika seçimlerindeki en büyük sorun, çalışanların sendikadan kopuk olmasından dolayı sendika seçimlerine katılım gösterilmemesidir. Üyelerin birçoğuna sendikaya niye üye oldukları sorulduğunda sadece “Toplu İş Sözleşmesinden faydalanmak için zorunluymuş” cevabı veriliyorsa ve alınan grev kararına kabin hariç çalışan 100 kişiden 99 u katılmıyorsa (bunlara sendikanın atadığı sendika temsilcileri de dahil) bunu sadece işverenin tehditlerine bağlamak çok gerçekçi olmasa gerek. Son zamanlarda ortaya atılan ve ciddi şüphe uyandıran bir iddia, katılımı olmayan ve çalışanların ilgilenmediği bir grevin uzatılmasının sadece seçimlere yönelik bir hamle olduğu ve geçmiş senelerde olduğu gibi düşük bir katılımla (greve katılan uçuş personelinin oy kullanmasıyla yaklaşık 100 delege çıkaracak uçuş işletmenin alınacağı ve 4 yıl daha iktidarda kalınacağı düşüncesiyle)iktidarda kalma hesabı yapıldığıdır. Hava-İş Başkanlar Kurulunun yaptığı açıklamada yaptığı açıklamada bunların gerçek dışı iddialar olduğu belirtilmiş. Umarız dedikleri doğrudur. Açıklamalarının gerçek olduğunu göstermek için Hava-İş Yönetimine açık çağrıda bulunuyoruz: Seçim sandıklarını çalışanlardan kaçırmadan ve gerekirse özellikle uçuş işletmedeki katılımı artırmak için seçim süresini uzatın. Sendika seçimlerine tüm üyelerin katılımını sağlamaya hep birlikte çalışalım. Bu şekilde gelecek bir yönetimin çok daha güçlü olduğu aşikardır. Sendikada gerçek bir demokrasi için çoğunluğun katılımı şarttır. Tabi siz de çoğunluğun değil kendilerinin dediklerinin olmasını isteyen “gezi eylemcilerinden” değilseniz.

Emek Meclisi'nden yapılan açıklamada:

Uçuş işletme başkanlığı kabin ve kokpit birimlerinde yapılacak delege seçimlerinde, demokratik temsil ve tüm çalışanlar için katılım şartlarının sağlanması mümkündür.

1- Sandık kurulu seçiminin tüm gurupların katılımı ile demokratik şekilde yapılmasının temini,

2- Sandık kurulunun temsiliyet açısından meşruluk kazanması ve seçimlerde herhangi bir şaibeye yol açmaması için tüm gurupların sandık kuruluna eşit sayıda temsilci vermesinin sağlanması,

3- Seçim sandıkları, üyelerin en kolay ve rahat ulaşabileceği yerlere kurulmalıdır. bu yerler kabin ve kokpit ekiplerinin iş-uçuş dinlenme odalarının bulunduğu alanlardır,

4- Hava-İş sendikamızın ana tüzük 7. madde gereği 3 gün olan askı süresinin 5 güne uzatılarak üyelerin kontrol itiraz ve düzeltme haklarının sağlıklı olarak kullandırılması,

5- Seçim sandıklarının uçucu personelin, uçuş saatleri göz önüne alınarak ve iş akışı düşünülerek,  en az 3 gün açık tutulmasının sağlanması, bu konuda adli organlara ve işverene müracat edilerek gereğinin yapılması. demokratik, şeffaf, şaibesiz ve tüm üyelerin katılımının sağlanacağı bir delege seçimi,

Hava-iş sendikamızın tüzelliğine gölge düşürmeyecek dahada güçlendirecektir.

Saygılarımızla.

EMEK MECLİSİ TALEPLERİ SIRALADI!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (15)

iPhone Uygulaması ~ 3 yıl önce
Reform hareketi denilen yonetim sendikanin basina geldigi an kabin-kokpit bittigimiz andir! Hukumet yanlisi bir yonetim istemiyoruz!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Ülkemizde en çok yakınılan konulardan birisidir lider sultası. Ya da diğer bir deyişle koltuk sevdası. Sadece sendika başkanlarına has bir durum değildir bu hastalık. Siyasetçilerde ve diğer başka meslek gruplarında da görülen bir durumdur. Kendilerini meşrulaştırmak için de nasıl olsa seçimle geliyoruz, insanlar istemezse zaten burada bulunmazdık diyerekten de avuturlar kendilerini. Aslında kendileri de çok iyi bilirler ki bir kez iktidarı ele geçirdikten sonra bir daha kopmazcasına yapışırlar o koltuklarına. Bu uğurda her türlü yol mübahtır. İktidarın verdiği avantajlar da rakipleri ve rakip olmasa dahi olma olasılığı bulunanları diskalifiye etmekte kullanılır. Hatta çok samimi olunan ve birlikte yola çıkılan insanlarla da kanlı bıçaklı olunabilir bu uğurda. Bunun birçok örneği toplumun değişik kurumlarında görülmektedir. Maalesef bu kurumlardan biri olan sendikamızda da bu örnekler yaşanmıştır. Daha önce Atilay Ayçin ile birlikte olan Ali Gülçiçek de onun yönetiminde baş temsilcilik yapan Bahadır Altan da bugün rakip olarak karşısına geçmişlerdir. Bir önceki seçimde birlikte hareket eden Ali Gülçiçekle Bahadır Altan hızlarını alamamış olacaklar ki birbirlerinin karşılarına da dikildiler. Şimdi samimi olarak Atilay Ayçin’e soruyoruz: Bir kişi kaç yıl sendika başkanlığı yapmalıdır? Ama dürüstçe cevap vermeli, insanlar istediği kadar ya da bana bu görev layık görüldüğü müddetçe tarzında klasik bir cevap istemiyoruz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Çicekci ~ 3 yıl önce
Kaçyıl THY de çalışmalı bir insan? Kaçyıl aynı evde ikamet etmeliyiz?Yeni aldığımız arabayı kaç yıl kullanmalıyız? Hamdi Topçu ne kadar zaman yönetim kurulu bşk yapmalı?....sor bunlarıda! Asıl,hükümetin neyisiniz? O nu cevaplayı verin :)
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Bir sendikanın Toplu İş Sözleşmesi imzalayabilmesi için iki barajı aşması gerekiyor. Birincisi işyeri barajıdır. Yürürlükten kaldırılan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda %50 olan işyeri barajı bu kanunun yerine yürürlüğe giren 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile %40 a düşürüldü. THY ve Teknik AŞ de çalışanların büyük çoğunluğu Hava-İş üyesi olduğu için bu işyerlerinde işyeri barajı sorunu yok. Ancak gerek Teknik AŞ deki işkolu değişikliğine ilişkin yaşanan dava süreci ve gerekse THY de örgütlenmeye çalışan başka sendikaların varlığı bu konuda da ileride sorun yaşanma ihtimalini güçlü kılıyor. İkincisi ve asıl sorun olanı ise ülke barajı. Ülke barajı sendikanın, faaliyet gösterilen iş kolunda çalışanların belli bir oranını üye bulundurmasıdır. Basit bir benzetmeyle milletvekili seçimlerindeki %10 olan ülke barajına benzetebiliriz. Bu barajı aşamayan sendika bir işyerinde çalışan üyelerin tamamına sahip olsa dahi Toplu İş Sözleşmesi imzalayamaz. Eski kanuna göre ülke barajı %10 iken yeni kanunla ülke barajı %3 e düşürüldü. Ancak işkollarının değiştirilmesi ve Havacılık İş Kolunun yerine onu da kapsayan çok daha geniş bir Taşımacılık İş Kolunun getirilmesiyle sektörümüzde çalışan işçi sayısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayınladığı Temmuz 2013 istatistiklerine göre yaklaşık 700 bine çıktı. Hava-İş in ülke barajı için sahip olması gereken üye sayısı yaklaşık 21 bin. Temmuz 2013 istatistiklerindeki üye sayısı ise 13.500 ve ülke barajı oranı %1,96 da kalıyor. Kanun koyucu Hava-İş benzeri birçok sendika bulunduğu ve bir anda sendikaların ülke barajı altında kalma riski bulunduğu için %3 barajını aşamalı olarak 2015 yılına kadar %1, 2018 yılına kadar da %2 olarak uygulama kararı aldı. Bu şu anlama geliyor: Temmuz 2013 istatistiklerine göre 2 yıl sonra Hava-İş Sendikası hiçbir yerde Toplu İş Sözleşmesi imzalayamayacak. Bu nedenle yapılacak seçimlerde kim kazanırsa kazansın ilk ve en önemli sorunu ülke barajını aşmaktır. Teknik AŞ’deki yetki davası olumsuz sonuçlanır ve buradaki 2000 civarındaki üye de giderse yeni yönetimin işi çok daha zorlaşacak. Ancak yaşı 50’nin üzerinde 60’a merdiven dayayan başkan adaylarından birinin başa gelmesi durumunda üyelerinin çoğunluğunu 30’lu yaşlarda olan çalışanların geleceğini ne kadar koruyabileceği ise muamma.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Çicekci ~ 3 yıl önce
Bu rakamlarla açıklamaya çalıştığın kanunu dahi tam bilmediğiniz açık! THy mi size bu bilgileri veriyor yoksa AKP mi? Hocam,şu yazdıklarını bi oku! Senin yazdığın rakamlarla bile Havaiş in 2 yıl daha ülke barajı derdi yok!Kaldıki Temmuz verileri ile belirttiğin üye sayısıda yalnış,sendika bu rakama itiraz etti düzelttirdi.Sadece THY A.O daki üye sayısı 13.500 dür...Hepsini bir kenara bırakalımda,Bu sendika nerelerde örgütlü,biliyormusunuz? Mesela Onurair,mesela ISG,mesala Pegasus,mesela TGS,mesela AtlasJet...haberin varmı bunlardan? Ayrıca, "Akıl,yaşda değil Baştadır" derler.
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Atilay Ayçin Yönetiminin aldığı grev kararına çalışanların %90’ından fazlasının itibar etmemesi sendika yönetiminin çalışanlardan kopuk olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu kopukluğun en büyük nedeni ise Sendikanın başında bulunanların küçük olsun benim olsun mantığıdır. Zira bugüne kadar yapılan sendika seçimlerindeki en büyük sorun, çalışanların sendikadan kopuk olmasından dolayı sendika seçimlerine katılım gösterilmemesidir. Üyelerin birçoğuna sendikaya niye üye oldukları sorulduğunda sadece “Toplu İş Sözleşmesinden faydalanmak için zorunluymuş” cevabı veriliyorsa ve alınan grev kararına kabin hariç çalışan 100 kişiden 99 u katılmıyorsa (bunlara sendikanın atadığı sendika temsilcileri de dahil) bunu sadece işverenin tehditlerine bağlamak çok gerçekçi olmasa gerek. Son zamanlarda ortaya atılan ve ciddi şüphe uyandıran bir iddia, katılımı olmayan ve çalışanların ilgilenmediği bir grevin uzatılmasının sadece seçimlere yönelik bir hamle olduğu ve geçmiş senelerde olduğu gibi düşük bir katılımla (greve katılan uçuş personelinin oy kullanmasıyla yaklaşık 100 delege çıkaracak uçuş işletmenin alınacağı ve 4 yıl daha iktidarda kalınacağı düşüncesiyle)iktidarda kalma hesabı yapıldığıdır. Hava-İş Başkanlar Kurulunun yaptığı açıklamada yaptığı açıklamada bunların gerçek dışı iddialar olduğu belirtilmiş. Umarız dedikleri doğrudur. Açıklamalarının gerçek olduğunu göstermek için Hava-İş Yönetimine açık çağrıda bulunuyoruz: Seçim sandıklarını çalışanlardan kaçırmadan ve gerekirse özellikle uçuş işletmedeki katılımı artırmak için seçim süresini uzatın. Sendika seçimlerine tüm üyelerin katılımını sağlamaya hep birlikte çalışalım. Bu şekilde gelecek bir yönetimin çok daha güçlü olduğu aşikardır. Sendikada gerçek bir demokrasi için çoğunluğun katılımı şarttır. Tabi siz de çoğunluğun değil kendilerinin dediklerinin olmasını isteyen “gezi eylemcilerinden” değilseniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000